"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seyahat... Rıhlet ve vuslat...

Şükrü BULUT
06 Ağustos 2021, Cuma
İnsan bir seyyah değil mi? Hem de çok uzun yolların…

Âlem-i ervahtan dünyaya ve buradan ta haşre kadar sürecek yolun yolcusu. Bir cihetten de seyyahın oğlu. Âdem babamızın asıl yurdundan kopuşunun hicranını okumuşsunuzdur. Hz. Mevlânâ’ya göre yanık sesler çıkaran kamışın hikâyesi de bizim hikâyemize benziyormuş. Semalar arası yolculuklarının Serendip’e çıkışı… Ve daha sonra Arafat’a yöneliş… Havva Anamızla vuslatından sonra da ömrünün seyahatle geçmiş olabileceğini tahmin edebiliyoruz.

Kur’ân-ı Kerîm birçok seyahatin yanı sıra “yaz” ve “kış” seyahatlerine de vurgu yapar. Seyahate müptelâ insanın iklimlere göre seyahatlerini haber verir. Ecdâdımızın yazdan kışa, kıştan bahara uzun mesafelerde göç ile yaşamasını yalnızca derd-i maişete bağlamak elbette doğru değildir. Mekke vadisinin fizikî şartları da seyahati sakinlerine şart koşunca, “seyahati” Müslümanlar neredeyse gelenekselleştirmişler. Hem Medine-i Fazıla ve hem de hakikî medeniyetin kurucusu güzeller güzelinin seyahate teşvik eden hadîs-i şerifleri de bu geleneği bizde iyice oturtmuştur.

Şehirleşmenin her zaman “medenîleşme” mânâsına gelmeyeceğini Bolşeviklerin “toplama şehirlerinden” biliyoruz. Zorla medenîleştirmek elbette olamazdı. 

Buna en güzel şahit, Osmanlı padişahının fermanını dinlemeyen Dadaloğlu değil mi? Sovyet Rusya’sındaki hürriyetperverler de Dadaloğlu’nu izlemek istemişler, ama neticesi en az beş milyon kurbana mal olmuş. Bunlar el ile alet ile vatan edindikleri topraklarına sarılarak can vermişler. Sıla belledikleri ve çoğu da miras aldıkları toprakları terk etmeme uğruna.

Her toprak parçası sıla olmayacağı gibi, vatan da olamıyor. Üzerinde çoğu kez ecdadın ömrünü harcadığı, elleriyle okşadığı ve gözleriyle sevdiği toprak ancak vatan olabilir. Yalnızca dedelerimizin-nenelerimizin cesetlerini bağrında yaşattığı için değil, belki de yüz yıllara sığışacak bir kültürü üzerinde işlediğimiz toprakları kast ediyoruz.

Babadan-deden gelen bu kutsî, manevî nakışlarla dolu ve her zerresinin ayrı bir hikâyesi olan topraklara doğru yapılan seyahatlerin bilhassa manevî kıymetleri o kadar yüksektir ki… O seyyahı çok ulvî bir mertebelere çıkarır.

Ecdadının borasını yaşadığı, yazının sıcağında harmanını savurduğu ve dağında meyvelerini topladığı veya sokağında çekiç salladığı bu sılaya rıhletin kıymetini bilmek de; insaniyetle orantılıdır. Âleminde böyle bir seyahat planı olmayan insanları; yoğun hava trafiği ve çevreyi perişan eden elektro dalgalardan dolayı göç yolunu kaybeden kuşlara benzetiyoruz. Çoğu kez rıhletleri vuslat ile bitmez, onların. Zaman içinde bazen deniz kenarlarına veya bazen betondan labirentlerin arasına konan bu gurbetzedelerin nesilleri tükenir gider.

Biliyorum, bir kısmımız kaybolmuş baba-ecdat ocaklarından bahsedecekler. Dönersem o mukaddes topraklara, kimse beni tanımaz diyeceksiniz. Dedemin köydeki evi yıkık veya arsasına ikinci kuşaktan akrabalarımız ev yapmışlar, diyeceksiniz. Kaygınızı, hüznünüzü ve endişenizi biliyorum. Fakat bir hakikat var. İmandan olan o güzel toprakları avuçlama ibadetini yapmak zorundasınız. Belki de kabristanda henüz taşları kaybolmamış dedenize bir Fatiha okuyarak iki damla yaş ile gurbetinizi seslendirme imkânını bulacaksınız. Tıpkı dedemiz İbrahim’in (as) topraklarını Ummu’l-Kura’da avuçladığımız gibi… İmkânsızlıktan evini yapamayan hicr-i İsmail’i tavaf ettiğimiz gibi… İşte bu duygularla babalarımızın-dedelerimizin topraklarına dönüp rıhleti vuslata döndürmek zorundayız.

Mutlaka o köyde senin dedeni veya onun babasını tanıyacak birisi çıkacaktır. Sofrasında size muhabbet içinde yer ayıracaktır ve hatta çocuklarının üzerindeki yorganı size verip, onları iki-üç geceliğine çul ile yetindirecektir. Binlerce kilometrelerden kendisini ziyarete gelmiş akrabasını bulduğundan, arkasını dağa yaslamışçasına sevinecektir. Bu duygular, yaşamayanlara yabancı gelebilir. Fakat hakikattir ve bulanlar için de eşsiz bir zenginliktir.

Yaz seyahatinden Kur’ân’ın kastettiğini anlamak ve yaşamak ne güzel… İşte bu Rıhlet yolu vuslata çıkar. Yenidünyalar, yeni keşifler, heyecanlı aba-ecdat hikâyeleri ve bu topraklarda köklerimizin yaşadıkları destanımsı hikâyeler. Güzel bir takdim ile çocuklarımıza bu plânımızı sunduğumuzda, mutlaka kabul çıkacaktır. Fazla değil… İmkân yok ise en fazla üç gün… Zaten ömür de, misafirlik de üç günlük değiller mi?

Okunma Sayısı: 1740
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hıdır Yıldırım

    7.8.2021 06:46:03

    Allah razı olsun. Şevke medar bir yazı olmuş. Yönetim Kurulu üyeliğine seçildiğinizi öğrendik. Tebrik ediyoruz. Hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

  • rehanur

    6.8.2021 23:34:55

    Rıhlet bazen, gafletten rızaya hicrettir. Bazen ülfetten hayrete göç etmektir. Rahattan zahmete geçiş her zaman daha iyi görmeye sebep olsa da koronada evlere mayi gibi yerleşen kimileri, sıla i rahimi atlayıp, birikmiş yorgunluğunu sahillere taşıdılar. oysa ki, Murad ı İlahi başkaydı. yazınızı okuyan silkinir, inşallah..okuyalım, okutalım..

  • Mustafa coban

    6.8.2021 18:49:45

    Guzel bir yazi. Tamda yaz tatilinde.evet hayat ta bir seyahat.

  • Ahmet Said

    6.8.2021 17:03:24

    Rıhleti hep ebedi yolculuklarda kullanmış geçmişteki edebiyatçılar. Siz hem yeni bir üslup ve hem de yeni tarzlar üretiyorsunuz. Üslup ile mevzu güzel oturmuşlar. Tebrikler.

  • Hüseyin Çakar

    6.8.2021 15:40:00

    Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildiğinizi öğrendim.Memnun oldum.Hayırlı,uğurlu ve uyumlu olur inşallah.

  • Hüseyin

    6.8.2021 10:48:14

    İnsan yerleşik olarak gözükse de aslî itibariyle göçebedir konum bilgileri sürekli olarak güncellenmektedir.. hayat şartları maişet meselesi, yoksulluk şiddet ve iklim değişikliği ister istemez göç yollarını bulmayı ve ayrılmayı beraberinde getirir... İnsan içinde ve dışında zorunlu olarak bir kaptan/yerden başka bir kaba/yere doğru akar.. Göç yollarında cüzi irade almış olduğu kararlarla belli bir oranda rol oynar günün sonunda ilâhi plân ve  levh-i mahfuz devreye girer  göçebenin göç hayatı son bulur..

  • Zeliha

    6.8.2021 10:47:09

    Allah razı olsun. Sila-i rahimde deseniz olurdu. Ama zihinler kalpler karmakarışık olmuş helaket felaket asri biz insanlara bunda daha güzel anlatilamazdi. Sila-i rahim için verilmiş hasret yüklü topraklara gitme meylini şaşırıp ta tatil yerlerine yonlendirdikce biz , musibetlerde pesimizden geliyor anlaşılan. Koronadan ders almayan insan oğlu dünyanı dört bir yanindan sahillere kosunca kadere fetva verdi. Yalancı cenneti olan tatil beldelerini de yaktırdı. Sadece kendi günahını değil yanan bütün mahlukatın da günahını yüklendi. Biz yine memleket kokulu topraklarımıza ne zaman koşarız onun planlarını yapalım inşaallah. İnsaniyetimizi kullugumuzu hissedelim. Allah razı olsun .

  • Alaattin Göneş

    6.8.2021 10:01:47

    Değerli hocam. Allah razı olsun. Aklı ve kalbi Cem etmişsiniz. Çok istifade ve istifaza ettim.

  • Eyüp Aktaş

    6.8.2021 08:04:27

    Fevkalede istifadeli bir makale .Kalemine kelamına sağlık Şükrü Bulut Abimiz.Heran sefere çıkmak mümkün, hazırlıkta şart.

  • Abdullah bilgin

    6.8.2021 05:44:17

    Hocam Allahın arzı geniştir. İnsanoğlu sıla özlemi çeker çünkü dostlarının %99 oradadır. Yaşı hayli ilerlemiş dostlarının ekserisi ahiret e göçmüş birisine ahiret daha şirin gelir. Ceberrut dönemlerde de insanlar vatan özlemini unutur necaşilere koşar. Kökünden koparılan sapın , neyin sesi gibi duaya dönüşür. Allah sıla özlemi çekenlere yardım eylesin

  • Halil İbrahim Karahan

    6.8.2021 04:23:45

    Allah razı olsun abi

  • Haşim Özkan

    6.8.2021 04:05:12

    Sıla-ı rahmi bu kadar ince,nezih bir uslup ile ,bir edibin ifadelerinden işitmek ve fiilen olmasa da bu fakiri hayalen mazinin derin derelerinde bu cuma sabahında seyahat ettirdiniz. Saygı,hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

  • Said Köse

    6.8.2021 02:59:52

    Gurbeti yaşayan çeken bilir. Ne demiş Nasreddin Hoca': damdan düşeni damdan düşen anlar. Biz de gurbeti vazifemiz var diye buralari ikinci vatan bildik.

  • Muharrem

    6.8.2021 00:15:32

    Tenezzüh için seyahat... Sonra doğru istikamete rıhlet... Ve nihayet vuslat... Çok güzel özetlemişsiniz..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı