Şimdiye kadar noksaniyetimiz ve tedenniyatımız, sû-i ahvâlimiz dört sebepten gelmiş:
1. Şeriat-ı Garrânın adem-i mürâat-ı ahkâmından,
2. Bazı müdâhinlerin keyfemâyeşâ sû-i tefsirinden,
3. Zâhirperest âlim-i cahilin veyahut cahil-i âlimin taassubât-ı nâbemahallinden,
4. Sû-i tâli’ cihetiyle ve sû-i intihap tarîkıyla müşkilü’t-tahsil olan Avrupa mehâsinini terk ederek, çocuk gibi hevâ ve hevese muvafık zünub ve mesâvî-i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki bu netice-i seyyie zuhur ediyor. Memurîn hakkıyla vazifesini îfâ etse, memur olmayan ilcaat-ı zamana muvafık sa’y etse,
sefâhete vakit bulamayacaktır. Bu iki kısmın herhangisinde bir fert, sefâhete inhimak gösterdi ise, bu, heyet-i içtimaiye içinde muzır bir mikrop suretine giriyor.
Beşinci Hakikat: Zaman-ı sâbıkta revâbıt-ı içtima ve levazım-ı taayyüş ve fevaid-i medeniyet o kadar tekessür ve teşâub etmediğinden, bazı kalîl adamların fikri devletin idaresine yarı kâfi gibi idi. Amma bu zamanda revâbıt-ı içtima o kadar tekessür etmiş ve levazım-ı taayyüş o derece taaddüd etmiş ve semerat-ı medeniyet o kadar tefennün etmiş ki, ancak yalnız kalb-i millet hükmünde olan Meclis-i Mebusan ve fikr-i ümmet makamında olan meşveret-i şer’î ve seyf ve kuvvet-i medeniyet menzilinde bulunan hürriyet-i efkâr o devleti taşıyabilir ve idare ve terbiye edebilir. Bu hakikate misal, eski hükûmet-i müstebide ve yeni hükûmet-i meşrutadır.
Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 95
LUGATÇE:
adem-i müraat-ı ahkâm: hükümlere riayet etmemek, uymamak.
âlim-i cahil: ilmi olup irfanı olmayan, hakikate karşı cahil kalan hoca.
cahil-i âlim: okumuş olduğu halde doğruyu idrak edemeyen, bilgili görünen cahil.
hükûmet-i meşruta: Meşrutiyet hükûmeti.
hükûmet-i müstebide: baskıcı, istibdat hükümeti.
hürriyet-i efkâr: fikir hürriyeti.
ilcaat-ı zaman: çağın mecburiyetleri, zorlamaları.
inhimak göstermek: düşkünlük göstermek.
kalîl: az.
keyfemâyeşâ: kendi keyfince.
levazım-ı taayyüş: yaşamak ve geçinmek için gerekli olan şeyler.
Meclis-i Mebusan: Millet Meclisi; seçilmişlerin, milletvekillerinin meclisi.
mehâsin: güzellikler, iyilikler.
müdahin: dalkavuk.
müşkilü’t-tahsil: elde edilmesi zor olan.
revâbıt-ı içtima: sosyal bağlar.
sa’y etmek: çalışmak.
seyf: kılıç.
sû-i ahvâl: kötü haller.
sû-i intihap: kötü tercih, yanlış seçim.
sû-i tâli’: bahtsızlık, kötü tâlih.
Şeriat-ı Garrâ: parlak şeriat.
taassubât-ı nâbemahal: yersiz bir şekilde tutuculuk göstermeler.
tedenniyat: alçalmalar, gerilemeler.
tekessür: çoğalma, artma.
teşâub: dallanma, kollara ayrılma.
zâhirperest: görünüşe takılıp kalan.
zünub ve mesâvî-i medeniyet: medeniyetin günahları ve kötülükleri.