"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâbe neden altın gümüş veya elmastan yapılmadı?

Songül Arslan
06 Haziran 2019, Perşembe 00:03
İkinci kez umre yapmak için bulunduğum Mekke’de, çok özlenen bir sevgiliye kavuşma heyecanı beni sarmıştı.

Yıllardır beklediğim gün gelmiş Kâbe, altın sırmalı siyah elbisesiyle azametli ve heybetli bir şekilde yine karşımda duruyordu. Onu, yakından görmek ve dokunmak için sabırsızlanıyordum.

Benim gibi, yüzlerce kişi aynı duygu içerisinde ona dokunmak için birbirleriyle yarışıyorlardı. Bu nasıl bir cazibeydi ki milyonlarca insanı binlerce kilometrelerce öteden çekip yanına getiriyordu. Sonuçta basit taşlarla yapılmış, üzerinde sanat değeri taşıyan bir işçilik bulunmayan bu bina, neden bu kadar değerliydi?

Eğer zümrüt, yakut, elmas gibi bir taştan yapılmış olsaydı, ‘bundan dolayı kıymetlidir’ diyecektik. Çünkü insanoğlu maddeye nicelik ve nitelik açısından bakıyor. Bizim değer yüklediğimiz pek çok şey, Allah için diğerlerinden farksızdır.

‘KALPLERİNİZ YİNE KATILAŞTI’

Gözümüze güzel gelmeyen sıradan taşların, Allah yanında değeri ne kadar da büyüktür. Nur Külliyatı’nda tefsiri yapılan şu ayet bizlere büyük bir ders verir: (20. Söz)

‘Bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.’ (Bakara Sûresi 74. Âyet)

Belki de “taş kalpli” benzetmesi bu âyetten dolayı halk diline geçmiştir. Âyetteki kalp ve taş karşılaştırması bir tesadüf değildir. Küçük bir kâinat olan insanın elbette ki en önemli organı kalbtir. Bediüzzaman Hazretleri kalbi arşa benzetir. ‘Kalb de bir arştır.’ (Lem’alar – 13)

KALP DÜZGÜN OLURSA

Peygamber Efendimiz (asm) kalp ile ilgili bir hadisinde şöyle buyurur: “Şüphesiz ki beden de bir parça vardır; o düzgün olursa bedenin tamamı düzgün olur, bozuk olursa bedenin tamamı bozuk olur. Dikkat ediniz ki o kalptir.” (C. Sağir-3856 Buhari-iman 39)

Kâinattan maksat ‘eşrefi mâhlukat’ olan insandır; insandan maksat, iyi bir kalptir. Bu durumda, yukarıdaki âyette olduğu gibi en kıymetli şey olan kalp, katılaştığı zaman en kıymetsiz şey olan taş ile kıyaslanacaktır. Fakat bu kıyaslama, insanın ölçülerine göre bir kıyaslamadır.

Âyetin de belirttiği gibi; insanın yaşaması için temel kaynaklardan biri olan suyu içinden çıkaran ve Allah korkusundan parçalanıp düşen bir cisim asla değersiz olamaz. 

Belki de Allah, bu âyet ile bize şöyle demek istiyor: “Sizin en değerli varlığınız olan kalbiniz, eğer iman içine girmez ise, size göre en değersiz şey olan, taştan daha katı bir duruma düşer.”

“Şüphesiz ki kıyamet günü kulların Allah’a en uzak olanı kalbi katı olan kişidir.” (Tirmizi, Zühd: 61)

CENNETTE TAŞLI KÖŞK VAR MI?

Cennet ile ilgili hadislerde genellikle altından, zümrütten, yakuttan yapılmış saraylardan söz edilir, fakat taş ile yapılandan söz edilmez. Çünkü bize göre bu köşkler daha kıymetli, daha güzeldir. Pek çoğumuza göre dünyada, bu kıymetli taşların bir kilosuna dahi sahip olmak hayal iken, Allah cömertliğini göstererek yakuttan, zümrütten köşkler verecek. Çünkü Cennet, insanın bütün hayallerinin gerçeğe dönüşeceği bir yerdir. İnsana göre en güzel olan her şey orada mevcut olacaktır.

Kâbe’nin niçin basit taşlardan yapıldığı meselesine geri dönersek; eğer Allah isteseydi, Kâbe’yi de değerli taşlardan biriyle yaptırırdı. Çünkü orası, Allah’a ve Müslümanlara göre dünyadaki en kıymetli yer. Onun hikmeti öyle uygun görmüştür sıradan taşlarla yaptırmıştır.

KÂBE İNSANLAR İÇİN RAHMETTİR

Ali İmran Sûresi, 96. âyeti bize diyor ki; ‘Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (âlemler) için hidayet olan (Kâbe)dir.’

Kâbe’nin, basit taşlardan yapılmış olması hakkında pek çok kişi farklı görüşler ileri sürebilir. 

Bana göre ise durum şöyle: Allah için, yarattığı şeyler arasında, insan hariç, değerli değersiz diye bir durum söz konusu değil. İnsan hariç diyorum, çünkü insan için, esfel-i safilinden âlây-ı illiyyine kadar mertebeler vardır. Onun için herhangi bir şeyi yaratmak ‘ol’ demekten ibarettir.

Eğer Allah, Kâbe taşını seçme şansını insanların mantığına bırakmış olsaydı, muhtemelen insanlar en kıymetli taştan en görkemli bir şekilde yapılmasını isterlerdi. Nitekim Kâbe örtüsünün saf ipekten, üzerindeki yazıları da altın sırmalı iplikten işlemeleri bu meyli gösteriyor. Allah için bir şeyin değerli olması, kendisinin ona değer atfetmesiyle olur.

HER ŞEY ALLAH’IN DEĞER VERMESİYLE DEĞER KAZANIR

Meselâ Hz. Adem’i topraktan, şeytanı ise ateşten yarattı, fakat topraktan olanı, ateşten olandan üstün tuttu. Hz. Adem’e secde et emri verdiğinde, Şeytan, “Ben ateşten yaratıldım O ise topraktan. Ateş topraktan daha üstündür” diyerek kendi değer ölçüsünü karıştırması gibi; eğer insana da seçme hakkı verilseydi benzer bir durum ortaya çıkardı.

İşin ilginç yanı Allah, insanın kalbine en değer vermediği şeyi (taşı) öyle bir sevdirmiştir ki Kâbe’ye bakmaya doyamaz olmuştur. Ona bakmak ibadettir. Daha ondan ayrılmadan onu özler hale gelir. Onun ile vedalaşırken gözlerinden yaşlar boşalır da; bir türlü ayrılmak istemez. Ayrıldıktan sonra da aklı ve kalbi orada kalır en kısa zamanda o sevgiliye tekrar kavuşmak için duâlar eder durur.

Kâbeyi henüz göremeyenlerin en kısa zamanda görmesi, görenlerin ise tekrar kavuşması duâsıyla. 

Allah’a emanet olunuz.

Okunma Sayısı: 1246
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı