"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kuvvet vardı, istikamet yoktu

M. Said BAYRAKLILAR
29 Haziran 2026, Pazartesi
Münazarat okumaları yaparken şunu fark ettim: Bazı şeyler yıkılarak kaybolmaz; yönü değiştirilerek kaybedilir.

Bediüzzaman, geçmiş zamanın vahşet ve cehaleti kullanarak bir milletin içindeki kıymetli menbaları nasıl yanlış mecralara akıttığını anlatır1. Ortada bir menba vardır, bir maden vardır; besleyen, büyüten, hayat veren bir akış… Fakat o akış kendi yatağında kalmaz. Ehliyetsiz ellerde yön değiştirir. Berrak su, verimli toprağa değil; kumistana, şûristana akar. Neticede ortada belki bütünüyle bir kuraklık yoktur; ama hayat da yoktur.

Bu, kendiliğinden olmaz. Kimi hile ile yapar, kimi kuvvetle. Sözü olan sözle, gücü olan güçle aynı hataya hizmet eder: İstikameti bozar. Böylece kıymetli olan, kıymetsiz yerlerde tüketilir.

Bediüzzaman’ın dikkat çektiği ilk damar, sehavet-i milliyedir. Her milletin, ortak fayda için malından fedakârlık edebilme kabiliyeti vardır. Bu, az bulunur bir kuvvettir. Yerini bulduğunda ilme, maarife, kalıcı eserlere ve ortak hayata su verir. Fakat yanlış yere aktığında çoğaltmaz; dağıtır. Fedakârlık vardır, ama meyve veren bir zemine ulaşmaz. İnsan verir; fakat verdiği şey büyüyen bir hakikate değil, sessiz bir kayba karışır.

Bir de cesaret-i milliye vardır. Bir milletin namusunu, haysiyetini ve hukukunu muhafaza edecek kuvvet… Fakat o kuvvet de yerini şaşırdığında dışarıya değil, içeriye döner. İnsanlar ellerindeki gücü korunması gereken hakikate değil, birbirlerine karşı kullanırlar. Darbe dışarıya inmez; içeride yankılanır. Kuvvet birleşmez, kırılır. Böylece büyük bir imkân sessizce erir. Bir araya geldiğinde muhafaza edecek olan güç, ihtilafın içinde harcanır. Geriye eksik bir kuvvet değil; yanlış yerde tükenmiş bir kuvvet kalır.

Mesele aslında hiç değişmez: Kuvvet vardır, ama istikamet yoktur.

Bugün yapılacak şey sadece yeni bir kuvvet aramak değildir. Mevcut kuvvetin nereden sızdığını, hangi zeminde tüketildiğini ve hangi mecraya çevrilmesi gerektiğini görmektir. Açılan delikleri kapatmak, akanı durdurmak ve yönü yeniden tayin etmek gerekir.

Çünkü aynı kaynak, doğru mecrasını bulduğunda yine akacaktır. Bu defa kaybetmek için değil; merhamet, adalet ve medeniyet doğurmak için.

Dipnotlar

1- ESDE, s.198.

Okunma Sayısı: 192
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı