Bazı konular vardır ki hiç değerini kaybetmez; daima faydaların ve iyiliklerin yanında yer alırlar. Onları anlatır, ifade eder ve insanlara ulaştırırlar.
Asrın muazzam tefsiri olan Risale-i Nurlar da bu kıymet ve fayda dairesinin içerisindedir. Evet, Risale-i Nurlar Müslümanlar ve bu asrın garip insanları için çok kıymetli bir Kur’ân tefsiridir. Ancak bu tarif ve tanıtım cümleleriyle iktifa edilmemelidir.
Risale-i Nur okumaları için en güzel değerlendirme, kıymet verme ve faydalanma yolu; onları dikkatlice ve devamlı okumaktır.
Eğer Risale-i Nurlar, ifade ettikleri ve anlattıkları iman, Kur’ân ve İslâmiyet hakikatleri için okunur ve anlaşılmaya çalışılırsa kıymet kazanırlar; büyük bir değerler manzumesini ifade ederler.
Risale-i Nurları okumanın faydaları ve kıymeti, telifinden itibaren geçen zaman içerisinde, özellikle de Risale-i Nur talebeleri tarafından anlaşılmış, yaşanmış ve ifade edilmiştir. Ancak bir husus vardır ki, üzerinde daha fazla durulmaya ihtiyaç bulunmaktadır. O da şudur:
Risale-i Nur, kıyamete kadar faydalanılacak iman, Kur’ân ve İslâmiyet hakikatlerini ifade ettiği için, onu bir kere okuyup bu okuma ve anlamayla yetinmek maalesef zahirî, dışa bakan; zamanla tükenen, sönen ve tesirini kaybeden bir okuma ve anlama şekli olmuştur.
Çünkü Risale-i Nurlar ne kadar okunur, anlaşılır ve anlatılırsa; manaları ve tesirleri itibariyle o kadar parlar, o kadar faydalar sunar.
Bediüzzaman Said Nursî’nin Haşir Risalesi, Âyetü’l-Kübrâ Risalesi ve diğer imanî hakikatleri ifade eden eserleri için kullandığı; “Kardeşim, ben elli defa okudum”, “Kardeşim, ben yüz defa okudum”, “Kardeşim, ben iki yüz defa okudum” cümlelerinin arkasında aslında çok şey ifade eden şu hakikat vardır:
“Daha da okumaya ihtiyacım var!..”
Artık bizler de Risale-i Nurları okuyarak, onları kendimize bir manevî muallim yapabilmeliyiz. Ve bu manevî muallimin, “Daha da okumaya ihtiyacın var...” ihtarlarını duyabilmeliyiz.
Okuyalım, okuyalım ve tekrar okuyalım!...