"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kader ve cüz-î ihtiyârî niçin var?

Risale-i Nur'dan
18 Ocak 2020, Cumartesi 00:03

Yirmi Altıncı Söz Kader Risalesi

“Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Her şeyi Biz belirli bir miktar ile indiririz.” 

(Hicr Sûresi: 21.)

“Biz her şeyi Levh-i Mahfuz’da tek tek yazdık.”

(Yâsin Sûresi: 12.)

***

Kader ile cüz-î ihtiyârî iki mesele-i mühimmedir. Ona dair Dört Mebhas içinde birkaç sırlarını açmaya çalışacağız.

Birinci Mebhas

Kader ve cüz-î ihtiyârî, İslâmiyet’in ve imanın nihayet hududunu gösteren, hâlî ve vicdanî bir imanın cüzlerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir. Yani, mü’min, her şeyi, hatta fiilini, nefsini Cenab-ı Hakk’a vere vere, tâ nihayette teklif ve mes’uliyetten kurtulmamak için cüz-î ihtiyârî önüne çıkıyor; ona “Mes’ul ve mükellefsin” der. Sonra, ondan sudûr eden iyilikler ve kemâlât ile mağrur olmamak için kader karşısına geliyor; der: “Haddini bil, yapan sen değilsin.”

Evet, kader, cüz-î ihtiyârî, iman ve İslâmiyet’in nihayet merâtibinde; kader, nefsi gururdan ve cüz-î ihtiyârî, adem-i mes’uliyetten kurtarmak içindir ki, mesâil-i imaniyeye girmişler. Yoksa, mütemerrid nüfûs-u emmârenin işledikleri seyyiatının mes’uliyetinden kendilerini kurtarmak için kadere yapışmak ve onlara in’am olunan mehasinle iftihar etmek, gururlanmak, cüz-î ihtiyârîye istinad etmek, bütün bütün sırr-ı kadere ve hikmet-i cüz-î ihtiyâriyeye zıd bir harekete sebebiyet veren ilmî meseleler değildir.

Evet, manen terakkî etmeyen avâm içinde, kaderin cây-ı istimali var; fakat o da maziyat ve mesâibdedir ki, ye’sin ve hüznün ilâcıdır. Yoksa, maasi ve istikbaliyatta değildir ki, sefahete ve atalete sebep olsun. Demek, kader meselesi teklif ve mesuliyetten kurtarmak için değil, belki fahir ve gururdan kurtarmak içindir ki imana girmiş. 

Cüz-î ihtiyârî, seyyiata merci olmak içindir ki akideye dahil olmuş; yoksa mehasine masdar olarak tefer’un etmek için değildir.

Sözler, s. 524

LÛ­GAT­ÇE:

adem-i mes’uliyet: Sorumsuzluk, mes’uliyetsizlik.

avâm: Yüksek tabakadan olmayan; halk tabakası.

cây-ı istimal: Kullanım alanı.

cüz: Kısım, bölüm, parça.

cüz-i ihtiyârî: Arzu serbestliği; dilediği gibi hareket edebilme kabiliyeti; irade.

fahir: Kibirlenme, kendini övme.

hikmet-i cüz-i ihtiyâriye: Cüz-î ihtiyârînin veriliş hikmeti.

in’am olunmak: Nimetlendirilmek.

maasi: Günahlar, isyanlar.

maziyat: Geçmişe ait şeyler.

mehasin: İyilikler, güzellikler, hüsünler.

merâtib: Mertebeler.

mesâib: Musîbetler.

mesâil-i imaniye: İmanî meseleler.

mütemerrid: İnatçı; kötü fiilinde direnen.

nazarî: Teorik.

nüfûs-u emmâre: Kötülüğü emreden nefisler.

seyyiat: Seyyieler, kötülükler, günahlar.

sudûr etmek: Çıkmak.

tefer’un: Firavunlaşma, iyilikleri nefsine mal etme, kibirlenme.

terakkî: Yükselme, gelişme.

ye’s: Ümitsizlik, karamsarlık.

Okunma Sayısı: 1445
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı