"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşveretin fazileti ve hükmü

Süleyman KÖSMENE
03 Kasım 2012, Cumartesi
Ma­lat­ya’dan İh­san Sa­rı: “Meş­ve­re­tin de na­maz gi­bi farz ol­du­ğu söy­le­ni­yor. Bu doğ­ru mu? Meş­ve­ret­siz yap­tı­ğı­mız iş­ler­den ne de­re­ce so­rum­lu­yuz?”

MEŞ­VE­RET, AL­LAH’IN EM­Rİ­DİR
Al­lah meş­ve­ret et­mek­ten müs­tağ­nî­dir. Fa­kat in­sa­nı, me­lek­ler­le ‘meş­ve­ret et­tik­ten’ son­ra ya­rat­tı. Al­lah’ın meş­ve­re­te ih­ti­ya­cı el­bet­te yok­tu. Fa­kat Al­lah kâ­i­na­ta mey­ve o­la­rak ya­ra­ta­ca­ğı bu ye­ni cin­sin ha­ya­tın­da, ö­nem­li bir ka­rar mer­ke­zi o­la­rak meş­ve­re­tin hâ­kim ol­ma­sı­nı is­ti­yor­du.
Bu­nun i­çin de em­ret­mek ye­ri­ne, ilk ör­ne­ği biz­zat Ken­di Zat-ı U­lu­hi­ye­ti ver­di. Ya­ni meş­ve­re­ti em­ret­mek­ten ö­te, biz­zat Ken­di­si bu­na ör­nek­lik et­ti, ön­cü­lük et­ti, fi­i­liy­le kı­la­vuz­luk et­ti.

AL­LAH, İH­Tİ­YA­CI OL­MA­DI­ĞI HAL­DE ME­LEK­LER­LE MEŞ­VE­RET ET­Tİ
İl­gi­li â­yet­ler ay­nen şöy­le­dir:
“Ha­ni, Rab­bin me­lek­le­re, ‘Ben yer­yü­zün­de bir ha­li­fe ya­ra­ta­ca­ğım’ de­miş­ti.
Me­lek­ler:
‘O­ra­da boz­gun­cu­luk ya­pa­cak, kan dö­ke­cek bi­ri­ni mi ya­ra­ta­cak­sın? Oy­sa biz sa­na ham­de­de­rek da­i­ma Se­ni tes­bih ve tak­dis e­di­yo­ruz.’ de­di­ler.
Al­lah da:
‘Ben si­zin bil­me­di­ği­ni­zi bi­li­rim’ de­di.”
Al­lah, ­dem’e bü­tün es­ma­yı öğ­ret­ti. Son­ra on­la­rı me­lek­le­re gös­te­re­rek,
‘E­ğer doğ­ru söy­lü­yor­sa­nız, hay­di ba­na bun­la­rın i­sim­le­ri­ni söy­le­yin’ de­di.
Me­lek­ler:
‘Se­ni bü­tün ek­sik­lik­ler­den ten­zih e­de­riz. Se­nin bi­ze öğ­ret­tik­le­rin­den baş­ka bi­zim hiç­bir bil­gi­miz yok­tur. Şüp­he­siz Sen ­lim ve Ha­kîm’sin’ de­di­ler.1
Be­di­üz­za­man Haz­ret­le­ri de, bu â­yet­ler­le il­gi­li o­la­rak, “..mü­şâ­ve­re [meş­ve­ret] üs­lû­bu­nu in­san­la­ra öğ­ret­mek i­çin­dir. Yok­sa Ce­nâb-ı Hak, mü­şâ­ve­re­den mü­nez­zeh­tir”2 de­mek­te­dir.

KUR’ÂN, MEŞ­VE­RE­Tİ EM­RE­Dİ­YOR
Kur’ân i­ki â­ye­tiy­le meş­ve­re­ti em­re­di­yor. İş­te â­yet­ler:
“Ve em­ru­hum şû­râ bey­ne­hum”
(On­la­rın iş­le­ri şû­râ i­le­dir.)3
“Ve şâ­vir­hum fi’l-emr”
(İş ko­nu­sun­da on­lar­la mü­şa­ve­re et.)4
Pey­gam­ber E­fen­di­miz (asm) ken­di­si­ne va­hiy ge­lip dur­du­ğu hal­de, hiç ih­ti­ya­cı yok­ken, sırf üm­me­te ör­nek ol­mak i­çin as­ha­bıy­la bir­çok ke­re meş­ve­ret et­ti. Ve meş­ve­ret so­nu­cun­da kar­şı gö­rü­şü uy­gun bul­du.
Me­se­lâ Be­dir Sa­va­şın­da or­du­nun ka­rar­gâ­hı­nı meş­ve­ret so­nu­cun­da be­lir­le­di. U­hud Sa­va­şı­na ka­tıl­ma­ya meş­ve­ret so­nu­cun­da ka­rar ver­di. Hen­dek Sa­va­şı­nın şek­li­ni meş­ve­ret so­nu­cu­na gö­re tes­bit et­ti.

BE­Dİ­ÜZ­ZA­MAN, MEŞ­VE­RE­Tİ TE­SİS ET­Tİ
Be­di­üz­za­man ge­ri­ye bir ha­li­fe bı­rak­ma­dı; i­man ve Kur’ân hiz­me­ti­ni meş­ve­ret te­me­lin­de yü­rü­tü­le­cek bi­çim­de te­sis et­ti.
Me­se­lâ Be­di­üz­za­man, ta­le­be­le­ri­nin hiz­met­te mü­na­ka­şa­sız meş­ve­ret et­me­le­ri­ni is­ti­yor ve “Ka­ra­rı­nı­zı ka­bul e­de­rim.” di­yor.5 Meş­ve­re­tin şahs-ı ma­ne­vi­yi tem­sil et­ti­ği­ni6 i­fa­de e­de­rek, “Me­dar-ı ni­za bir me­se­le var­sa meş­ve­ret e­di­niz”7 di­yor. “Siz, meş­ve­ret­le ne lâ­zım­sa ya­par­sı­nız. Fa­kat ih­ti­yat­la, te­laş­sız, vel­ve­le­ye ver­me­mek lâ­zım!”8 di­ye de i­kaz e­di­yor.
Nakş-ı i’câ­zı gös­ter­mek tar­zın­da bir Kur’ân yaz­ma­ya meş­ve­ret­le ka­rar ve­ri­yor.9
Ör­nek­le­ri art­tır­mak müm­kün­dür.

MEŞ­VE­RE­TİN HÜK­MÜ
İ­man ve Kur’ân hiz­me­tin­de meş­ve­ret, şahs-ı mâ­ne­vî­nin iç­ti­ha­dı hük­mün­de­dir. Ma­lûm, iç­ti­hat­ta i­sa­bet e­den i­ki se­vap a­lır; i­sa­bet et­me­yen iç­ti­hat et­me­si­nin kar­şı­lı­ğı o­la­rak bir se­vap a­lır.
Meş­ve­ret e­den i­se i­sa­bet et­me­se bi­le, hem iç­ti­hat se­va­bı, hem meş­ve­ret se­va­bı ol­mak ü­ze­re i­ki se­vap a­lır. İ­sa­bet et­me­si du­ru­mun­da i­se üç se­vap a­lır.
Mün­fe­rit ha­re­ket­le­ri­miz­de, ya­ni meş­ve­ret­siz iş­le­ri­miz­de ya­nıl­ma ris­ki çok yük­sek­tir. Bu­na bağ­lı o­la­rak me­su­li­yet de çok yük­sek­tir. Fa­kat meş­ve­ret­te ya­nıl­ma ris­ki çok dü­şük­tür. Me­su­li­yet i­se hiç yok­tur!
Ri­sa­le-i Nur Ta­le­be­si i­çin Ri­sa­le-i Nur hiz­me­ti farz-ı ayn bir hiz­met­tir. Çün­kü ci­had­dır. Ri­sa­le-i Nur Ta­le­be­si­nin, Ri­sa­le-i Nur hiz­me­ti i­çin ya­pa­ca­ğı meş­ve­ret de farz-ı ayn hük­mün­de­dir.

Dip­not­lar: 1- Ba­ka­ra Sû­re­si: 30, 31. 2- İ­şâ­râ­tü’l-İ’câz, s. 251. 3- Şû­râ Sû­re­si: 38. 4- Âl-i İm­ran Sû­re­si: 155. 5- Şu­â­lar, s. 289, 423. 6- Kas­ta­mo­nu Lâ­hi­ka­sı, s. 95. 7- Kas­ta­mo­nu Lâ­hi­ka­sı, s. 181. 8- E­mir­dağ Lâ­hi­ka­sı, s. 125. 9- Mek­tu­bât, s. 394; Bar­la Lâ­hi­ka­sı, s. 166.


 

Okunma Sayısı: 2463
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı