Afüv; mübâlağa ifâde eden bir sıfattır. Allâh’ın Esmâ-i Hüsnâ’sından olan Afüv Allâh’ın bir sıfatıdır.
Afüv: Kolaylıkla affeden, kulların kusurlarını günahlarını silen ve cezâlarını kaldıran demektir.
Âyet ve hadislere göre Afüv, Cenâb-ı Hakkın sâmîmî olarak istiğfâr ve tevbe eden kullarının günahlarını affetmesidir. Allâh, Kirâmen kâtibîn meleklerine emredecek ve îman eden kullarının günahlarını sildirecektir.
Rahmân ve Rahîm olan Rabbimiz bir âyetinde: “Allâh temizlenenleri ve tevbe edenleri sever.” buyurmuştur. Maddî temizlikle insan, maddî kirlerden temizlenmiş olur. Günahlar da mânevî kirlerdendir. Sabun maddî kirleri temizleyip yok ettiği gibi; tevbe de ruhumuzun mânevî kirleri olan günahları temizler.
Nisa sûresinin 4. âyetinde Rabbimiz Afüv olduğunu ve şirkin dışında bütün günahları affedeceğini şöyle müjdeliyor: “Allâhu Teâlâ, kendisine şirk koşulmasını aslâ affetmez. Şirkten başka günahları dilediği kimse için affeder. Allâh’a şirk koşan kimse, büyük bir günah ile Allâh’a iftira etmiş olur.”
Hadislerde de Rahmân ve Rahîm olan Rabbimiz, affetmeyi sevdiğini ve tevbekâr kullarını affedeceğini müjdelemiştir.
İşte bu bakımdan Hz. Âişe vâlidemiz Kadir Gecesinde peygamberimizin öğrettiği şekilde şöyle duâ etmiştir: “Ey benim Allâh’ım! Sen Afüv’sün. Affedip bağışlamayı seversin. Beni de affet.”
Evet, “Cennet de cehennem de insana ayakkabısının bağından daha yakındır.” Îman edip sâlih amel işleyenleri Cenâb-ı Allah, ebedî mutlu ve mesut olacakları cennet ülkesine gönderecektir.
Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem: “Beşer için öyle bir istikbalden haber veriyor ki, dünyevî istikbal, ona nisbeten bir katre hükmündedir. Ve öyle bir saâdetten müjde veriyor ki, dünyâ saâdetleri, ona nazaran rüyâlar gibi olur.. Bilhassa o zât, o cemâat-i uzmâda, umum zevilhayâta şâmil pek şedid bir ihtiyac-ı azîm için duâ eder. Ve onun duâsına, yalnız o cemâat değil, belki arz ve semâ ve bütün mevcûdât “Âmin” söyler. Yani, “Yâ Rabbenâ! Onun duâsını kabül eyle. Biz de o duâyı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz” derler (Mesnevî-i Nûriye, s.27)
Îman, ihlâs, ümit, şevk, beynel havf verrecâ, Kur’ân ve sünnet üzere kalınız.
(Merhum İbrahim Günaydın’ın vefatından önce gönderdiği yazıları, rahmete vesile olması duasıyla yayınlıyoruz.)