"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Peygamberler arası derece farkı var mıdır?

Süleyman KÖSMENE
25 Şubat 2021, Perşembe
Bursa’dan Kemal Akay: “Muhammed (asm) daha büyük olduğu halde, Salli Barik duâsında İbrahim Aleyhisselâm ile mukayese edilmesinin hikmeti ne olabilir?”

Derece Bakımından Peygamberler

Peygamberler arasında üstünlük caizdir ve vakidir. Bakara Sûresi’nde geçen, “Allah elçileri arasında ayırım yapmayız.” 1 cümlesi bu üstünlüğe mani değildir. Çünkü bunu söyleyen mü’minlerdir ve kast ettikleri, mü’minlerin iman açısından peygamberler arasında ayırım yapmadıklarıdır. Hiçbir peygamberden şüphe etmedikleridir.  

Peygamberlerin hepsinin günah işlemekten masum oluşları da derece farkına mani değildir. Öyle ki, nebilerle resuller bir olmadığı gibi, belirli kavimlere gönderilenlerle, bütün cihana gönderilenler de bir değildir. Aralarında derece farkı vardır.

Nitekim, “Peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık.” 2 âyeti de bunu bildiriyor.

Üstünlük sırasına göre peygamberler dört sınıftır:

1- Hatemü’l-Enbiya olan Hazret-i Muhammed (asm). 2- Ulü’l-Azm Peygamberler. Bunların sayısı altıdır: Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (asm) 3- Resuller. Yani, kendisine kitap gelmiş olanlar. 4- Nebiler. Yani, kendisine kitap gelmemiş olanlar.

En Fazla Rahmete Mazhar Peygamber

Peygamberlerin en üstününün Hazret-i Muhammed (asm) olduğunda şüphe yoktur. 

Namazda teşehhütten sonra okuduğumuz Salli Barik duâsında bir teşbih vardır ki, ilk bakışta teşbih kuralına uygun düşmüyor. Salli Barik duâsının manası şöyledir:

“Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve O’nun al ve ashabına, salât eyle. Tıpkı Hazret-i İbrahim’e ve O’nun âline salât eylediğin gibi... Allah’ım! Efendimiz Muhammed’i ve O’nun al ve ashabını kutlu kıl! Tıpkı Hazret-i İbrahim ve O’nun âlini kutlu kıldığın gibi. Sen Hamîd’sin ve Mecîd’sin.” 

Bu İlâhî metinden anladığımız, Cenab-ı Allah’ın Hazret-i İbrahim’e (as) ve O’nun âline rahmet etmesi ve O nurlu soy ağacını mübarek kılmasıdır. Hazret-i Muhammed (asm) ile O’nun âli dediğimiz nurlu soy ağacı için de Cenab-ı Allah’tan tıpkı Hazret-i İbrahim’e (as) lütfedilen rahmet ve kutluluk gibi rahmet ve kutluluk istiyoruz.  

Oysa Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle, zaten “Muhammed (asm), Hz. İbrahim’den (as) daha ziyade rahmete mazhardır ve daha büyüktür.” 3 Meselâ Hazret-i Muhammed’e (asm) Makam-ı Mahmud verilmiştir ki, rahmetin ve kutluluğun zirvesidir. 

O halde bu teşbihin sırrı nedir?

Salli Barikteki Teşbihin Sırrı

Üstad Hazretleri Altıncı Şuâ’da konuyla ilgili üç vecihli bir soruya cevap veriyor: 

1- Bu teşbihin hikmeti nedir? 2- Bu teşbih neden teşehhüde tahsis edilmiştir? 3- Duâ bir defa kabule mazhar olsa yeterli iken ve bu duâ kabule mazhar olmuş ve Cenab-ı Allah o yüksek rahmeti ve kutluluğu Hazret-i Muhammed’e (asm) vaad etmiş iken, neden namazda sürekli şekilde bu duânın yapılması vazedilmiştir?

1- Hazret-i Muhammed’in (asm) âli evliyadır. Hazret-i İbrahim’in (as) âli enbiyadır. Evliya enbiyaya yetişemiyor. Bu duânın kabule mazhar olduğu, “Ümmetimin âlimleri beni İsrail peygamberleri gibidir.” 4 hadisinden anlaşılıyor. 

2- Bu kabul olmuş duânın namazda okunmasının hikmeti, ümmeti iman yönüyle böyle bir muhteşem kafile-i kübra ile güçlendirmektir. Farkındalık oluşturmak suretiyle, ümmetin ne kadar muhkem ve sağlam bir yolda gittiklerini fark ettirmektir. Bu sağlam yola devamlarını sağlamaktır. Öyle ki, Fatiha Sûresi’nde geçen, Allah’ın nimet verdiği nuranî kafilenin yolu bu kutlu yoldur.

3- Ümmetin milyonlarca evliyası ve salih kimseleri ile birlikte bu yüksek duâya namazda devam etmelerinin hikmeti ise, Hazret-i Muhammed’e (asm) Makam-ı Mahmud verilmesine ve netice itibariyle ümmetin bu yüksek makam üzerinden şefaat-ı kübraya ulaşmasına işarettir. 5 

DUÂ

Allah’ım! Kendilerine nimet verdiğin mübarek kafilenin yolundan, izinden, özünden, yüzünden, ruhundan bizi ayırma! Bizi dalâletten ve gazabına uğratan kötü amelden muhafaza kıl! Bize iman-ı kâmil lütfeyle! Âmin. 

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 285.

2- Bakara Sûresi: 253.

3- Şuâlar, s. 116.

4- Keşfu’l-Hafa, 2/64.

5- Şuâlar, s. 118.

Okunma Sayısı: 1843
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı