"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara’dan bir Trump geçti…

Cevher İLHAN
10 Temmuz 2026, Cuma
VAZİYET

Trump’ın gelişinin gölgesinde kalan NATO zirvesi, sonuç bildirgesindeki “Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına uzun vadeli tehdidi”ni tekrarlama, “kolektif savunma ve transatlantik bağa olan sarsılmaz bağların teyidi” temennileriyle geçti.

Zirve, Trump’ın şımarıkça her türlü desteği verdiği Gazze’de 100 bin, Lübnan’da 4 bin çocuğu, sivili katleden soykırımcı Netanyahu’yu “İyi bir savaş Başbakanı” olarak lansesine sessiz kalındığı zirve, soykırıma açıkça çıktığı için “İspanya umutsuz vaka, korkunç bir NATO üyesi”, yine ABD-İsrail’in İran savaşına destek vermemesine karşı “NATO’dan memnun değilim bize yardım etmediler, ticareti derhal kesiyorum” sözlü saldırılarına sessiz kalınmasına sahne oldu.

Bir defa daha “Erdoğan’ı çok seviyorum. O benim için kırmızı halıları serdi. Ben olmasam belki karşı tarafta İran Savaşı’na dahil olurdu. Netanyahu’yu da çok seviyorum. Ben varım diye Erdoğan’ın tarafsız kaldığını Netanyahu’ya söyledim, Netanyahu’nun Erdoğan ile ilgili söylediklerini sevmiyorum” tuhaf ifadelerini sarfettiği “Trump şov”a döndü. 

Yine Trump’ın sırf İsaril’in Gazze’de 100 bin, Lübnan’da 4 bin çocuğu ve sivili katli soykırımına karşı çıktığından “İspanya umutsuz bir vaka. NATO’da kötü bir ortak. Onlarla hiçbir şey yapmak istemiyorum!” restlerinin, “Grönland Danimarka’ya değil, bize lazım, Danimarka bir günden kısa sürede Nazi ordularına teslim olmuştu. Orayı biz geri aldık ve Danimarka’ya verdik!” çıkışlarının arenası haline getirildi.

Özetle NATO zirvesi, 50 milyar dolardan fazla yeni alım duyurusu yeniden teyit etmek üzere 2026 yılı için Ukrayna’ya 70 milyar avro askerî teçhizat, yardım ve eğitim sözü benzeri taahhüdlerin yenilenmesiyle Amerikan silah şirketlerinden yeni alımlar beklentisiyle kapandı.

Ve Ankara’ya ayak basar basmaz sık sık Erdoğan’a övgülerini zirvede tekrarlaması, Avrupalı liderlere “siz de dostum Erdoğan gibi olun” yorumlarına yol açtı. 

Ancak en çarpığı, tam da Cumhurbaşkanı’nın zirveyi açış konuşmasında “İran krizinde sabotaj teşebbüslerine rağmen Trump’ın kararlı tutumunu takdir ile karşılıyorum” sözlerinin hemen ardından İran ile mutabakata değinen “müzâkereler devam edebilir ama İran’la mutabakat benim için bitti” diyerek İranlı yöneticilere ve İran halkına tahkirlerle tehditleri savurmasıydı.

TESBİT

“CAATSA yaptırımları” çarpıtması      

Tesbitlerin başında zirve boyunca iktidar mahfillerinde Trump’ın “ABD’nin hasımlarıyla mücadele (CAATSA) yaptırımları”nın kaldırılması sözünün “büyük bir başarı!” propaganda olarak edilmesi geliyor.

Sanki başka bir iktidar döneminde ve bir başka Amerikan Başkanı tarafından CAATSA yaptırımları dayatılmış gibi “iktidara iliştirilmiş yandaş – yandaşlaştırılmış medya”da “Türkiye istediğini aldı”, “CAATSA kalkıyor!” manşetleri atıldı.

Oysa yeniden 2019’a dönülmüştü. “Cumhurbaşkanı ile ailesinin Amerika ve yurtdışındaki mal varlığının araştırılması” gibi ABD’nin CAATSA ağır ekonomik yaptırımları da yine Trump’ın imzasıyla ve yine AKP iktidarında bütün uyarılara rağmen bizzat Cumhurbaşkanı’nca Rusya’dan S-400 füzelerin alınması üzerine alınmıştı.

Kaldı ki Cumhurbaşkanı’nın “derhal devreye girecekler” dediği ve yıllardır hangarlarda bekletilmesiyle Türkiye’ye milyarlarca dolara mal olan S-400’lerin üçüncü bir ülkeye mi verileceği, Rusya’ya mı iade edileceği ya da ABD’nin kontrolüne mi bırakılacağı muamması devam ediyor.

Diplomasinin ve Dışişleri’nin dışlandığı “şahsî ilişkiler”e dayalı yanlış, öngörüsüz, ufuksuz politikaların Türkiye’ye milyarlarca dolar kayba sebebiyet veren acı akıbeti “bir zafer!” gibi gösteriliyor.

Malum S-400’lerin alınması “Türkiye’nin bağımsızlığı!” olarak sunulmuştu. Şimdi elden çıkarıldığına göre “Türkiye bağımsızlığından mı vazgeçiyor? sorusunu sorduruyor.

GARABET

“Talimatlı yargı” ikrarı!

Zirvede dikkati çeken hususlardan biri de Trump’ın sık sık “İyi adam, her dediğimi yapıyor” övgüleriyle bir telefonuyla Cumhurbaşkanı’nın Amerikalı Rahip Brunson’u hapisten çıkarıp serbest bıraktığını hatırlatmasıydı.

Daha önce suç işleyip ceza alan iki İsraillinin “tepeden talimat”la ülkelerine gönderilmesi, Gazze’ye insanî yardım götüren Türk Bayraklı Mavi Marmara sivil yardım gemisine uluslararası sularda saldırıyla on vatandaşı katleden İsrail askerleriyle sorumlularının yine “talimat”la Türkiye ve uluslararası yargıda cezalandırılmalarından kurtarılmaları anlaşmasında gibi “yürütmenin yargıya direktifi” olarak yorumlandı.

Anayasa’nın çiğnenmesiyle Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının “hak ihlâli” kararlarının uygulanmadığı Türkiye’de yargının “tek adam otoriter rejim”in güdümünde bağımsız olmadığını, “talimatla ‘karar’ verdiği”ni bütün dünyanın önünde tescilledi.

Okunma Sayısı: 233
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı