"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sağlıklı yaşlanmak sloganı

Nurbanu Şen
21 Mayıs 2021, Cuma
Sağlıklı bir beden hepimizin en büyük sevdası haline geldi. Çünkü sağlık çok büyük bir nimet. Sağlıklı bir beden için kanın Ph değerinin 7,36 ile 7,44 arası değerlerde olmasının önemli olduğu vurgulanır.

Beden alkali durumdan, asidik hale geçmeye başlayınca yani kısaca asid-baz dengesi bozulunca beden ayarları da bozulmaya başlar. Asidik bir ortam cilde, bağırsaklara, kemiklere aslında bütün vücuda zarar verebilir ve beden de asid fazlası olanlar enfeksiyonlara! Ve hastalıklara! Daha açık hale gelir.

Yediklerimiz, içtiğimiz sular, soluduğumuz hava, stres, paketli gıdalar, Ph seviyesini etkiliyor. Kansere kadar giden ağır bir yolculuk başlıyor.

Bedenî bazı hastalıklarımız bazen sinyal verir bize, bedenin asit-baz dengesi bozuk diye. Meselâ kaşıntı, kronik yorgunluk, eklem ağrıları, zayıf bağışıklık sistemi, felç, kalp krizi, alerji, obezite, hazımsızlık ilaâhir...

Ve bu hususda yüzlerce çözüm önerileri söylenir durur heryerde. Koca koca uzmanlar görsel ve yazılı medyada şu dağılmaya, çürümeye ve ölmeye mahkûm maddî bedenin sağlıklı olabilmesi adına, binlerce tavsiye önerir, kitap yazar ve söyleşi yaparlar.

Hele bu covit döneminde, neredeyse herbirimiz uzman olduk. Bağışıklık sisteminin nasıl kuvvetli hale getirmeliyiz konusunda.

Tavsiyeler havada uçuştu. Hatta bazen beynimiz yandı ne yesem, ne kullansam diye karar verebilmek adına. Ve öğrendik ki beden sağlığı ve bağışıklık sistemi kuvvetli ise hangi mikrop gelirse gelsin bu bedende yer bulamaz. Sağlıklı yaşlanmak sloganı ile bu konuşmalar devam eder gider.  

Bu bağlamda başımızdan geçen trajikomik bir durumu tarif edeyim: Eşimi götürdüğüm fizik tedavi doktoru covit’i atlattığımızı duyunca eşime dair yapacağı hekimlik hizmetini durdurup kendi canının derdi ile; Nasıl yendiniz covit’i? Kullandıklarınızın en etkilisi neydi sizce? diye sordu.

Paylaştığımız bilgiler sonucu kapıya kadar uğurluyarak “Aman Allah’ım can ne kadar tatlıymış” diye bizleri tebessüme getirdi.

Maddî beden asidik olsa ortaya çıkan sonuç yüzyıllık bir ömrü etkiler. Fakat manevî hayatımız ve sosyal hayatımızı kezzab gibi yakan asidik duygular neleri tahrip eder. Bu asidik duyguların başlıcaları nelerdir.

Evet insanız, muzır madenler nevinden bünyemizde asidik duygu diye tarif edilen negatif mizaçlar ve hisler vardır. Ve bu da imtihanın gereğidir de. Her bedende potansiyel kanserojen hücre bulunur, tetikleyen faktörler o uyuyan hücreyi aktif etmediği sürece bedene zararı yoktur.

İşte bu muzır madenler diye tarif edilen bu duygular bedende harekete geçtiğinde; huzuru, ihlâsı ve samimiyeti selp edecek kadar manamıza zarar verdiği gibi içimizdeki bu yangından mütevellit ağzımızdan çıkan asidik sözler; gıybet, su-i zan, su-i tevil, iftira ilâahir... Sosyal hayatımız ile beraber ahiretimizi de yakıyor maalesef.

Ne büyük hasaret yaşarken o duygunun elemi ile azap çekmek, bir de ahirette müflis tüccar durumuna düşmek. Nura hizmet etmek iddiasında bulunan ve bu uğurda ağzından çıkan berkler, ayaklar altından çıkan dumanlarla ortalığı toza dumana katmak. Rabbim böyle bir duruma düşmekten hepimizi muhafaza etsin. O yüzden bu duyguları Risale-i Nur penceresinden teşhis ve tedavi muhtevalı tesbitleri, başta nefsimin asidli duygularını tedavi için derleme arzusu ile  dillendirelim.

Okunma Sayısı: 1076
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı