"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dersde mesul olmamak

Rifat OKYAY
21 Ocak 2024, Pazar
Bugünlerde akıl-kalp ve ruh-sır’ın doğduğu faydalandığı ve istifade ettiği zamanımızın muhteşem bir Kur’an tefsiri Risale-i Nurların okunması ve anlaşılması yine gündemde.

Risale-i Nurların telifinden bu yana yaklaşık yüz sene geçmiş okunması, paylaşılması konularında ise yüzlerce tecrübe yaşanmış. Bizatihi Said Nursi’nin Risale-i Nur talebeleri ile birlikte yaptıkları dersler, özellikle de Isparta’da sabah namazından sonra yapılanlar ehemmiyet kesbetmekte, önem arz etmektedir.

Kendisi, dersin konusunun vaziyetine göre eğer gerekiyorsa bir kelime, bir cümle veya bir paragraf veya umumen dersin tamamı konularında izahlarda bulunmuş. Okuyanın dersine müdahil olmuştur. 

Zübeyir Ağabeyin de konferansta ifade ettiği gibi, Risale-i Nurların düzgün anlaşılır okunması ve metne müdahale etmemek, yorumlara girmemek esas olmuştur.

Evvel ve ahir, önden ve sondan, Risale-i Nur dersinin formatı, okunma şekli ve tarzı bellidir.

Bediüzzaman tekrar tekrar anlamak için, okumayı daima ön planda tutmuştur. Kendisinin Risale-i Nur’u nefsine okumalarından örnekler vermiştir. Mesela Haşir risalesini kırk, elli ve yüz defa okuduğunu lahikalar da ifade ediyor. Zaten bütün Risale-i Nur okuyanlar çok iyi biliyorlar ki; Risale-i Nurlar tekrar tekrar okundukça okuyanlara açılır. Her okumada okuyanı; ayrı ayrı te’kid ve tasdik edici, ikna edici, huzur verici, zevk ve lezzetlere gark edecek tefekkür ufuklarına taşır, götürür belki de uçurur.

Biraz da; bu izah ve yorumlara ve dahi Bediüzzaman’ın artı ekleme ve çıkarmalara baktığımızda düşünüyoruz ki acaba nefis ve şeytanın haricinde başka aldatmalar ve başka işlere alet olmaları mı var diye düşünmek, akıl etmek zorunda ve mecburiyetinde mi kalacağız acaba. 

Dava; biraz okuyanın gayretinde, biraz da Risale-i Nurların kudsi, manevi, inayet altındaki tesisatındadır. Risale-i Nur okuma, anlama ve anlatımlarında manalara ve verilmek istenen fikirlere tamamen ayna olmak, hissettirmek veya hakim olmak diye nefsi hiçbir şekilde düşüncesi olmamalıdır. Eğer inayet ve ihsanın önüne; gurur, enaniyet, hodfüruşluk, hodperestlik, kendini beğenmişlik ve ali makamlarda görme hal, tavır ve endişeleri olursa sonuç daima neticesiz olur. Başarısız ve tesirsiz bir ders olur ve Rabbim muhafaza etsin dersi böyle, bu şekillere sokuyorum diyen de mesul olur.

Okunma Sayısı: 1489
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı