"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeriatı Meşrutiyet kuvvetiyle i’lâ

Risale-i Nur'dan
28 Temmuz 2026, Salı
Fena adama, “İyisin, iyisin” denilse iyileşmesi, ve iyi adama, “Fenasın, fenasın” denildikçe fenalaşması çok vuku bulmuştur.

Suâl: “Neden?”

Cevap: Faraza bazılarının altında büyük fenalıkları varsa da hücum edilmemek gerektir. Zira çok fenalık vardır ki iyilik perdesi altında kaldıkça ve perde yırtılmadıkça ve ondan tegafül edildikçe mahdut ve mahsur kaldığı gibi sahibi de perde-i hicap ve hayâ altında kendisinin ıslahına çalışır. Lâkin vakta ki perde yırtılsa, hayâ atılır; hücum gösterilse, fenalık, fena tevessü eder. Ben Otuz Bir Mart Hâdisesinde şuna yakın bir hal gördüm. Zira İslâmiyetin Meşrutiyetperver ve hamiyetli fedaîleri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i Meşrutiyeti Şeriata tatbik ile, ehl-i hükûmeti adalet namazında kıbleye irşad ve nâm-ı mukaddes-i Şeriatı Meşrutiyet kuvvetiyle i’lâ ve Meşrutiyeti Şeriat kuvvetiyle ibkà ve bütün seyyiat-ı sâbıkayı muhalefet-i Şeriat üzerine ilkà etmek için bazı telkinatta ve teferruatın tatbikatında bulundular. Sonra sağını solundan fark edemeyenler –hâşâ– Şeriatı istibdada müsait zannederek tûtî kuşları taklidi gibi “Şeriat isteriz!” demekle hakikî maksat ortada anlaşılmaz oldu. Zaten plânlar serilmişti. İşte o zaman, yalan olarak hamiyet maskesini takınan bazı herifler, o ism-i mukaddese tecavüz ettiler. İşte cây-ı ibret bir nokta-i siyah!..

["İşte bu nokta yüzünden, himmet oturmuş, ayağa kalkamamıştır. Şüphesiz, art niyetlerin gürültüsü, hürriyet musikisinin sadâsını bozmuştur. Meşrutiyet, sadece ismiyle az bir kısım insanlara inhisar ettirilmesi yüzünden, şerefinin asıl koruyucuları ondan ayrılarak çekilmişlerdir." (Arabî ibarenin meali] HAŞİYE

HÂŞİYE: Gitme, dikkat et. Âlîhimmet olanlar o hâdisede sükût ettiler. Garazkâr cerideler, hakikî hürriyetin sadâsını susturdular. Meşrutiyet pek az adamların üstüne münhasır kaldı. Fedakârları da dağıldılar. 

Eski Said Dönemi Eserleri, Münazarat, s. 190

LÛGATÇE:

ceride: gazete.

cevher-i hayat: hayat cevheri, can.

hamiyet: din, vatan, millet, aile gibi değerleri koruma duygusu ve gayreti.

ibkà: bâkileştirme, devam ettirme, kalıcı kılma.

i’lâ: yüceltme, yükseltme.

ilkà: koyma, bırakma.

Meşrutiyetperver: Meşrutiyeti seven ve değer veren.

nâm-ı mukaddes-i Şeriat: Şeriatın mukaddes ismi.

seyyiat-i sâbıka: geçmiş fenalıklar.

tegafül etmek: görmezlikten ve bilmezlikten gelmek.

tevessü etmek: genişlemek, yayılmak.

tûtî: papağan.

Okunma Sayısı: 260
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı