"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şecaat ve cebanet (1)

Şemseddin ÇAKIR
28 Haziran 2026, Pazar
Bu yazımı yaklaşık iki aylık bir ihmali ikmal etme arzusu ile yazmaya niyet ettim. İnşaallah niyet hayır, akıbet hayrolsun.

Üstad Hazretleri, istikametin tarifinde şecaati başa alarak, istikameti: ”Sırat-ı müstakim; şecaat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülasasından hasıl olan adl ve adalete işarettir.” 1 şeklinde tarif ediyor. 

Zira, bu sıfat veya meziyet olmasa hiçbir peygamber görev yapamazdı. O cihanşümul hakikatleri zalimlere rağmen kim âleme ilân edecekti? Üstad, şeriatların zalimlerin zulmüne son verilmek üzere gönderildiğini vurgular. Yani Musa (as) Firavun'a, İbrahim (as) Nemrud'a ve Fahr-i Cihan Efendimiz (asm), Kureyş ileri gelenleri olan Ebu Leheb ve Ebu Cehil gibi zalimlere nasıl karşı çıkıp da İslâm'ın güneş misal üflemekle sönmeyen, gündüz misal göz kapamakla gece olmayan hakikatlerini insanlığa ilân edecekti?

Ve Hz. Ömer, "Kaç kişi olduk ya Resulallah?" deyince, "Seninle kırk" cevabını alıp, "O halde ne duruyoruz, artık açıktan Allah'a (cc) kulluk edelim." diyebilecekti? Yani bu şecaat meziyeti olmasa, hiçbir hakikat hedefine ulaşamayacak ve Hz. Ömer'in o sözleri tebliğ olarak milat olmayacaktı.

Meğer ki bu şecaat ve cesaret ne büyük bir nimet ve meziyetmiş. Ancak meziyet ve neticelerini tadad edince anlayabiliyoruz.

Hele bir de tarihe bakalım; eğer o şecaat olmasa Hz. Ali, bin kişiye denk sayılan Amr'ı nasıl yere serecek ve on kişinin kaldıramadığı o Hayber kale kapısını yerinden söküp kalkan gibi kullanarak Yahudîleri mağlup edecekti?

Tarık bin Ziyad İspanya'ya geçemez, Fatih Bizans surlarını parçalayıp çağ açıp çağ kapatamaz ve Yavuz, pasif olan babası II. Bayezid'in karşısına çıkarak Şah İsmail'i, Kölemenleri ve Memlûkleri mağlup edip hem Ehl-i Sünnet'i kurtarıp Osmanlı topraklarını üçe beşe katlayamazdı.

Evet, "Bunların hepsi tamam da o şecaat denen Nebevî meziyet ve asalet hep mazide mi kaldı? Günümüzde bizim bu nimetten hiç mi nasibimiz yok?" diyenlere, biz de bu asırda iftiharla Üstadımız Bediüzzaman'ı takdim ediyoruz ki; o, başta "Asya münafıkları ve Avrupa kâfirleri" olmak üzere asrın bütün zalimlerine meydan okumuştur. 

Telif ettiği eserler, neşrettiği hakikatler, yetiştirdiği talebelerle o zulmaniyetin karşısına, nuraniyetli bir cemaat çıkarmıştır ki şimdi o şahs-ı manevînin şecaatlerine de birkaç paragraf açmak isterim. Onun bahtiyar talebeleri, Üstadlarının arzu ve niyetlerini boşa çıkarmayacaklardır.

Dipnot:

1- Said Nursî, İşârâtü'l- İ’caz, s. 39.

Okunma Sayısı: 777
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı