"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nazarın şekillendirdiği mânâ - Bab-ı Mana (3)

Harun SÖZLER
29 Haziran 2026, Pazartesi
Zahirde görünen mevcudât ve vukuâtın bâtınî muhteviyatı dahi tek değildir. Çünkü görülen mana, ona bakan nazarın derinliğine, istidadına ve iç âlemine göre değişebilir. İnsan çoğu zaman baktığı şeyi değil; bakabildiği kadarını görür.

Hakikat birdir; fakat ona açılan nazarlar bir değildir. Bu yüzden aynı manzara, farklı insanlarda bambaşka manalar uyandırabilir.

Yuşa Tepesi’nden İstanbul’u seyreden bir şair…

Şehrin siluetinde kaybolur. Onun gördüğü şey binalar değil, duygulardır. Ufukta dağılan ışıklar, içinde kelimelere sığmayan bir derinlik uyandırır. Minarelerin göğe uzanan çizgileri ona asırlık bir medeniyetin duası gibi görünür. Şehir, onun nazarında bazen bir hüzün, bazen bir özlem, bazen de sessiz bir hayranlığa dönüşür.

Bir asker…

Aynı manzaraya bakar; fakat gözleri güzellikten önce nizamı arar. Stratejik noktaları, geçiş yollarını, yüksek tepeleri, hâkim bölgeleri ve savunma hatlarını hesaplar. Onun nazarında şehir yalnız estetik bir görüntü değil; korunması gereken büyük bir emanettir. Kalabalıkta hareketi, sokaklarda düzeni ve yaklaşan tehlikelerin izlerini okumaya çalışır.

Bir ressam…

Güneşin şehrin üzerine düşen tonlarına takılır. Gökyüzünün renklerle kurduğu ahengi, denizin ışıkla konuşmasını seyreder. İnsanların fark etmeden geçtiği ayrıntılarda bile estetiğin sessiz dilini okumaya çalışır. Onun nazarında İstanbul, fırçayla tamamlanmayı bekleyen dev bir tablo gibidir.

Karamsar bir adam ise…

Aynı şehirde yalnız boğucu bir kalabalık görür. Yükselen binalar ona sıkışmışlığı hatırlatır. Bitmeyen hareketlilik içinde huzursuzluk hisseder. İnsanların koşuşturmasında yorgunluk, ışıklarda yapaylık, kalabalıklarda yalnızlık görür. Başkalarının hayran olduğu manzara, onun nazarında karışık, yorucu ve ruhu daraltan bir karmaşaya dönüşür.

Demek ki görülen şey kadar, ona bakan nazar da manayı şekillendirir. Fakat burada ince bir çizgi vardır: Mana farklılıkları, hakikatin değiştiği manasına gelmez. Hakikat sabittir; değişen, ona açılan pencerelerdir. Her insan aynı derinlikte göremez. Kimisi eşyanın yalnız suretine takılır, kimisi ise ardındaki hikmeti fark eder.

Nitekim hakikati göstermek, her zaman bilgiyi ortaya koymakla mümkün olmaz. İnsan bazen bilgi yetersizliğinden değil; iç dünyasındaki perdeler sebebiyle göremez. Önyargı, kibir, gaflet yahut ruhî karanlıklar, hakikatin üzerini örtebilir. Bu yüzden mesele yalnızca bilgi meselesi değildir; aynı zamanda nazar meselesidir. İç âlemi berraklaşmayan bir insanın nazarı da berraklaşmaz.

Mana-yı harfî nazarıyla bakabilen insanlar ise eşyanın yalnız görünen tarafına değil, işaret ettiği hakikatlere dikkat ederler. Bu sebeple aynı kâinata bakıldığı hâlde herkes aynı manayı okuyamaz. Nazar yükseldikçe görülen mana da derinleşir.

Peki felâket ve helaket asrının insanına bakan âhirzaman müceddidinin nazarında mana nasıl görünüyordu?

Bediüzzaman Said Nursî, birçok insanın yalnız karanlık gördüğü bir dönemde dahi manayı okumaya çalışmıştır. İnsanlığın dağılmış fikirlerinde, inkârın yükseldiği bir çağda ve imanların sarsıldığı bir hengâmda; o yalnız zahirdeki yıkılışa değil, kaderin işaret ettiği daha derin hakikatlere nazar etmiştir. Bu sebeple onun bakışı sıradan bir gözlem değil; en karanlık zamanlarda dahi manayı avlayabilen fevkalâde bir nazar olmuştur. 

Okunma Sayısı: 148
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı