"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşru, hakikî meşrutiyetin müsemmasına ahd ü peyman ettim

Risale-i Nur'dan
27 Temmuz 2026, Pazartesi
Herkesin şevkini kıran ve neşesini kaçıran ve ağrazlar ve taraftarlıklar hissini uyandıran ve sebeb-i tefrika olan ırkçılık cemiyat-ı akvamiye teşkiline sebebiyet veren ve ismi meşrutiyet ve manası istibdat olan ve İttihat ve Terakki ismini de lekedar eden buradaki şube-i müstebidâneye muhalefet ettim.

Herkesin bir fikri var. İşte: Sulh-u umûmî, aff-ı umûmî ve ref’-i imtiyaz lâzım. Tâ ki, biri bir imtiyaz ile başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın. Fahr olmasın, derim: Biz ki hakikî Müslümanız; aldanırız, fakat aldatmayız. Bir hayat için yalana tenezzül etmeyiz. Zira biliyoruz ki, “En büyük hile, hileleri terk etmektedir.”

Fakat meşru, hakikî meşrutiyetin müsemmasına ahd ü peyman ettiğimden, istibdat ne şekilde olursa olsun, meşrutiyet libası giysin ve ismini taksın; rast gelsem sille vuracağım.

Fikrimce meşrutiyetin düşmanı, meşrutiyeti gaddar, çirkin ve hilâf-ı Şeriat göstermekle, meşveretin de düşmanlarını çok edenlerdir. “Tebeddül-ü esma ile hakaik tebeddül etmez.” ...

Ey ulü’l-emir! Bir haysiyetim vardı; onunla İslâmiyet milliyetine hizmet edecektim; kırdınız. Kendi kendine olmuş istemediğim bir şöhret-i kâzibem vardı; onunla avama nasihatimi tesir ettiriyordum, maa’l-mem- nuniye, mahvettiniz. Şimdi usandığım bir hayat-ı zaifim var. Kahrolayım, eğer idama esirgersem. Mert olmayayım, eğer ölmeye gülmekle gitmezsem. Sureten mahkûmiyetim, vicdanen mahkûmiyetinizi intâc edecektir. ...

Beni mihenk taşına vurdunuz. Acaba fırka-i hâlise dediğiniz adamlar böyle mihenge vurulsalar, kaç tanesi sağlam çıkacaktır? Eğer meşrutiyet bir fırkanın istibdadından ibaret ise ve hilâf-ı Şeriat hareket ise, “Bütün dünya, cin ve ins şahit olsun ki, ben mürteciyim!” Zira yalanlarla ittihad yalandır. Ve ifsâdât üzerine müesses olan ism-i meşrutiyet, fâsiddir. Müsemma-i meşrutiyet; hak, sıdk, muhabbet ve imtiyazsızlık üzerine beka bulacaktır...

Tarihçe-i Hayat, s. 82

LUGATÇE:

ahd ü peyman: söz ve yemin; and içmek.

cemiyat-ı akvamiye: milletçi cemiyetler; milliyetçilik fikrini öne alan klüpler; kavmiyetçi dernekler.

fâsid: doğru olmayan, bozuk, müfsid, yanlış olan.

fırka-i hâlise: saf, temiz topluluk. 

hilâf-ı Şeriat: Şeriata aykırı.

istibdat: keyfî, baskıcı yönetim; zulüm ve tahakküm.

meşrutiyet: hükümdarın yetkilerinin anayasa ve millet meclisi tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi.

müsemma: bir isimle isimlendirilen mana, hakikat.

müsemma-i meşrutiyet: meşrutiyet olarak isimlendirilen mana, hakikat.

ref’-i imtiyaz: ayrımcılığı kaldırmak.

sebeb-i tefrika: ayrılık sebebi.

sıdk: doğruluk.

şöhret-i kâzibe: geçici, yalancı şöhret, aldatıcı nâm.

şube-i müstebidâne: diktatörlerin, zulüm ve baskı yapanların yeri.

tebeddül-ü esma: isimlerin değişmesi.

Okunma Sayısı: 212
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı