Şu ahirzaman hadisatı içerisinde en büyük ve en önemli mesele, imanlı olabilmek ve başkalarının imanlarını kurtarabilmek için neşr-i Kur'ânîde ve imaniyede bulunabilmektir.
Evet, bu asır her şeyde olduğu gibi küfür ve imansızlık noktalarında da en ileri ve uç noktalarda görünüyor ve yaşanıyor. Hayat, teknoloji, psikoloji, insanlık ve hakikatler noktalarından imansızlığı en uç noktalardan tetikleyen ve tesir eden bu cereyanlarla mücadele ise; imana, Kur'ân'a ve İslâmiyet'e sarılmak ve onları yaşamakla mümkün olabilir.
Küfrün ve sefahatin getirdiği ve kabul ettirdiği her şey, imansızlığı tetikliyor ve bunda başarılı da oluyor. Bunların karşısında ise çok tesirli ve mücerreb bir ilaç zinciri olan, bu asrın muhteşem iman tefsirleri hükmündeki Risale-i Nurlar ilaç oluyor, faydalı oluyor ve bu dünyanın değil, öbür dünyanın da hayatlarını kurtarmaya vesile oluyor.
Nasıl ki imansız kafalar, küfrün, dalaletin, sefahatin, pisliklerin ve kayaların arasında kafalarını vuruyorlar, kırıyorlar ve hatta ölüyorlar; aynen öyle de Risale-i Nur'da vaz'edilen ve herkesin istifadesine sunulan iman, Kur'ân ve İslâmiyet hakikatleri de şimdi ahirzamanda meşhur olan akıllı ilaçlar gibi, imansızlığın tebeyyün ettiği her yarayı ve hastalığı buluyor; şifa veriyor, tamir ediyor ve kurtarıyor.
İman konusunda, Cenab-ı Hakk'ın Bediüzzaman Said Nursî eliyle ve Risale-i Nurlar diliyle ahirzaman insanlarına, imansızlık derdine ve hastalığına yakalananlara en tesirli devaları ve ilaçları ikram ve ihsan ettiği görülüyor. İnsanlara düşen tek vazife ise bu ilaçları okuyarak elde etmek ve yaşayarak kullanmaktır. Başkalarının da kullanmalarına ve kurtulmalarına vesile olmaktır.
Bu ahirzamanın yalçın kayalıkları hükmündeki günahlara, küfre, sefahate, dalalete ve fıska karşı bizim zahmetsizce ve yorulmadan kullanabileceğimiz Risale-i Nurlar gibi şifalı ve hakikatli bir tefsiri gönderdiği için Rabbimize, kâinatın zerratının mürekkebatı adedince şükür ve hamdolsun!