"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İntihar

Sebahattin YAŞAR
17 Temmuz 2021, Cumartesi
Sizde neyi çağrıştırır bilmem, ama bende ‘intihar’ acıyı, boşluğu, hiçliği, anlamsızlığı çağrıştırır. Ne zaman böyle bir haber ile karşılaşsam içim cız eder.

Günler akıp giderken, bir gün, birden önünüze açılmış derin bir çukur gibi bir haberle karşılaşırız. Çalışmalarını uzaktan da takip ettiğiniz; alanında kendini ispatlamış, başarılı olmuş bir sima kendi hayatına kast etmiştir. Bir an durup kendi kendinize ‘neden?’ diye sorarsınız.

‘Parası pulu vardı, imkânı vardı, çevresi vardı…’ gibi hikâyeler devam eder gider. Ama bütün bu ‘var’ların hiçbirisinin bir anlam ifade etmediği bir derin yalnızlıktır içine düşülen. İnsan hakikat-i halde hayatta yalnız değildir; ya vicdana tutunur ya da nefse. Hangisini güvenilir bulursa tabi.

İnsanın kimse ile gidilmeyen, kendine özel menzilleri vardır. Şifrelidir kapıları. Kimseler ulaşamaz oralara. Cesedi yaşatan ruh gibi hepsi de manevidir.

Her insanın gerçeği derinlerdedir. Oradaki hayat dışarıdan gözüktüğü gibi değildir. Eş, çocuklar, dost bu menzile giremezler. Orada sadece kul ve Yaratan vardır. Onunla konuşur, Onunla dertleşirsiniz eğer kabule açıksanız. Zaten insan dünyaya Rabbiyle konuşmaya gelmiyor mu? Bu kabul, bu iletişim yoksa bilinmezlikler ülkesinde kaybolmak kaçınılmazdır. Dünyada yanıltıcı olan, biriktirilen mecazi unsurların hiçbirisinin burada bir karşılığının olmamasıdır. Onun için insanlar, ‘parası vardı, köşkü, sarayı vardı’ gibi, orada bir anlam ifade etmeyen cümleler kurarlar gidenin ardından. Oysa madde ile karşılanamayan bir şeydir buradaki. Mananın hüküm sürdüğü bir dünyadır burası.

Evet, ‘intihar’ kurutmaktır hayatı. Suyunu kesmektir bahçenin. Boğazını sıkmaktır nefesin. 

Yaşatmamaktır sevgiyi. Becerememektir emaneti taşımayı. Verilen sözden caymaktır. İhanettir emanete. Bir de acı bir tokattır; kadir, kıymet bilmemeye. Nankörlüğü ilândır. İnsana yakışmayandır. Emri çiğnemektir asice.

Dünyaya gelen her insanın en öncelikli görevi, kendisine verilen hayat nimetini en güzel şekilde taşıyabilmektir. Şükredebilmektir verilenlere. 

Şükürsüzlükle borçlanmak; tıkanmaktır, iflâstır, intihardır.

Madde, manasıyla güzeldir. Verenin unutulduğu hangi nimet kıymetlidir. Madde, manevî nimetlere ulaşmak için birer araçtır. 

Araç, amaçlaşırsa insanı yaşatmaz, boğar. 

İşte intihar böyle bir şeydir.

Okunma Sayısı: 1265
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İ. seyda

    17.7.2021 14:28:38

    Erken çocukluk döneminde; ev ya da okul değiştirme, arkadaş kaybı, ebeveynlerin ayrılması ya da ölmesi, okulda arkadaş edinememe, sosyal becerileri geliştirememe gibi faktörler hayatın ileri dönemlerinde yalnızlık duygusunun hissedilmesine zemin hazırlamaktadır. 12–18 yaş arası ergenlerde, akranları tarafından dışlanma ve şiddete maruz kalma yalnızlık hissinde artmaya neden olurken, aynı zamanda madde kullanımına yönelme ve intihar eğiliminin artmasına da neden olmaktadır.

  • Orhan Ali YILMAZ

    17.7.2021 07:04:25

    Öncelikle, yazının için teşekkür ederim. Yalnız, ölümün nasıl "nimet" olabileceğini açıklama sadedinde Üstad Hazretleri'nin, Birinci Mektup'ta gelen şu ifadesi: "Öyle de, nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi musibetzedelere ve 'intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için' ayn-ı nimet ve rahmettir.." beni derinden düşündürür... Üstad Hazretleri'nin, bu ifadesinden, elbette, intiharı tasvip ettiğini çıkaramaz, kesinlikle söyleyemeyiz.. Ama, ölümün, "intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için" cümlesindeki "müptelâ" kavramı üzerinde; neler olduğu, olabileceğiyle ilgili "derin bir mülâhazanın" da gerektiğini, açıkçası düşünüyorum...

  • Cenk Çalık

    17.7.2021 02:30:15

    "Madde, manasıyla güzeldir. Verenin unutulduğu hangi nimet kıymetlidir. Madde, manevî nimetlere ulaşmak için birer araçtır. Araç, amaçlaşırsa insanı yaşatmaz, boğar." Her cümlesi açılmaya çalışılsa hacimli kitapları doldurabilecek vecizlikte ve sadelikte yazılmış. Özellikle sonundaki intiharla madde-mana ilişkisini nazara vermeniz yeni yeni pencereler açıyor. İnsan varları düşünürken varlık içinde yokluğa düşüyor. O yokluk ise intihara netice verebiliyor. Demek ki varlar yokluk için değil varlık için hizmet etmeli. Yani, yaşadığımız anı, öncesi ve sonrasıyla ele alarak kimsin? nereden geliyorsun ve nereye gidiyorsun sorularına net cevap almalı. Aksi takdirde anı yaşamak ve dünyayla sınırlı düşünmek insanı yokluğa atıyor vesselâm...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı