"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kabiliyetler kullanılmazsa ne olur?

Sebahattin YAŞAR
08 Kasım 2021, Pazartesi
İnsan dünyaya gelirken kudretten cihazat, kaderden programla yüklü olarak geliyor.

Bu verilen kabiliyetler onun dünya hayatında ihtiyaçlarını gidermeye dönük potansiyellerdir. Bu kabiliyetler keşfedilip kullanılmazsa, o zaman o kullanılmayan kabiliyetler taşıyanına yük olur ve hatta değişik hastalanmalara sebep olur. Yaratan Allah her insanın farklı esması baskın şekilde yaratmış ki, o baskın güç olan kabiliyeti kullansın ve hayatı kendine kolaylaştırsın. Kabiliyetin en görünür olduğu zaman dilimi gençlik yıllarıdır. Bu dönemde gençlere verilen enerji ile kabiliyet uyum içinde olmalıdır. Enerji var ve kabiliyette kullanılmazsa bu insanda rahatsızlanmayı netice verir. Onun için anne babanın veya eğitimcinin önce kişideki kabiliyeti keşfetmesi lâzımdır. 

Gençlerde kullanılmayan bu kabiliyet, insan bedeninde ve ruhunda bir yük haline gelir. O zaman ne yapıp edip gençlerin o kabiliyetlerini kullanabilecekleri alanları keşfedip, mecra açmak gençlere büyük bir iyiliktir. İşte büyük buluşlar ve insanlığı etkileyen gelişmeler bu kabiliyet ve enerji buluşmalarının sonucudur. Yoksa bu enerjinin uygun kabiliyetle buluşmaması, bu enerjinin farklı mecralara kaymasına sebep olacaktır. Özellikle iman ve Kur’ân hizmetlerinde, ilmi ve sanat faaliyetlerinde kullanılmayan bu enerji, bu sefer nefis ve şeytanın etkisiyle yanlışlarda sarf olunacaktır. Bu da pek çok duygu ve davranış bozulmalarına sebep olur. Bu durumda hem genç yorulur hem de ebeveyn.

Bediüzzaman Hazretleri üç büyük düşman olarak teşhis ettiği cehalet, zaruret ve ihtilâfın çaresi olarak, sanat koymuştur. O zaman onun gereğini yapmalıyız. Bir gencin dünyasında bir sanat meşguliyeti yoksa, o genç hem kendi içinde hem de dışa dönük sıkıntılar içindedir.

Avrupanın sanatla kalkınması, her insanın en az bir konuda elinde bir sanatının olması bunun göstergesidir. 

Not: Bu yazı, Trabzon okuma programı etkisiyle, dönerken uçakta yazılmış bir yazıdır.

Okunma Sayısı: 1336
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    8.11.2021 09:37:28

    Enerjiyi, kabiliyeti mecraına sokmak elzemdir. Bunun günümüzde yapılamaması sebeplerini sorgulamak gerekir. En başta hayatın en güzel yıllarını üniversite, kpss gibi onlarca sınavlarda harcamak aklıma geliyor. İstikbal endişesi tüm çabanın dünyaya kaymasıyla neticeleniyor maalesef. Tabi burda teşhisi yapacak kişilerin de azlığı ya da yokluğu da önemli bir faktör. Rehber insanlara ihtiyaç şedit. Çoğu zaman "ağabeylerin!" yanlış söz ve eylemleri de gençlerimizin iç dünyasını ağır yaralıyor. Kırılgan bir zamanda yaşıyoruz. Her harekete dikkat etmek gerekiyor. Şahs-ı maneviyi temsil edecek bir hayatı yaşamakla mükellefiz. Yargılamaya, etiketlemeye değil anlamaya çalışmalıyız vesselam...

  • nahittopaloğlu

    8.11.2021 08:33:17

    S.A Selahaddin kardeşim, Güzel yazınıza müsadenizle küçük bir tashih: "...kabiliyetler onun dünya hayatında ihtiyaçlarını gidermeye dönük potansiyellerdir." ifadenizde "kabiliyet" yerine "istidat" daha uygun düşerdi. Rabb'imizin, hilkaten ihsan ettiği "bir şeyleri yapabilme potansiyeline "istidat"; bu potansiyelin kuvveden fiile çıkışına "kabiliyet" denir. İstidat bir çekirdek, bu çekirdeğin neşv ü nemâsı kabiliyettir. Bâki selam ve muhabbetlerimle. Fî emânillah!

  • Ramazan Çalışan

    8.11.2021 04:28:27

    Mesnevî-i Nuriye'de geçen şöyle bir cümle var. "İnsan öyle bir fiilin mahsulüdür ki istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor.” Demek ki, Her canlının belli bir vazifesi var. Arı bal, ağaç meyve, koyun süt...yapmaya İstidatları kabil iken, (Kabiliyetlerin masdarları, istidatlardır.) İnsan ise, iradesi ile neyi isterse onu yapabiliyor. İyi isan, kötü isan olabildiği gibi, Alim de cahilde olabilyor.Çeşitli meslekler, farklı ilim dalları, öte yandan, farklı inançlar, ayrı felsefî görüşler, hep insan istidadının mahsulleridir. Bunlar doğru kullanıldığında, ebedî saadet meyvelerini, yanlış kullanıldığında ise, ebedî cehennem azaplarını netice veriyor. Demek ki, tercih hatası yapmamak gerekiyor.

  • H.ibrahim Karahan

    8.11.2021 02:28:04

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı