"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ramazan’ı da sıradanlaştırdık

Abdil YILDIRIM
21 Mart 2024, Perşembe

Ayların da sultanısın, benim de, 
Kölelik gömleği giydim de geldim. 
Âcizim hiçbir şey gelmez elimde, 
Benlik libasını soydum da geldim. 

A.Y. 

Bizim çocukluğumuzda Ramazan’ın müstesna bir yeri vardı. Üç Ayların başlamasıyla evlerde bir telaş başlar, evin hanımları iftarlık ve sahurluk yiyecekler hazırlığına girişirdi.  

Mevsimine göre, tarhana, turşu, hoşaflık üzüm ve kayısı gibi yiyeceleri hazırlanırdı. Kandiller ayrı bir heyecanla ihya edilir, daha sık oruç tutulur, evlerde veya camilerde Kur’an okumaları daha bir sıklıkla yapılırdı. İlk teravih, ilk sahur ve ilk iftarın sevinci ve heyecanı herkesi sarar, özellikle çocuklarda bu sevinci daha fazla ortaya çıkardı. Komşular iftar yemeklerini bir biri ile paylaşır, çocuklara iftarlıklar alınırdı. Ailece teravih namazlarına gidilir, çocukların haylazlıkları, hatta yaramazlıkları bile hoş görülürdü. Kısacası, Ramazan’ın özel bir ay olduğu, her yerde belli olur, her yaşta insanda Ramazan’ın manevi güzelliklerini görmek mümkün olurdu. 

Şimdi ise, üç aylar mı başlamış, mübarek geceler mi yaşanmış, Ramazan mı gelmiş, çok kimse farkında değil. Sanki her gün Ramazan bizimleymiş gibi, his yok, sevinç yok, heyecandan mahrum bir şekilde hayatımıza devam ediyoruz. 

Halbuki,  Ramazan’a “on bir ayın Sultanı” demişiz. Sultan, İslam devletlerinde devlet başkanı, hükümdar, padişah anlamına gelir. Yaşadığımız beldeye çok zengin, aynı zamanda çok cömert bir padişah gelse, hem de çeşitli ve pek çok hediyeler getirse, kendisini güzelce karşılayıp, itaat edenlere milyonlarca altın ve mücevherler verse, acaba kendisini nasıl karşılarız? Onun gelişini dört gözle beklemez miyiz? 

Ramazan’ın bize getirdiği mânevi hediyelerin, ebedi kazançların farkında olsak, onun gelişini dört gözle değil, belki ondört gözle beklerdik. Demek ki eskiden biraz da olsa bunun farkındaydık. Şimdi ise, bu farkındalığı kaybettiğimiz için, onun sıradan bir gün olarak kabul ediyoruz. Onun için diğer zamanlardan farkının farkında değiliz. 

Ramazan orucunun faziletler hakkında müjdeler veren bir çok Ayet ve Hadisler vardır. Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor ve müjde veriyor: 

“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân 28, Savm 6) 

Acaba bu müjdenin farkında mıyız? Hangimiz her gün pek çok hata ve günahlara düşmüyoruz ki? Bir sene boyunca ne haramlara bulaşıyoruz, ne kusurlarımız oluyor, ne günahlar işliyoruz kim bilir. Bu günahlardan kurtulmanın, amel defterimizi tertemiz ve bembeyaz yapmanın bir yolu Hac’da Arafat’da vakfeye durmaktır. Bir Allah dostu, “ben Arafat’da insanların üzerindeki günahların yağmur gibi döküldüğünü gördüm” diyor. İşte Ramazan Ayı da, günahların üzerimizden yağmur gibi döküleceği, amel defterimizin yeni doğmuşuz gibi tertemiz olacağı mübarek bir zaman dilimidir. Hac yapma imkânı olmayanların, geçmiş günahlarından kurtulmak için her sene eline bir fırsat geçiyor. Böyle bir fırsat elimize geçmişken, bundan istifade etmemek, aymazlığın, gafletin hatta hamakatin ta kendisi değil midir? 

İşte onu sıradanlaştırdığımız için, ehemmiyetinin farkına varmıyoruz. Dünyanın cazibedar meşguliyetleri, Ramazan’ı nazarlarımızdan kaçırıyor. 

Şimdi bir rahmet ayının daha içinde bulunuyoruz. Geliniz Ramazan’ın rahmet elini tutalım. Yeniden ona biat ederek kıymetini takdir edelim. Böylece Ramazan’ın rahmetinden, bereketinden ve mağfiretinden istifade edelim. 

Okunma Sayısı: 4558
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    21.3.2024 16:24:30

    Allah razı olsun. O kadar kıymetli ki bu hatırlatmalarınız. Ne kadar devam edilse o kadar kârdır diye düşünüyorum Abdil ağabeğim. Baki selamlar.

  • Abdullah Tunç

    21.3.2024 04:35:22

    Aslında toplum dönüştü dönüştürüldü.Bu dönü şüm zamana yayıldığı için fark edilemedi.Toplum ahlaki erozyonlara maruz kaldı.Toplumu ve milleti millet yapan değerlerin, özelliklerin çoğu zedelen di.Vefa, mertlik, doğruluk, emniyet,muhabbet, uhuv vet,sadakat,yardımlaşma gibi çok üstün vasıflar törpülendi.Toplumun huzuru bozuldu. Güven kalmadı.İşte bu halin neticesidir ki başımızdan belalar eksik olmuyor. Ardısıra birbirini takip edi yor.Ve en kötüsüde bütün bu bela ve musibetler ne iktidarı ve nede milleti uyandırmaya yetmedi, aklını başına getirmedi. İşte en düşündürücü, en tehlikeli hal bu!!..İşte bu maddi ve manevi bunalımda en büyük görev nur talebelerine düşüyor.Çünkü ümmet-i Muhammedi'yi Sahili sela mete çıkaracak olan bu taifedir.İki asır evvel Mev lana Halid ( k.s) talebeleri zamanın karanlıklarını da ğıttıkları gibi, bu zamanın zuşümatını da dağıtacak, Toplumu, milleti aydınlıkla ra kavuşturacak olanlarda Nur talebeleridir.İzni ilahi ilahi ile bunu başaracak lar.Ümitvarız..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı