"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğru yerde durmak

Abdil YILDIRIM
23 Haziran 2024, Pazar
İnsan vardır, kendisi doğru, düzgün, dürüst, kaliteli olabilir. Fakat yanlış yerde durduğu için, bu özelliklerinin bir hükmü kalmaz.

İmtihanlarda yanlışların doğruyu götürdüğü gibi, böyle insanların da bir yanlışı, bir çok doğrusunu götürür. Onu zalimlerin yanında görenler, şahsi meziyetlerine değil, içinde bulunduğu topluluğun mezalimliği ile değerlendirir. Böyleleri, zalimlerin zulmüne bilmeyerek de olsa, ortak olmuş olurlar.  

Müslüman, feraset sahibi olur. Doğru ile yanlışı, hayır ile şerri, zulüm ile adaleti ayırt eder. Ona göre duracağı yeri tayin eder. Sonra da, her türlü zorluğa rağmen, sebatla, sabırla doğru yerde kalmaya devam eder. Ne pahasına olursa olsun, bulunduğu yeri terk etmez. 

Normal zamanda, şartların müsait olduğu yerlerde, doğruların çokça bulunduğu devirlerde, doğru yerde durmak kolay olabilir. Ama, imtihanın zorlaştığı, şartların ağırlaştığı, zor ve çetin zamanlarda, bulunduğu doğru yeri muhafaza etmek kolay değildir. Pir Sultan Abdal, “Ne mutlu, eğri zamanda doğru yerde durabilene” demiştir.  İnsanın gerçek karakter ve kalitesi, böyle zamanda belli olur. Böyle insanlar, ucunda ölüm bile olsa, bulundukları yeri terk etmezler. Her türlü çileye, ezaya ve cefaya katlanırlar. Ama doğru yerden ayrılmazlar. Zalimlerin zulmüne, müstebitlerin istibdatına ortak olmazlar.  

Peki, bulunduğumuz yerin doğru yer olduğunu nasıl anlayacağız? Evvela vicdanımıza soracağız. Çünkü vicdan, en doğru rehber, en iyi yol göstericidir. Vicdan terazisi hep doğru tartar. Yanlış yerde olduğumuz zaman, vicdanımız rahatsız olur. Nefsimizin sesini değil de, vicdanımızın sesini dinlersek, nerede olduğumuzu anlarız.  

Yanlışın nerede olduğunu anlayabilirsek, doğruyu kolayca bulabiliriz. Nefsimiz, hevesimiz, dünyevi arzularımızın sevk ettiği yol, yanlış yoldur, yanlış istikamettir  

Doğrunun düşmanı çoktur. Doğru yerde bulunduğumuz zaman, evvela nefsimiz buna karşı çıkar. İnsi ve cinni şeytanlar bizi oradan uzaklaştırmak için çeşitli tuzaklar kurarlar. Cazip ve aldatıcı tekliflerle karşımıza çıkarlar. İşte burada, sarsılmaz bir iman, sağlam bir dirayet ve sadakat lazımdır.  

Doğru yeri bulduktan sonra, orada kalabilmek de çok önemlidir. Nice insanlar var ki, az bir dünya menfaati veya küçük bir tehlike ihtimali karşısında, yerlerini terk etmişler, sonunda helak olmuşlardır.  

Ne mutlu, doğru yerde olup da, okçular tepesindeki sahabeler gibi bulunduğu yeri terk etmeyenlere. 

Okunma Sayısı: 1382
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa

    23.6.2024 22:08:38

    Çok verimli bir analiz..Emeğinize sağlık..

  • Abdullah Tunç

    23.6.2024 18:46:16

    Doğru yerde durmanın en büyük işaretlerden bir tanesi; dünü ile bugünü uyumlu ve dengeli oluşu dur.Zikzaksız, doğru bir çizgi takip edilmesidir.Çe lişkili bir hayatın olmama sıdır.Bilhassa siyasi ve iç tima-i sahada zıtlıkların yaşanmasıdır.Yani başlan gıç ile gelinen son durum birbirini nakzetmemesi ge rekiyor.Risale'de geçen 4 siyasi eğilimi, fikir ve dü şünceyi doğru anlamak ve hayatta doğru tatbik etmektir.

  • Burhan Kula

    23.6.2024 10:36:43

    Teşekkürler..

  • Erhan

    23.6.2024 00:52:43

    Rüzgâr esintisi göre pozisyon alıp hak hukuk adaletten ayrılıp hele hele zalimlere alkış tutan kişilerin vay haline. Müslüman nerede durmasını bilen, duygularını kontrol edebilen, ağzından çıkan kelimelerin ne anlama geldiğini önceden analiz edebilen, elinden dilinden davranışından emin olunan kimselerdir. bunların aksine bir taraftan din bezirganlığı yapıp öbür taraftan zalimleri alkışlamak, Müslümanlara yakışan bir davranış biçimi değildir. hepimizin hızlı bir şekilde silkelenip kendimize gelmemiz ve bundan sonraki yaşam biçimimizle bizden sonraki gelen nesillere örnek olmamız lazım. hele hele üstadı örnek alıp kendilerini nur talebesi olarak addeden ama üstada zulmetmiş zihniyetin yanında duran insanlara Allah yardım etsin .

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı