"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Akıldan uzak görüp inkâr etmek

Ramazan Çalışan
20 Temmuz 2022, Çarşamba
“Gel, ey muhakemesiz arkadaş! Sen şu sarayın sahibini tanımıyorsun ve tanımak da istemiyorsun. Çünki istib’ad (akıldan uzak görme) ediyorsun. Onun acib san’atlarını ve hâlâtını, akla sığıştıramadığından inkâra sapıyorsun.”1

İnsan, Cenab-ı Allah’a ve O’nun icraatına da kendi  ölçüleri içinde bakar. Halbuki, Cenab-ı Allah’ın eserlerine ve icraatına O’nun kudreti tarafından yaklaşmak gerekir. İnsan, kendi aczi noksanı ve sınırlı kapasitesi ile Cenab-ı Allah’ı, sıfatlarını, isimlerini ve icraatını değerlendirmeye kalkarsa, Allah’ın icraatlarını tam olarak kavrayamaz.

Kendisinin bir zerreyi bile yaratmaya gücü yetmedigini görünce, Allah’ın da yaratmasını aklı almayabilir.

Oysa, “Vâcibü’l-Vücud zâtında, mahiyetinde mümkine benzemediği gibi, ef’alinde de benzemiyor. Çünki Vâcibü’l-Vücud’un kudretine nisbeten yakın-uzak, az-çok, küçük-büyük, ferd-nev’, cüz’-küll aralarında fark yoktur.” 2

Nasıl ki, güneşin yeryüzünün tamamını aydınlatması ile yeryüzünde bir noktayı aydınlatması arasın fark yoktur ve ikisi de güneş için aynı derecede kolaydır, bunun gibi, Cenab-ı Allah’ın kudreti karşısında bir zerre ile güneş aynıdır. Atomun çekirdeği etrafında dönen elektronlarla, güneş ile onun etrafında dönen yörünğeler onun kudretine nisbeten birdir. Çünkü kudreti sonsuzdur. Sonsuzdan bir şey eksilmediği için, bir baharı bir çiçek kolaylığında yarattığı gibi, cenneti de bir bahar kolaylığında yaratır.

İşte bütün bunları fehmetmekte akıl mütehayyir kalıyor ve “Cenab- Allah aynı anda heryerde nasıl olabiliyor?” diye soruyor. Oysa mahlukatta bunların örnekleri var. Güneş bütün gözlere aynı anda ışık verdiği gibi bütün çiçekler de aynı anda fotosendez yapıyor. Mahlukatta bu böyle olursa, sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi Cenab-ı Allah bütün işleri aynı anda yapabilir.

Halbuki asıl istib’ad, asıl müşkilât ve hakikî suubetler ve dehşetli külfetler, onu tanımamaktadır.3

Nasıl ki, bir kâğıtta bir kelime yazılmış yanında bir kalem var. Yazanı da görmüyoruz. Ya diyeceğiz bu harfi mürekkep yazdı. Materyalistlerin eşyanın vücuda gelmesini zerrelere vermesi gibi. Veya bu bu kelimeyi kâğıt yazdı diyeceğiz. Tabiatperestlerin eşyanın yaratılışının tabiata vermeleri gibi. Ya da bu harfi kalem yazdı. Esbapperestlerin sebebe vermesi gibi. Bunu da akıl kabul etmez. Çünki bu kelimeyi yazmak için ilim gerekli. Bu ilim ne zerrede, ne kâğıtta nede kalemde bulunmaz.

Eğer katibi tanırsak, mürekkep katibin mürekkebi, kâğıt katibin kâğıdı, ilim katibin ilmi. Bu katip bu ilmini bu kalemi kullanarak bu kâğıda yazdı dersek, gayet kolay olur.

Aynen öyle de, bu kâinat kitabının katibi inkâr edildiğinde, bütün eşyanın yaratılışını ya zerrelere, ya tabiata, ya da  sebeplere verilmiş  olur ki, asıl istib’ad yani, akıldan uzaklık o zaman olur.

Dipnotlar

1- Sözler, 22.söz. 9. Bürhan

2- Mesnevi-i Nuriye, Zerre

3- Sözler, 22.söz 9. Bürhan

Okunma Sayısı: 881
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı