"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hastalıkla gelen uyanış

Rüstem GARZANLI
27 Ağustos 2026, Perşembe
Bazen insanın hayatında öyle bir hadise meydana gelir ki yalnız bedenini değil, hayata bakışını da değiştirir.

Bir yıl önce başlayan rahatsızlığım da benim için böyle bir dönüm noktası oldu. Vücudum hareket etmekte zorlanıyor, kalçalarım ağrıyor, kendimi halsiz ve bitkin hissediyordum. Hastanelerde yapılan tetkiklerden sonra korktuğum gerçekle karşılaştım: Kanser teşhisi konulmuştu. Ağır bir ameliyat, kemoterapi, uzun süren tedavi ve hastanelerle geçen bir dönem başladı. 

Onkoloji servislerinde aynı imtihanı yaşayan nice insan gördüm. Kimileri şifa buldu, kimileri tedavisine devam etti, kimileri de ebedî âleme göçtü. Risale-i Nur talebelerinden Ali Rıza Demir ve Müslüm Hasoğlu da bu hastalıkla mücadele ederek vefat ettiler. Cenab-ı Hak hepsine rahmet eylesin. Benim imtihanım ise devam ediyor; fakat bugün Allah’ın izniyle daha iyiye doğru gittiğimi söyleyebiliyorum.

Ben bunları hastalığımı anlatmak için değil, hastalığın bana anlattıklarını paylaşmak için anlatıyorum. Çünkü insan sağlıklıyken bazı hakikatleri zihnen bilir; hastalık geldiğinde ise o hakikatler kalbe iner. Hastalık bana üç büyük ders verdi:

Birinci ders: Sabır ve tevekkül.

Günler, haftalar ve aylar süren tedavide insanın elinde kalan en büyük sermaye sabırdır. Bediüzzaman Hazretleri Hastalar Risalesinde  “Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret” diyerek hastalığın başka bir cihetle derman olabileceğine dikkat çeker. Hastalık sırasında sabrın sadece bir nasihat değil, insanın dayanacağı bir kuvvet olduğunu anladım. 

İkinci ders: Aczimi ve fakrımı anlamak.

İnsan sağlıklıyken kendisini güçlü zanneder. Oysa küçücük bir rahatsızlık bütün planlarını değiştirebilir. Hastane koridorlarında doktorun karşısında beklerken insan, “Ya Rabbi, ben Sana muhtacım” demeyi daha derinden hissediyor. Bedenimizin sahibi değil, emanetçisi olduğumuzu anlıyoruz. 

Üçüncü ders: Allah’a daha fazla yaklaşmak.

Hastalık, dünyanın geçiciliğini ve ahiretin hakikatini daha çok düşündürdü. Duanın, namazın, şükrün ve her nefesin kıymeti değişti. İnsanların acılarını daha iyi anlamaya, onlara karşı merhamet duymaya başladım. Hastalık beni Rabbimden uzaklaştırmadı; aksine O’na yönelmeme vesile oldu. 

Bugün kendime “Neden hastalandım?” sorusundan ziyade “Bu hastalık bana ne kazandırdı?” diye soruyorum. Bana sabrı, aczimi, fakrımı, şükrü, insanlara muhabbeti ve dünyanın fânîliğini öğretti. En önemlisi, Rabbime olan ihtiyacımı daha derinden hissettirdi.

İmtihan henüz bitmedi. Tedavi, kontroller ve dualar devam ediyor. Fakat artık hastalığa yalnız bedenimin değil, imanın penceresinden bakıyorum. Tedbirimi alıyor, tıbbî imkânlara başvuruyor ve şifayı Şâfî-i Hakikî’den bekliyorum.

“Ya Rabbi! Bana verdiğin hastalıkta sabır, verdiğin sıhhatte şükür, verdiğin mühlette istikamet nasip eyle.”

Çünkü bazen bir hastalık gelir, bedeni yorar; fakat ruhu uyandırır. Benim hastalığım da bana şunu öğretti:

“Hastalık geldi; ben Rabbimi daha yakından tanıdım.”

Okunma Sayısı: 142
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı