Barla mübarek bir belde.
Şu kelimeyi dilim söyleyip kalemim yazarken bile, insandaki hissiyatlar farklı haller alabiliyor. Çünkü Kur’ân hakikatlerinin tercümanı ve naşiri olan Risale-i Nurlar’ın ilk te’lifi Barla’da başlaması hasebiyle, Nurlar’ın neşrinin kaynağı olması sebebiyle mübarek bir belde olmuş. Böyle bir beldede neşredilen, intişar eden, Risale-i Nurlar’dan rızıklananlarla, nimetlenenlerle, yani aynı kaynaktan, maddî manevî hayatımızı kurtarabilmek adına beslenenlerle bir arada olmak, hele bir de bir arada bu hakikatleri mütalâa etmekse amaç, bundan daha güzeli olamazdı. Rabbime şükürler olsun ki bizler de böyle güzel ve özel bir okuma programına, mübarek bir belde olan Barla’da eşimle katıldık elhamdülillah. Program çok güzel ve verimliydi. Bir de gözlemlediğim ve yaşadığım hakikat; tesanüdün, uhuvvetin, muhabbetin, safi, katışıksız, ihlâsla yaşandığını hissettim.
Başka şehirlerden gelen kardeşlerimiz de vardı, ilk defa Barla’da tanışmamıza rağmen sanki uzun zamandır tanışıyormusuz gibi muhabbet tezayüd ediyordu.
Ayrı bir güzellik de namazları cemaatle kılmaktı.
İnsana Kâbe’yi hatırlatıyordu. Sabah namazı dersinden sonra iki sabah, hanım kardeşlerle Cennet Bahçesine gidip orada sabahın serinliğinde ders okuduk. Cennete dair olan 28. Söz’ü, telif edildiği yerde kuş cıvıltıları ile birlikte bize arkadaşlık eden hayvanlarla, sincaplarla, daha bizim göremediğimiz dinleyicilerle ders okuyup dinlemek insana bir başka huzur veriyor. Dünyadaki Cennet bahçesinde huzur böyleyse, ebedî Cennetin huzuru nasıldır diye düşündürüyor. Rabbim bizleri Cennetinde buluştursun, Cemaliyle şereflendirsin inşaallah.
Rabbimize ne kadar şükretsem azdır. Risale-i Nurlar’ı tanımak, tanıyanlarla tanışmak, uhuvvetle, muhabbetle kaynaşmak, hemhal olmak anlatılmaz, yaşanır sözünü hatırlatıyor insana.
İnşaallah en kısa zamanda Rabbim tekrarını nasip etsin. Programı hazırlayan ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Allah razı olsun diyorum.