"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fizik ilmini şaşırtan öz: Esir maddesi

Süleyman KÖSMENE
16 Eylül 2019, Pazartesi
Cesarettin Nurdağ: “Esir maddesi nedir?”

Bilim Şaşkın!

Esir maddesi antik çağlardan beri hakkında çok az şey bilinen bir maddedir. Eski Yunanca’da aether’dir, kökeni aitho sözcüğüdür. Manası ateşli, parlak, havadan çok daha ince olan, bütün kâinatı dolduran akışkan, elastikî, elle tutulmayan, gözle görülmeyen, fizikî boyutta olmayan, ışığı ve sesi ileten bir maddedir. Antik çağda maddenin esir denilen hali veya ilk madde denilen maddenin ilk ve cevherî hali kast edilmiştir.

19. Yüzyılda esir maddesinin atomlar arası boşluğu dolduran, ağırlığı olmayan ve ısıyı ve ışığı ileten bir madde olduğu düşünülmüştür.

Bilim, maddenin yapıtaşı olarak önce atomu keşfetti. Atomun bölünemez son parça olduğu zannedildi. Daha sonra atomun proton, elektron ve nötron gibi parçacıklardan oluştuğu ve bölünebileceği kabul edildi.

Günümüzde bilim ilerledikçe adına kuantlar, kuarklar, proton, nötron, elektron denilen atom altı maddecikler bilim dünyasını şaşırttı.

Fizik, kuantum fiziği adında yeni bir bilimle atomaltına indi. Madde ve ışığın atomaltı seviyelerdeki davranışlarını inceledi. İnceledikçe şaşkınlığı arttı, parmaklarını ısırdı ve bütün ön kabullerini yıktı.

Kuantum Dünyası

Atomaltında devasa bir derinlik, farklı bir kâinat adeta sonsuza dek açılıyordu. Burada birbirinden ayrı duran parçacıklar aslında birbiriyle alâkalı, birbirine bağlı ve dinamik bir bütünlük içindeydi. Birbirinden çok uzak parçacıklar, sebep - sonuç zincirine bağlı olmaksızın birbirine bağlıydı. Parçacıklar başka parçacıklara rahatlıkla dönüşebiliyordu.

Burada sanıldığı gibi maddenin temel yapıtaşı değil, parçalar arasında var olan karmaşık ilişkiler ağı başlıyordu. Katı maddeler sanki erimiş ve sertlikten eser kalmamıştı. Materyalist düşüncenin ve ateizmin yıkıldığı yerdi burası.

Burada durgun bir şey yoktu. Parçacıklar ya tamamen enerji, ya da enerjiye çevrilebilen zerreciklerdi. Burada boşluk yepyeni bir kimliğe bürünmüştü.

Kuantum dünyasının üyelerinden olan kuantlar, kuarklar, fotonlar bir iğne ucundan bir milyon defa daha küçük sıfır noktasında enerji tanecikleriydi. Kuantlar kümeleşerek kuarkları, kuarklar protonları ve nötronları oluşturuyordu. Protonlar ve nötronlar atomun çekirdeğiydiler. Bu çekirdeğin yüz bin kat uzağında atomun etrafında dönen elektronlar vardı. Maddenin en küçük titreşim ve zikir meclisi olan atomlar, çekirdeğinde yer alan protonlar ve nötronlarla ve bu çekirdek etrafında dönen elektronlarla akılları durduran bir sistem oluşturuyorlardı.

Kuantum fiziği bilimde öyle bir altın çağ açmıştır ki, fizikçiler bile, “Kuantum fiziğini anladım diyen hiçbir şey anlamamıştır” diyerek parçacıkların ışık hızında hareketleri ve ilişkilerinin karmaşıklığı konusunda akılların aciz kaldığını itiraf etmişlerdir.

Esir Maddesine Gelince

Kuantum dünyasındayız. Atomun bir milyon kat derinliğine indiğimizde son ve mu’cizevî sınır parçacığı olan kuantları, ışık hızında titreşim yapan sıfır kalınlıkta enerji noktacıkları olan süper sicimler halinde görüyoruz. Bu süper sicimlerin hepsi birbirinin tıpatıp aynısıdır. Sadece dalga boyları ve titreşimleri farklıdır. Bu süper sicimler öylesine akıl almaz küçüklüktedirler ki, bir süper sicimin bir atomun büyüklüğüne oranı, bir atomun bütün güneş sistemine oranı gibidir.1 Şaşırıyoruz.

Akıl terazimiz bu sıkleti, bu oranı, bu sistemi tartmaktan ve kavramaktan aciz!

Uzayın boşluk olmayıp, süper sicimlerle donatılmış esir denizi olduğunu öğreniyoruz. Bütün ışınlar, elektromanyetik dalgalar ve gök cisimleri esir denizinde yüzmektedir. Esir denizi, yaylanabilen ve esnek bir örümcek ağı gibi uzayın tamamını kuşatmıştır. Karadelikler sonsuz ağırlıkları ile esir denizini yırtarak oluşturdukları girdapla yuttukları her şeyi beka âlemine taşımaktadır.

“O’nun arşı su üzerindedir.” 2 Âyetinin esir maddesine işaret ettiğini ifade eden Bediüzzaman, esir maddesinin Allah’ın ilk icatlarının tecellisine mazhar olduğunu bildiriyor. Yani Cenab-ı Allah esiri yarattıktan sonra bir kısmını cevhere çevirmiştir. Bir kısmını yoğunlaştırmış ve bundan maddeyi halk etmiştir. 3

Okunma Sayısı: 3401
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    16.9.2019 02:57:49

    Ne güzel bir tefekkür penceresi açtınız. Teşekkür ederiz. Buradan melekut alemine geçmek galiba daha kolay.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı