"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Son vefatlar üzerine hatırladıklarımız...

24 Kasım 2020, Salı
Gerek, bu koronavirüs sebebiyle, gerek diğer şekillerde olsun, son vefat hadiseleri çok acaib bir hâl aldı.

Hem cemaatimizden, hem de diğer insanlarımızdan, memleketimizde çok vefatlar oldu. Kıyamet âlametlerinden sayılan “ani ölümler”, beklenen günün çok yaklaştığını işaret etmeye başladı. Ama bunu anlayan anladı, anlamayan anlamadı.

Bu anî ölümler, bize dünyanın fanîliğini, boş olduğunu bir kere daha gösterdi, hatırlattı. İnsanlar, ölmeden evvel birbirleriyle kardeşçe muamelede bulunsalar ne iyi olurdu.

Kâinatı, tesis ettiği bir nizam üzerine sevk ve idare eden Cenab-ı Hakk, Peygamberleri (aleyhümüsselâm) vasıtasıyla, insanlara tebliğ ettiği doğru yoldan ayrılmamalarını, yoksa sonlarının hüsran olacağını, hem bu dünyada, hem de öbür dünyada (âhirette) zelil ve rüsvay olacaklarını ifade etmiştir. Geçmiş asırlardaki Peygamberler (aleyhümüsselâm) zamanlarındaki insanlardan, dinleyenler kurtuldu. Dinlemeyenlere ise, yazık oldu.

Âhir zaman Peygamberi (asm), sadece bir kavme değil, bütün insanlığa ve cinlere de Allah’ın bir elçisi olarak gelmişti. İnsanların, hâl ve hareketlerini, dünyada yanlış yapmamalarını ve âhirete de bu yanlışlarla gidip, Cehenneme girmemeleri için İlâhî hitab olan Kur’ân’ın en büyük tercümanı olan Peygamberimiz (asm), Müslümanlar arasındaki birbiriyle olan münasebetlerini, hem Kur’ân’dan îzahlarla, hem de, hadis-i şerifleriyle anlatmıştır. Ama Müslümanların bir kısmı, hassaten de zamanımızda, kendi idraklerine göre bir din anlayışını esas alıp, Allah ve Peygamber (asm) emirlerine pek dikkat etmediklerinden, Müslümanlar arasında maalesef iman ve din kardeşliğinden ziyade parti, patırtı gibi sun’î bir araya gelmeler öne geçmiştir. Ondan dolayı da Müslümanlar arasındaki hakikî uhuvvet, kardeşlik, te’sis edilememiştir. Ve beraberinde de huzursuzluk, iftiraklar meydana gelmiştir.

Diğer taraftan, bizim cemaatlerimizde de hiç olmayan hâller tezahür etmiş, bazılarında, kardeşlik hukuku gitmiş, siyasette birlik gelmişti. Enaniyet, inad ve tarafgirlik de işi körükleyince, sun’î iftiraklar meydana gelmişti.  Aslında, “Nur kardeşliğinde İttihad ve ittifak” olması îcab ederken, böyle yanlışlar, hizmetlerimize de zarar veriyor maalesef. Hâlbuki siyaset bizim neyimize? Âhiretimizi kurtaracak mı, karartacak mı? Bunu düşünmemiz lâzım. Uhuvvet ve İhlâs Risalelerindeki düsturlarla birbirimize muamele etmezsek, o anî ölümler, bizlere de birden gelirse, ne yaparız? Lüzumsuz ve fındık kabuğunu doldurmayacak, tali, fer’i mes’elelerle birbirimizi üzüp, haksızlık yapıp, hukukuna tecavüz etmek, neye ve kime fayda sağlayacaktır? Düşünmemiz lâzım.

Her halükârda, dünyanın fanîliğini ve boş olduğunu hatırlayıp, çok kısa zaman sonra, ölümün bizlere de uğrayacağını unutmayıp, yarınki hesaba, şimdiden hazırlanmamız lâzım. Hassaten de, şu anda yaşayan bizler. Ölen öldü zaten. Artık onlar, amelleriyle baş başa kaldı. İş ki, biz hayatta olanlar kendimize gelmeliyiz. 

Rabbimiz, hepimizi istikametten, Kur’ânî sırat-ı mustakimden ayırmasın inşâallah!      

Okunma Sayısı: 1783
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Rüstem garzanlı

    24.11.2020 19:39:00

    Kaleminle ve kibâr kelâminle insanlığa ve bahusûs ayni meslek ve meşrep çatısı altında hizmet veren insanları ittihat ve tesanüde çağrı yapan bu güzel makaleniz için sizi tebrik ediyorum. Böylesi ittifak ve uhuvveti esas alan yazıların devamını bekliyoruz.Selâm ve dua ile ....

  • Mehmet16

    24.11.2020 11:21:53

    Allah razı olsun Osman abi

  • Hilal

    24.11.2020 11:04:28

    Osman abi, Allah razı olsun. O kadar güzel bir konuya temas etmişsiniz ki, inanın takdir edecek kelime bulamıyorum. Elinize, yüreğinize sağlık abi.

  • Sezai MUMCU

    24.11.2020 01:34:03

    1)Mükemmel bir tedkik, tahlil, tahkik; maalesef mezaristanlarin ve mezar taşlarının bize hatırlattığı bu Dünya hayatının faniliğini unuttuk, hayet bir cidaldir diyen feylezofların safsatalarına kulak astık, "ölüm haktır" gerceğini hep kendimizin değil ötekinin başına gelir telakki ettik. Korona salgını şüphesiz yer küresini tamamen tehdit eden bir MUSIBET. Hem de öyle bir MUSIBET ki, binlerce nasihattan daha keskin etkisi var.

  • Sezai MUMCU

    24.11.2020 01:33:43

    2)Hz. Azrail AS'ın ruhların kabzedilmesi vazifesinin kudsiyyetinin ve hakkaniyetini merhum ve muazzez Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin telif ettiği 6000 küsür sayfalık pek kıymetli Kur'an Tefsiri Risale-i Nur Külliyatı’ndan TAM DERS ALMIS NURCULAR bu Dünya'da Hz. Azrail AS'ı en seven kullardır.

  • Sezai MUMCU

    24.11.2020 01:33:17

    3)Niçin? Zira Hz. Azrail AS vazifesini yaparken kimseye bir hardal tanesi kadar haksızlık yapmaz. İnsanın önden gönderdikleri amelleriyle nasıl haketmişse ve Rabbinden bunun için vasifesinin usullerini emralmışsa öyle muamele ettiğini kesinlikle biliyoruz. Ruhların kabzedilmesi gayet kusî bir vazifedir. Bunu hakkıyla icra eden Hz. Azrail. AS gün gelecek bir günde tüm Müslümanların ruhunu kabzedecek... Sonra Kiyamet koptuğunda geriye kalan bütün ruhları bir anda kabzedecek kudsî kudret ona Cenab-i Hakk tarafından verilmiştir.

  • Sezai MUMCU

    24.11.2020 01:32:37

    4)Bizim tanimadigimiz, Allah tarafından yaratılmış öylesine kudretli Melekler var ki Dünyamiz'dan milyarlar kat büyük YILDIZLARI bir gülle gibi Dünya'ya atıp Dünya'yı dağıtabilirler. Gayet nafî ve vafî makalenizi okurken bana tedaî ettirdiklerinden bir kaçını arzettim. Allah sizden razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı