"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Devleti meclis, meşveret ve hürriyet taşıyabilir

Risale-i Nur'dan
24 Nisan 2026, Cuma
Şimdiye kadar noksaniyetimiz ve tedenniyatımız, sû-i ahvâlimiz dört sebepten gelmiş:

1. Şeriat-ı Garrânın adem-i mürâat-ı ahkâmından,

2. Bazı müdâhinlerin keyfemâyeşâ sû-i tefsirinden,

3. Zâhirperest âlim-i cahilin veyahut cahil-i âlimin taassubât-ı nâbemahallinden,

4. Sû-i tâli’ cihetiyle ve sû-i intihap tarîkıyla müşkilü’t-tahsil olan Avrupa mehâsinini terk ederek, çocuk gibi hevâ ve hevese muvafık zünub ve mesâvî-i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki bu netice-i seyyie zuhur ediyor. Memurîn hakkıyla vazifesini îfâ etse, memur olmayan ilcaat-ı zamana muvafık sa’y etse,

sefâhete vakit bulamayacaktır. Bu iki kısmın herhangisinde bir fert, sefâhete inhimak gösterdi ise, bu, heyet-i içtimaiye içinde muzır bir mikrop suretine giriyor.

Beşinci Hakikat: Zaman-ı sâbıkta revâbıt-ı içtima ve levazım-ı taayyüş ve fevaid-i medeniyet o kadar tekessür ve teşâub etmediğinden, bazı kalîl adamların fikri devletin idaresine yarı kâfi gibi idi. Amma bu zamanda revâbıt-ı içtima o kadar tekessür etmiş ve levazım-ı taayyüş o derece taaddüd etmiş ve semerat-ı medeniyet o kadar tefennün etmiş ki, ancak yalnız kalb-i millet hükmünde olan Meclis-i Mebusan ve fikr-i ümmet makamında olan meşveret-i şer’î ve seyf ve kuvvet-i medeniyet menzilinde bulunan hürriyet-i efkâr o devleti taşıyabilir ve idare ve terbiye edebilir. Bu hakikate misal, eski hükûmet-i müstebide ve yeni hükûmet-i meşrutadır.

Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 95

LUGATÇE:

adem-i müraat-ı ahkâm: hükümlere riayet etmemek, uymamak.

âlim-i cahil: ilmi olup irfanı olmayan, hakikate karşı cahil kalan hoca.

cahil-i âlim: okumuş olduğu halde doğruyu idrak edemeyen, bilgili görünen cahil.

hükûmet-i meşruta: Meşrutiyet hükûmeti.

hükûmet-i müstebide: baskıcı, istibdat hükümeti.

hürriyet-i efkâr: fikir hürriyeti.

ilcaat-ı zaman: çağın mecburiyetleri, zorlamaları.

inhimak göstermek: düşkünlük göstermek.

kalîl: az.

keyfemâyeşâ: kendi keyfince.

levazım-ı taayyüş: yaşamak ve geçinmek için gerekli olan şeyler.

Meclis-i Mebusan: Millet Meclisi; seçilmişlerin, milletvekillerinin meclisi.

mehâsin: güzellikler, iyilikler.

müdahin: dalkavuk.

müşkilü’t-tahsil: elde edilmesi zor olan.

revâbıt-ı içtima: sosyal bağlar.

sa’y etmek: çalışmak.

seyf: kılıç.

sû-i ahvâl: kötü haller.

sû-i intihap: kötü tercih, yanlış seçim.

sû-i tâli’: bahtsızlık, kötü tâlih.

Şeriat-ı Garrâ: parlak şeriat.

taassubât-ı nâbemahal: yersiz bir şekilde tutuculuk göstermeler.

tedenniyat: alçalmalar, gerilemeler.

tekessür: çoğalma, artma.

teşâub: dallanma, kollara ayrılma.

zâhirperest: görünüşe takılıp kalan.

zünub ve mesâvî-i medeniyet: medeniyetin günahları ve kötülükleri.

Okunma Sayısı: 167
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı