"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah dağına göre kış verir

Süleyman KÖSMENE
28 Aralık 2018, Cuma
Ali Osman Karakaya: “Mesnevî-i Nuriye’de İmam-ı Rabbani’ye atfen geçen ‘Melik’in atıyyelerini ancak matiyyeleri taşıyabilir’ 1 cümlesini açar mısınız?”

HERKESİN TAŞIYABİLECEĞİ BİR YÜK VARDIR  

Üstad Hazretleri’nin naklettiği, İmam-ı Rabbani’ye ait bu söz, Kur’ân’da, “Allah hiç kimseye taşıyamayacağı bir yükü yüklemez”2 âyetinde ifadesini bulur.

Peygamber Efendimiz (asm) de bu hakikati, “Kellimu’nnase ala kaderi ukulihim”. (İnsanlarla akıl seviyelerine göre konuşun) buyurarak nebevî tavsiyeye çevirmiştir. Bir halk deyimi olan, “Allah dağına göre kış verir” cümlesi de aynı hakikati açıklıyor. Kişiye taşıyabileceği kadar bir sorumluluk vermek, günümüzde eğitimde yeni keşfedilen çoklu zekâ kavramına da uygundur. Çocuğa hangi tür zekâya sahipse, o türden eğitimin verilmesi başarının da anahtarıdır.

Allah tükenmez hazinesinden her insanı birden fazla atiye ile, ihsan ile, ikram ile yaratmıştır. Bunu bulup keşfetmek ise insana aittir.

TAKDİR ALLAH’A BIRAKILIR  

Melik Allah’ın esmasındandır. Atiyye, ihsan, bahşiş, ikram, ihsan ve kişiye yüklenen yüktür. Matiyye ise, kendisine ikram ve ihsan edilen, kendisine sorumluluk verilen, sırtına yük vurulan kimsedir.

Cümleyi toparlayacak olursak: Cenâb-ı Allah herkese taşıyabileceği ihsanda ve ikramda bulunur, sırtına kaldırabileceği yükü vurur, kendisine üstlenebileceği sorumluluk verir. İnsanın, başkasına vurulan yüklerle başını ağrıtmaması için sünnete sarılması yeterlidir. 3

Cenâb-ı Allah’ın, yüksek sorumluluk verdiği kulu o sorumluluğun farkında, o yükü taşıyabilecek evsaftadır. Hangi türden olursa olsun, ihsan ve ikram ettiği kulu o nimetin vebalini ve yükünü taşıyabilecek güçtedir. Nimet verdiği kulu şükretmeyi, belâ verdiği kulu sabretmeyi bilir ve o cihetten yüksek derece alır bir meziyete sahiptir.

Bu sebeple bir nimeti eğer Allah vermemişse, bu kulun iyiliği içindir. Falancaya vermiş; bana da verseydi, denilmez. Benim için hayırlısı böyledir, denilir. Ama duâya devam edilir. Takdir Allah’a bırakılır. Allah’ın rahmeti ve hikmeti itham edilmez. Verdiğine razı olunur.

ALLAH’IN HER MUAMELESİ RAHMETTEN İBARETTİR 

Rivayet edilir ki bitkin vaziyette aç bîilaç yatan bir adama Hazret-i Musa (as) sıhhat bulması ve durumunun iyileşmesi için duâ etmiş. Adamın durumu iyileşmiş. Ama fakirken sabırdan aldığı sevabı zenginken şükürden alamamış. Şükrü ihmal etmiş, Allah’ın nimetlerini kendi hüneri sanmış. Yoldan çıkmış.

Anlatılır ki, Salebe adında beş vakit mescitten ayrılmayan birisi, Resulullah’tan (asm) malının çoğalması ve zengin olması için duâ istemiş. Resulullah Efendimiz (asm):

“Şükrünü verebileceğin az mal, şükrünü veremeyeceğin çok maldan hayırlıdır.” buyururmuş. Ama adam tekrar tekrar, “Ya Resulallah! Bana duâ et, Allah beni zengin kılsın!” deyince, Resulullah (asm) duâ etmiş. Adam da zengin olmuş. Hayvanları, malları, davarları dağlara sığmaz olmuş.

Ve günlerden bir gün bu zengin adam Resulullah’ın (asm) zekât memuru gelince zekât vermemiş. “Bu malları ben kazandım!” demiş, kendine yazık etmiş. 4

Şu âyetin bu sebeple nazil olduğu rivayet edilir: “Münafıklardan bazıları da mal mülk verip zengin ettiği takdirde Allah’a daha çok itaat edip, fakirlere daha çok yardım edeceklerine söz verirler de, Allah onlara istediklerini ihsan edince verdikleri sözleri unuturlar, cimrilik edip yoksulun hakkını vermezler!” 5

Allah azacak kuluna nimet vermeyebilir, İsyan edecek kuluna belâ vermeyebilir. Hayırlı olmayan bir duâyı kabul etmeyebilir. Yaşamak günahımızı arttıracaksa, hayatımızı alabilir.

İnsan, üzerine düşmeyen ve hakkından gelemeyeceği işleri ve yükleri üzerine almamalıdır. Allah kendisine taşıyabileceği bir yük vermiştir. Yüküne sahip çıkmalı; başka yüklere karışmamalıdır. Çünkü Cenâb-ı Hak her yükü herkese vurmuyor, her yükü matiyesine (taşıyabileceği kimseye) vuruyor.

Sünnete sarılan insan, hayat yükünü kolaylaştırmış olur. Hakkından gelemeyeceği yükleri sırtına alıp hayatını zehir etmez. Her şeyi Allah’a bırakır ve huzur bulur. 

Dipnotlar:

1- Mesnevî-i Nuriye, s. 124. 2- Bakara Sûresi: 286. 

3-Mesnevî-i Nuriye, s. 123. 4- İbnu’l-Esîr, Üsdu’l-ğabe, 1/237-238; Mecmau’z-zevaid, 7/21-32. 5- Tevbe Sûresi: 75, 76.

Okunma Sayısı: 5222
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı