"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Said Nursi, ilmiyle amel eden bir alimdi

22 Ekim 2026, Perşembe 01:28
Dr. Yaser Abdrabu Muhammed Ebû Hûte, "Said Nursî’nin düşüncelerinde sizi en çok etkileyen husus nedir?" sorusuna, "Diğer âlimlerle karşılaştırdığımda beni en çok etkileyen husus, onun ilmiyle amel eden bir âlim olmasıdır" şeklinde cevap veriyor.

RÖPORTAJ: İBRAHİM ERSOYLU
[email protected]
FOTOĞRAFLAR: ERHAN AKKAYA - YENİ ASYA

TAKDİM: 

İstanbul'da düzenlenen Bediüzzaman Sempozyumu'nda tebliğ sunan Dr. Yaser Abdrabu Muhammed Ebû Hûte ile konuştuk. Bediüzzaman ile alakalı "Diğer âlimlerle karşılaştırdığımda beni en çok etkileyen husus, onun ilmiyle amel eden bir âlim olmasıdır." diyen Dr. Yaser Abdrabu, "Ben onun, dinî değerlerin ve İslâmî kimliğin büyük bir baskı altında bulunduğu bir dönemde, Allah’ın kendisine yüklediği vazifeyi yerine getiren bir “müceddid” olduğunu düşünüyorum." sözleriyle Bediüzzaman hakkındaki düşüncesini net olarak ifade etti. Abdrabu'nun diğer değerlendirmeleri için buyrun…

Türkiye’de yayınlanan Yeni Asya Gazetesi adına size ülkemize “Hoş geldiniz” diyoruz. 

Hoş bulduk.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ben kardeşiniz Suudî Arabistan vatandaşı Dr. Yaser Abdrabu Muhammed Ebû Hûte. Hadis ilmi Hocasıyım. Mekke Ümmü’l-Kurâ Üniversitesinde 19 yıl eğitim gördüm. Mekke’deki Harem-i Şerif’te, Hadis Fakültesi ve Sünnet Bölümünde öğrenim gördüm. Şu anda Asya Üniversiteleri bünyesinde İslâmî Araştırmalar Fakültesinin dekanlığını yapıyorum.

Üniversiteniz nerede?

Üniversitemiz İnternet üzerinden eğitim veriyor. Gine, Somali ve Sudan’da şubeleri bulunuyor. Türkiye’de de temsilciliğimiz var.

Risale-i Nurları İslâmî Kitap Fuarı'nda tanıdım

 Said Nursî ve Risale-i Nur ile nasıl tanıştınız?

Benim Risale-i Nur ile ilk karşılaşmam Cidde’de düzenlenen İslâmî Kitap Fuarı vasıtasıyla oldu. Bu fuar her yıl düzenleniyor ve dünyanın birçok ülkesinden yayınevleri katılıyor.

Orada Said Nursî’nin eserlerinin sergilendiği bir stant gördüm. O zamana kadar Said Nursî hakkında hiçbir bilgim yoktu. Standın başındaki Türk kardeşlerden biri Arapça'yı çok iyi biliyordu. Bana Said Nursî, fikirleri ve Risale-i Nur hakkında bilgi verdi.

Ben de eserlerin bazı sayfalarına göz attım. Gerçekten beni etkileyen, güzel ve dikkat çekici ifadeler gördüm. O sırada eserlerden satın almadım; fakat Said Nursî hakkında araştırma yapmaya başladım.

Bu, yaklaşık 20 yıl önceydi. O dönemde Said Nursî’nin düşüncesi ve eserleri Mısır’da, Suudi Arabistan’da veya diğer Arap ülkelerinde yaygın olarak bilinmiyordu. Belki eserleri bazı yerlerde vardı; fakat benim onun talebeleriyle veya bu düşünceyi taşıyan insanlarla karşılaşma fırsatım olmamıştı.

Daha sonra Allah’ın takdiriyle Medine-i Münevvere’de güzel bir insanla, Dr. Eşref ed-Darafîlî ile tanıştım. Yanında Türkiyeli bir kardeşimiz de vardı. Bir otelde oturup sohbet ettik. Kendilerini Mekke’de beni ziyaret etmeye davet ettim. Sağ olsunlar, davetimi kabul ettiler.

Evime beni ziyarete gelip bana Risale-i Nur’un büyük ciltlerinden oluşan bir külliyat hediye ettiler. Böylece Risale-i Nur ile aramızdaki güzel ilişki başlamış oldu.

Daha sonra yaklaşık iki yıl önce Türkiye'ye davet edildim. Geldim ve beş günden fazla burada kaldım. İlişkilerimiz bundan sonra da devam etti. Ardından 13. Bediüzzaman sempozyumuna davet edildim ve tebliğimi sundum.

SAİD NURSÎ'NİN MÜCEDDİD OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

Said Nursî’nin düşüncelerinde sizi en çok etkileyen husus nedir?

Diğer âlimlerle karşılaştırdığımda beni en çok etkileyen husus, onun ilmiyle amel eden bir âlim olmasıdır. Bir âlim güzel kitaplar yazabilir ve insanların tamamı onun yazdıklarından istifade edebilir. Ancak o âlimi toplumun içinde göremiyorsanız, insanlarla doğrudan ilişki kurmuyorsa tesiri sınırlı kalabilir. İnsanları doğrudan etkileyen âlim ise onlarla yaşayan, onların arasına karışan; hayatıyla, davranışlarıyla, düşünceleriyle, yönlendirmeleriyle ve eğitimiyle topluma rehberlik eden âlimdir.

İnsanın davranışları, taşıdığı düşüncenin ve inancın en önemli göstergesidir. Toplumu değiştirmek isteyen bir insanın bunu öncelikle kendi hayatında göstermesi gerekir. Said Nursî’nin eserlerini Arapça'ya tercüme edilmiş hâlleriyle okudum. Buna rağmen eserlerinde gerçekten “nur üstüne nur” denilebilecek bir tesir hissediyorum. Onun sözleri çok etkileyici. İnsanların sadece ruhlarına değil, akıllarına da hitap ediyor. Akıl ile ruhu bir araya getiriyor.

Üstelik söyledikleri, kendi hayatıyla da bütünleşiyor. Çünkü Said Nursî, milletinin ve İslâm ümmetinin zor bir dönemden geçtiği bir zamanda mücadele etmiş, İslâmî kimliğin korunması için büyük fedakârlıklarda bulunmuş bir şahsiyettir.

Ben onun, dinî değerlerin ve İslâmî kimliğin büyük bir baskı altında bulunduğu bir dönemde, Allah’ın kendisine yüklediği vazifeyi yerine getiren bir “müceddid” olduğunu düşünüyorum. Said Nursî beni gerçekten çok etkiledi. Çünkü o, yaşadığı dönemin krizlerini ve ümmetin meselelerini bizzat yaşayan bir insandı. Onu, insanları boğulmaktan kurtarmaya çalışan bir kimseye benzetebiliriz.

Bir mesele insanın sadece zihninde bulunuyorsa etkisi sınırlı olabilir. Fakat Said Nursî, meseleyi aklıyla, kalbiyle ve davranışlarıyla yaşayan bir şahsiyetti. Bu sebeple toplum üzerindeki tesiri çok büyük oldu. Bunun en açık göstergelerinden biri de, onun düşüncesini benimseyen insanların bugün dünyanın birçok yerinde bulunmasıdır. Ben, Said Nursî’nin bu kadar geniş bir coğrafyada talebelerinin bulunduğunu daha önce bilmiyordum. Farklı kıtalarda, ülkelerde ve şehirlerde onun mesajını taşıyan insanların bulunması, onun düşüncelerinin insanlar üzerinde ne kadar güçlü bir tesir meydana getirdiğini gösteriyor.

Çünkü o, yaşadığı çağın meselelerine hitap ediyordu. Sözleri gerçek hayattan kopuk değildi. Aksine, yaşadığı dönemin şartlarını çok iyi analiz etmişti.

Said Nursî’nin eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırın

Yeni Asya okurlarına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Okurlara tavsiyem; Risale-i Nur’un ve Said Nursî’nin düşüncelerinin tanıtılması için daha fazla gayret göstermeleri gerekmektedir. İslâm dünyasındaki kültür kurumlarıyla, üniversitelerle, kütüphanelerle ve ilmî çevrelerle daha fazla ilişki kurulmalıdır.

Bu eserler mümkün olduğunca bu kurumlara hediye edilmelidir. Çünkü bugün çok geniş bir genç nesil Said Nursî’yi ve Risale-i Nur’u yeterince tanımıyor. Yeni nesil ile geçmiş nesil arasında bir bağ kurulması gerekiyor. Geçmişi bilen insanlar, geçmişte öğrendiklerini yeni nesle aktarmalıdır. Çünkü geçmişi olmayan bir toplumun bugünü ve geleceği de sağlam olmaz.

Bu sebeple Said Nursî’nin eserlerini ve düşüncelerini tanıtan kurumlara çağrım şudur: Daha fazla gayret gösterin. Onun eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırın. Çünkü Said Nursî’nin İslâm dünyasına ve insanlığa sunduğu mesaj, bütün Müslümanlara ulaşmaya değer bir mirastır. Arap ve İslâm dünyası olarak bizler de Türk milletine büyük bir saygı ve takdirle bakıyoruz. Çünkü Osmanlı Devleti, yaklaşık 800 yıl boyunca İslâm dünyasının önemli bir parçası olmuş ve İslâm medeniyetine büyük hizmetler sunmuştur.

Tarihi okuduğumuz zaman Türklerin İslâm dünyasına yaptığı hizmetleri açıkça görüyoruz. Avrupa’nın birçok şehrindeki camiler ve İslâmî eserler de bunun önemli göstergelerindendir.

Allah’tan, bu millet için yeniden İslâmî değerleri ihya edecek, ümmete hizmet edecek insanların yetişmesini diliyorum.

Osmanlı mirası bütün İslâm dünyası açısından önemlidir

Arap dünyasında Osmanlı ve Türkler hakkında farklı değerlendirmeler bulunduğunu söylediniz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda Arap ülkelerinde iki farklı yaklaşım vardır: Birinci yaklaşım, Osmanlı Devleti’ni ve Türkleri sömürgeci olarak değerlendiriyor. İkinci yaklaşım ise, Osmanlı Devleti’nin bir İslâm devleti olduğunu ve Osmanlı hâkimiyetinin sömürgecilik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.

Kanaatimce Osmanlı Devleti’nin İslâm tarihindeki yerini sömürgecilik çerçevesinde göstermek, İslâm tarihini ve medeniyetini itibarsızlaştırmaya yönelik bir yaklaşımın parçasıdır. Çünkü geçmişimizi kötü gösterirsek genç neslin kendisiyle, tarihiyle ve ecdadıyla gurur duymasını engellemiş oluruz. Osmanlı mirası sadece Türkiye açısından değil, bütün İslâm dünyası açısından önemlidir.

Alimlerin görevi topluma rehberlik etmektir

Türkiye’de düzenlenen bu tür ilmî toplantıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir dönem İslâmî faaliyetlerin ciddî biçimde sınırlandırıldığı bir ülkede bugün böyle uluslararası toplantıların yapılabilmesi önemli bir gelişmedir. Bunun Allah’ın bir lütfu olduğunu düşünüyorum. Bugün Türkiye’de fikirlerin ifade edilebildiği bir ortamın bulunması da önemlidir. Elbette devletin ve toplumun güvenliğinin korunması gerekir. Bizler devleti hedef almak veya ülkenin güvenliğini zedelemek istemiyoruz. Aksine, aydınların, âlimlerin, düşünürlerin, yazarların ve gazetecilerin görevi topluma rehberlik etmek; yanlış gördükleri hususları ifade ederek ülkenin daha iyiye ve daha güzele ulaşmasına katkı sağlamaktır.

Bir toplumun aydınlarının görevi, devletin ve toplumun varlığını korumak, ülkenin güvenliğine katkıda bulunmak ve onu hayatın farklı alanlarında daha ileriye taşımaktır.

İslâm tarihinden bu konuda bir örnek verebilir misiniz?

Hz. Ömer (ra) döneminde buna çok güzel bir örnek görüyoruz. Hz. Ömer (ra), kadınların mehirleri konusunda bir sınır getirmek istediğinde bir kadın ona itiraz etmiş ve Kur’ân-ı Kerîm’deki âyeti hatırlatmıştır. Kadın, “Allah, kadınlara verdikleri mehirleri geri almamalarını emrediyor” anlamındaki âyeti hatırlatınca Hz. Ömer (ra) kadının haklı olduğunu kabul etmiştir.

Bu olay, İslâm toplumunda insanların yöneticilere ve âlimlere doğru bildiklerini söyleyebilmelerinin güzel bir örneğidir. Burada önemli olan, hakikatin ortaya çıkması ve toplumun daha iyiye yönelmesidir.

Hocam, çok teşekkür ederiz.

Ben de teşekkür ederim. Allah razı olsun. Aslında ben bugün size bilgi vermekten çok, sizden istifade ettim. Bana Said Nursî ve Risale-i Nur konusunda ihtiyaç duyduğum birçok tarihî bilgiyi verdiniz. Teşekkür ederim.

Biz de teşekkür ederiz.

Okunma Sayısı: 181
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı