"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Alışmak da zor, ayrılmak da

Sebahattin YAŞAR
31 Ekim 2020, Cumartesi
Zamanla her şeye alışıyor insan. Gönlünü veriyor, hayatının bir parçası olarak, onlarsız yaşayamaz hale geliyor. Ve sonra hepsinden bir bir ayrılıyor.

Kullandığı elbisesi, gözlüğü, kalemi, kitapları, ayakkabıları ve dahi eli, kolu, gözü, gönlü; hepsi ile bir ve beraber oluyor. Kimi elinden tutmuş kimi gönlünden. Hepsi hayatını kolaylaştırmış insanın. Uzağı yakına getirmiş gözlükleri, asası bedenin yükünü çekmiş hayatının son demlerinde. En içten duygusunun en yakın şahidi olmuş kalemleri, kâğıtları ve daha niceleri…

Gökyüzündeki bulutların, üzerinde yürüdüğü kilit taşlarının, o yazdığı şiirdeki gecenin aydınlığı ayın, varlığından haberi bile olmadığı, ama onun için vaz geçilmez olmuş irili ufaklı her şeyin bir anlamı var insan için.

İnsan demirden bir makine olan arabasına bile alışıyor. Onun nerede, nasıl tepki vereceğini bile kestirmeye başlıyor. Ne kadar hızla, nasıl bir performansla gidebileceğini bilebiliyor ve ona göre onunla muamele ediyor.

Kullandığı bilgisayarı, mutfak eşyaları, araç ve gereçleri hepsine alışıyor insan. Bir müddet sonra insanla o alıştığı arasında bir ülfet, bir muarefe gelişiyor. Daha sonra bir vefa duygusu ile ona karşı bir sıcaklık, dostluk, bir duygu bağı oluşuyor. O olmasaydı, eksik kalacaktı bir şeyler.

Bir hayat boyu aynı yastığa baş koyduğu hayat arkadaşına alışıyor insan. Öyle ki, onsuz sofrada çorba kaşıklanmaz olur; görmeden, görüşmeden edemez olur insan. Olmadığında bile sofrada kaşığı vardır eşin. Daha ne olsun, birbirlerine en kıymetli şeyi vermiştir eşler; gönül.

Yıllardır kullandığı bir tahta çorba kaşığına gönül koyan büyük âlim, ‘onun bana bu kadar hizmeti oldu, onu nasıl atarsınız’ diyecek kadar ince bir duygu taşıyor kullandığı eşyaya. Hatırasını taşıyan ağacı kucaklayıp ağlayan bir âlim. Alışmak ve ayrılmak duygusu ne kadar da derinlerinde insanın.

Yan yana gelmesi ne kadar da zor ikili; alışmak ve ayrılmak.

Bu güçlü duygu bağındandır ki, dünyada alıştıklarını ebedî Cennetinde de isteyecektir çoğu insan, kim bilir. Tıpkı sevdikleriyle mukabil oturup ‘Cennet sohbetleri’ isteyeceği gibi…

Okunma Sayısı: 1211
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    31.10.2020 16:13:21

    2) Onlara alışıyoruz,onlar başımızın tacı.Güzel günler,hatta yıllar geçiriyoruz onlarla.Onlara veya davranışlarına diyelim;alışmak zor gelirken,bir de ayrılık oluyor ya;öyle zor öyle acı ki.İllâ ölüm de değil hani,uzak bir yere gidiyorlar tatil veya iş amaçlı,o an bile insan kendini boşlukta hissediyor ve zor günler başlıyor.İki kavram da,oldukça zor bizler için.Ne diyelim;Rabbim bizi zor imtihanlardan muhâfaza buyursun ve sevdiklerimizle birlikte onun yoluna alışmaya ve dünyadan,onun rızasını kazanmış olarak ayrılmayı nasip eylesin,Amin!..

  • Abdulkadir

    31.10.2020 16:13:14

    1) Evet iki zıt kavram ve ikisini de yaşamak,gerçekten zor.Yeni bir ev alıyorsunuz;plânı,dekoru,vesairesi hepsi güzel ama alışmak zor geliyor.Araba,elbise yahut ev eşyası da öyle.Alışmak zor geliyor ve öte taraftan da,alışmaya ramak kala;bir bakıyorsunuz ondan ayrılmak vakti geliyor ve ayrılıyorsunuz;işte bu daha da zor.Öte yandan,bir de insan kavramı var.Sevdikleriniz,onlarsız asla olmaz dediğimiz kişiler.Anne,baba,evlat,nine,dede vs.hepsi bizler için bulunmaz değerler.

  • Abdullah

    31.10.2020 07:25:54

    Ayrılmak daha zor.Eğer ahiret inancı,ve marifetıllah olmasa bazı ay rılıklara dayanmak mümkün değildir. Asırların manevi tabibi,sultanı; "Eğer dostlardan mufarakat olmasaydı,ölüm ruhlarımıza yol bulamazdı ki, gelsin alsın." Demek en fazla insanı öldüren, ahbaptan mufarakattır",ayrılıktır.Bunun en acısını kendim yaşadım.Ayrılık acı sını iliklerimde,bütün hücrelerimde his settim.Hayatın baharında sayılan bir zamanda, yirmi altı sene bir yastığa beraber baş koyduğum eşimi kaybet tim. Bu ayrılığın iç dünyamda meyda ma getirdiği sarsıntıyı,acıyı, ızdırabı burada yazmayacağım.Çünkü hem sizleri olumsuz etkiler ve hem de beni tekrar derinden yaralar.Kalp ayine-i sameddir.Merkezinde ilahi muhabbet başka muhabbet kabul eymiyor. Aslında eşime olan derin bağlılığımı vefatından sonra anladım.Kim bilir,belki de kader cihe tinde bu kadar bağlılık doğru değidi ki yirmi altı senelik hayat arkadaşımı aldı götürdü. Onun için, aman, muhabbete dikkkat.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı