"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hasbünallâhu ve ni’mel vekîl (1)

Şemseddin ÇAKIR
03 Nisan 2020, Cuma
Bugünkü yazımıza bir duâ âyeti olan, “hasbünallah” çekerek başlamış olduk. Çünkü bu mübârek duâya; hava, su ve gıda gibi ihtiyacımız var. Bilhassa bugün bir virüs’ün dünyayı esir aldığı böyle bir çaresizlik ortamında bu zikri bizim daha çok çekmemiz lâzımdır.

Zira Peygamberimiz (asm) en kritik anlarında ve Hz. İbrahim (as) ateşe atılırken hep bu duâyı okumuşlardır.

Dolayısıyla bu mübarek duâ âyetinin anlamını da zikrederek yazımıza hasbî olarak devam edelim.

Anlamı “Ey peygamber, eğer insanlar senden yüz çevirirse, sen de ki; ‘Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim.” (Tevbe Sûresi: 129). 

Bu âyetin son  kısım olarak “De ki: “Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim.” Bu kısmın makâm-ı cifrisi, Harb-i Umumi’nin (Birinci Dünya Savaşı’nın) başlangıcı zamanında Resâili-n-Nur’un başlangıcı olan İşârâtü’l-İ’câz tefsirinin telif tarihine tam tamına tevafukla beraber bin üçyüz kırk dokuz ederek, Harb-i Umumi’nin verdiği sarsıntılar zamanında Resâili’n-Nur’un “Allah bana yeter” diyerek ehl-i dünyadan hiçbir yerde himaye görmeden belki tehâcüme hedef olmakla beraber çekinmeyerek yalnız başlarıyla müşkülât içinde envâr-ı Kur’âniyeyi neşrettikleri aynı tarihe tam tamına tevafuku ise, her cihetiyle ayn-ı şuur olan âyâtta elbette tesâdüfi olamaz. Belki bu gibi âyetler, en müşkil zaman olan bu asra dahi hususî bakarlar ve o âyâtı kendilerine rehber ittihaz eden bir kısım şâkirtlerine hususî iltifat edip, iltifatlarıyla teşci ederler.

Netice olarak bu Âyet-i Celileler; dertlere devalar, borçlara edalar, zulmetlere ziyalar ve yeislere recalar oldu ki, küfrün en azgın o felâket günlerinde Rabbimiz bu guruh-u mücâhidini korudu ve küfrün belinin kırılmasında muvaffak eyledi. Nitekim başka âyet-i kerimelerde de “ De ki: Eğer duânız olmasa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var? (Furkan Sûresi: 77)  “Bana duâ edince, duâ edenin duâsına karşılık veririm (cevap veririm) (Bakara: 186) buyuruluyor.

Eğer halis bir itikat ve niyetle bu hasbünâyı söylersek maksudumuzun müyesser olacağı şüpheden vârestedir, ancak ihlâslı bir itikat şartıyla... Zira Hz. Üstad günde 500 defa bu duâyı okuduğunu, Dördüncü Şuâ’nın başında ifâde ediyor. Demek bu duâ kabul olmuş ki zehirler panzehir, hapishaneler ıslahhane ve  kendi ifâdesiyle “musîbetin envâ-i ona musıkînin nâmeleri gibi gelmiş” ve aynen dediği gibi de yaşamıştır. 

Bu hadiseler itikaddan öte isbatlıdır ve şâhitleri hâlâ mevcuttur. Üstâd’a verilen ağır dozlardaki 19 defadan fazla zehirlere nasıl mukâbele ettiğinin duâdan başka bir izahı yoktur. 

İşte biz böyle bir hakikatın dellâllığını yaparak diyoruz ki; evet bu Âyet-i Kerime de, Risale-i Nur’a işâret ediyor, zira cifrî tarihleri yukarıda verildi.

Kâinatta tesâdüf olmadığına göre, bu âyet Risâlet-ün Nur müellifinin ve sonra has şâkirtlerinin, mağribden (akşamdan) sonra bir virdi hususîleridir. Hem bu âyetin manasına bu zamanda tam mazhar ve herkes onlardan çekilmesinden futur getirmeyerek ”Hasbiyallah” (Allah bana yeter) deyip mütevekkilâne müşkilat-ı azime içinde envâr-ı ikramiyeyi ve esrar-ı Kur’ânîyeyi neşreden ehl-i imanı me’yusiyetten kurtaran başta Risâlet-ün-Nur ve şâkirtleridir. (S. Tasdik s. 81)

Yani tabiri câizse esbab bil külliye sukut etmiş, adeta bir cinnet-i müstevliye âlem-i İslâmı istilâ etmiş ve başta Şeyh-ul İslâm Dürri Zade “İngilize itaat caizdir” deyip ulema veya hocalar bu o günkü istibdadı “def’i muhal bir belây-ı beşerî” telâkki etmişler ve tamamen mücâdeleden ve mücâhededen çekilerek Bediüzzaman’ı ve talebelerini tek bırakmışlar. (Aslında bu zihniyet hâlâ devam ediyor.) Zaten, “Mehdi tek savaşır” diye de hadis-i şerif olduğu biliniyor. Bu dahi âhirzamanın bir alâmetidir ve bizim için sürpriz değildir, böylece o da tahakkuk etmiştir. Demek “Bu hocalar ve cemaat ibadet hânelerden boşuna kovulmadı” diyenlere ne diyeceğimizi biz de düşünüyoruz. Fakat Cenab-ı Allahı’n “Fa’tebiru” (ibret alınız) emrine nasıl uyacağız?

 Mezkûr âyet-i kerimenin sebebi nüzulü hakkında bilgi.

“Bazı münafıkların Ebu Süfyanın entrika ve teşvikiyle, Müslümanlara “düşmanlarınız size hücum için hazırlandılar; aman onlardan sakının!” demeleri onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve “Allah bize yeter ne güzel vekildir O!” dediler ve haber verilen mevkiye bir birlik olarak gittiler ve Ebu Süfyan korkup kaçtığı için kendilerine hiçbir zarar dokunmadan, Allâh’ın nimet ve ikramlarıyla döndüler. Böylece Allah’ın rızasına talip ve nail oldular. Allah büyük kerem sahibidir . (Al-i İmran 173-174) Yani “Allah bize yeter, düşmanın sayısı önemli değil” şeklindeki teslimiyetleri Allah’ın rızasını her şeyden önde tutmaları en küçük bir sıkıntıya düşmeden başarılı olmalarını sağlamıştır. Zira Allah kendine güvenenlerin güvenini boşa çıkarmaz.

 Asrımızda bir Asr-ı Saadet Müslümanı olan Bediüzzaman’a da böyle ne tehdit ve teklifler yapıldığı halde o da aynı metanet ve teslimiyeti gösterek aynı ifadeleri kullanmış ve hiçbir zaman bir adım geri atmamıştır. İşte salâbet-i imaniye sahibi olarak muvaffakiyetinin sırrı budur. Allâh-ü â’lem fitne fesadın ve istibdadın ayyuka çıktığı böyle bir dönemde böyle akıl almaz bir sabır ve metânet gösteren böyle bir zâta da, talebelerine de, işaret ve beşâret  rahmet-i İlâhiye ve hikmeti Rabbâniyenin muktezâsıdır inancındayız.

Okunma Sayısı: 2385
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İ.Seyda

    3.4.2020 22:55:35

    Peygamberimiz (asm) en kritik anlarında ve Hz. İbrahim (as) ateşe atılırken hep bu duâyı okumuşlar ama biz ihmal ediyoruz. Bu âyet Risâlet-ün Nur müellifinin ve sonra has şâkirtlerinin, mağribden (akşamdan) sonra bir virdi hususîleri ama biz bunu da ihmal ediyoruz. Bu manevi şifreleri hayatımıza daha çok taşımalıyız. Taşımalı ki bir ferec bir inşirah ortaya çıksın. Sırlar alemi bu dünya...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı