"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dört partinin sıralaması

Ziya Nur BİRLİK
10 Temmuz 2026, Cuma
Müzâkereli dersteyiz. Hâzırûnun tensibiyle, Emirdağ Lâhikası’ndaki dört parti bahsi işleniyor: “Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslâm’dır.”

Risale-i Nur, gelip geçici isim ve resimlerle uğraşmaz, asıl olan “müsemma”, yani isimlerin arkasına saklanan manalardır. “Parti” lafzına takılmamak gerekiyor. 

Kardeşlerimizden biri bir detaya dikkat çekti: Metnin devamında bu dört zihniyetin sıralaması değişiyor ve “İttihad-ı İslâm” zihniyeti ilk sıraya, “Demokrat” manası ise en sona yerleşiyordu. “Bu sıralamadaki değişikliğin bir anlamı var mı?”sorusunu ortaya bıraktı.

Biliyorduk ki, Risale-i Nur demokratik zihniyete Kur’ân, Vatan ve İslâmiyet adına destek veriyor, meşrûtiyet-i meşrua ve hürriyet-i şer’iye ile sağlam bir metne dayandırıyordu. Ancak bu mutlak bir rıza değil, “ehven-i şer” (şerrin en az zararlı olanı) kaidesiyle verilen bir destekti. Maksat, “a’zam-ı şer”den (şerrin en büyüğünden) muhafaza olmaktı. Siyasetin bizzat kendisi “şer” kategorisindeydi.

İşte tam bu noktada, meclisteki kardeşlerimizden birinin tespiti, zihinlerimizde şimşekler çaktırdı: “Buradaki diziliş, a’zam-ı şerden ehven-i şerre doğru giden bir sıralama!” 

Ağır bir tezdi bu. Din adına ortaya çıkan bir siyaset anlayışı, nasıl a’zam-ı şer olabilirdi? Hemen telefon ekranlarından Risalelerdeki hakikatlerin izini sürmeye başladık. Karşımıza çıkan satırlar, hakikati yüzümüze vuruyordu: 

“Kur’ân’ın elmas gibi hakikatlerini, ehl-i gaflet nazarında cam parçalarına indirmemek ve kıymettar hakikatlere ihanet etmemek...”

“...şimdiki siyasetin cinayetine karşı dini siyasete alet etmeye mecbur olacağından...”

Anlıyorduk ki, yeryüzündeki hiçbir zarar, dinin kudsî elmaslarının, siyaset pazarında cam parçası fiyatına düşürülmesinden daha büyük olamazdı. “Asıl musibet ve muzır musibet dine gelen musibettir.” hakikati tam da buydu. Zira “Din dâhilde menfî tarzda istimal edilmez”.

Bu zihniyetin doğuracağı dehşetli tahribat nazara veriliyordu: “Acaba şimdiki menfî siyasetçilerin fetvâlarından istifade edecek kimdir, bilir misin? Bence İslâm’ın en şedid hasmıdır ki, hançerini İslâm’ın ciğerine saplamıştır.”

Toplum “ne yapıldığına” ve “sonuçlara” odaklanırken, Risaleler işin “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” gereği “nasıl yapıldığına” ve “istikamete” bakıyordu. Ortaya çıkan sun’î başarılar gözleri boyasa da, usul ve niyet bozulduğunda netice hüsrandı. Zira siyasetin o zalim çarkları içinde doğru bir şey yapılsa bile, “isabet de etse, mes’uldür.” ikazı kalpleri titretiyordu.

Peki, niyetinin iyi olduğunu söyleyerek yola çıkanların, dini kendi inhisarlarına alıp almadığını nasıl anlayacaktık? 

“Kim fâsık siyasettaşını mütedeyyin muhalifine sû-i zan bahaneleriyle tercih etse, muharriki siyasetçiliktir. Hem umumun mâl-ı mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle, kavî bir ekseriyette, dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise, muharriki tarafgirliktir.”

Eğer fâsık siyasettaşımızı, dindar muhaliflere türlü bahanelerle tercih ediyorsak; bizi yönlendiren “siyasetçilik”tir. Herkesin malı olan mukaddes dini, sadece kendi partisinin tekelindeymiş gibi sunup muhaliflerde dine karşı aleyhtarlık fikri oluşturmak, o elmasları siyaset pazarında cam parçası hükmüne indirmek; Haşrin mizanının tartabileceği bir kebîre olduğundan failleri, isabet de etse, mes’uldür.” hükmüne mâsadak oluyorlar. 

Müzakerede, “şeytandan ve siyasetten” Allah’a sığınmanın hikmetini anladık:

Hayır işlediğini sanarak şerrin gayyâsında debelenmekten kurtulmak!

Elhamdülillah; Hâzâ min fadl-ı  Rabbî!

Okunma Sayısı: 229
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı