"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yöneticilik ve sorumluluk

Sami Karakalem
28 Şubat 2024, Çarşamba
İnsanları idare etmek, sadece kendini ve yakınlarını düşünmekten çok daha fazlasını gerektirir. Bu gerçeği yansıtan bir Hadis-i Şerife yer verelim: “İnsanları idare etmeyi üzerine alan bir kimse, kendini ve ailesini düşündüğü gibi yönettiği kimseleri düşünmedikçe kıyamet gününde cennetin kokusunu bile alamaz.”

Bu söz, yöneticilerin omuzlarına yüklenen sorumluluğun ağırlığını vurgular.

Hz. Peygamber’in (asm) hadisleri arasında yer alan, “Hakikî yöneticiler yönetici olmak istemez” şeklindeki ifadesi de dikkat çekicidir.

Gerçek yöneticilik, makam ve mevki arzusundan değil, toplumun refahı ve adaletin tesisi için, içten gelen bir sorumluluk duygusundan kaynaklanır.

Bu sebeple günümüzde, ölümüne yönetici olma arzusuyla ortaya çıkanların kulakları çınlasın!

Din, vatan ve hamiyet gibi yüce ideallerden ziyade, rant, makam ve rütbe gibi dünyevi hedeflere odaklanan yönetici adaylarına sorumluluk bilinci aşılanmalıdır.

“Ey idareci ve yönetici olmaya aday olanlar sizi büyük bir sorumluluk bekliyor. Sahiden buna talip misiniz?” diye sorulmalı ve sorumluğun ağırlığı hatırlatılmalı.

Yönetici olma hastalığı olarak nitelendirilebilecek bu durum, tarih boyunca da var olmuştur. Ancak Hz. Ebubekir’den Hz. Ömer’e, Hz. Ömer’den de Hz. Osman ve Hz. Ali’ye uzanan dönemde görülen örnekler, yöneticiliğin gerçek sorumluluğunu idrak edenlerin özverili çabalarını yansıtır.

İslam, insanlığı da kuşatan geniş bir dairedir. Adaletten sapan bir idareci, esasında insaniyeti de ihlal etmiştir. Müslüman bir yönetici adaletten uzaklaştığında, İslam’ın özünden de sapar. Diğer taraftan, gayr-ı müslim bir yönetici adaleti koruduğunda, İslam’a yakınlaşır.

İman, kişinin kişisel mücadelesi sonucu Allah’ın kalbe ilka ettiği bir nurdur; bu hidayetin ta kendisidir.

İslam ise, iman sahibi olan bir kişinin yaşam biçimidir. İslam, imanın dışa yansıması, hayatın her alanına sirayet eden bir rehberlik ve yönlendirmedir. İslam, insanın imanını pratiğe döktüğü, hayatını bu inanç doğrultusunda şekillendirdiğinde anlam kazanır.

İslam’ın temel prensipleri, insanlığa huzur, adalet ve barış getirmeyi amaçlar. Dolayısıyla, iman sahibi birinin İslam’a muhalif davranması düşünülemez. Eğer böyle bir durum varsa, o kişi gerçek anlamda yönetici olamaz; çünkü yöneticilik, öncelikle insanlıkla alakalıdır. İnsaniyeti ilerleten İslamiyet’e yaklaşmak, yöneticinin asli görevidir.

İnsaniyetin yükseldiği yerde, İslam daha da anlam kazanır. Çünkü İslam, insanın vicdanında yankı bulan evrensel değerlerin somutlaştığı bir yaşam tarzıdır. İman ve İslam arasındaki bu organik ilişkiyi anlamak, insanın manevi derinliklerine ulaşmasına ve toplumsal hayatta daha sağlam adımlarla ilerlemesine yardımcı olur.

Toplum olarak, önümüzde bir seçim var. Hangi değerlerin öne çıkacağına, hangi yöneticilerin seçileceğine dair bir seçim. Bu seçime siyasi değil, insanî ve ahlakî bir saikle yaklaşılmalı ve öyle oy kullanılmalı.

Adalet, sorumluluk ve insanlık değerleri, yol haritamızı belirlemeli ve yöneticilerimizin de yönünü tayin etmelidir.

Okunma Sayısı: 1629
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı