Kardelen çiçeğine imrenirim.
Kar kış demez, dağ bayır dinlemez tüm güzelliği ve zarafetiyle karların arasından başını çıkarır. Karakışın ortasında buz gibi havada içinizi ısıtıverir. Ahvali çok şey anlatır, ders verir adeta. Sabrı, vefayı temsil eder; en çokta umudu...
Eskiler "Gönlün yazı da olur kışı da "derdi ya. İşte öyle, bazen hayat, üstümüze üstümüze gelir. Sıcak bir nefes, tutunacak bir dal arar insan; düştüğü girdaptan kendisini kurtaracak, samimî, enis bir yürek...
Bazen umudu tükenir insanın. Hayatın renkleri silinir gibi olur. Güvendiği dağlara kar yağar, içi üşür, yüreği buz keser, yollar sarpa sarar. Çıkmaz sokaklarda tek başınadır. Yardım ister, çığlık atar, "Kimse yok muu?"’dan medet umar... Yorulur insan, çok yorulur ve sessizliğe, kendi başınalığına gömülür... Mahzun kalbi daralır, dünyadan kaçası gelir. Bir mahreç arar gibi uzaklara bakar. Ufka takılır gözleri. Başı dumanlı dağları seyreder "Keşke orada olsam" der. Dağların göğe yükselişini yakarışa benzetir. Özgürlüğe teşnedir yüreği.
Mütehassis ruhuna hitap eder dağlar... Her şeyden uzaklaşıp, Allah'a yakınlaşacakmış gibi bir halet-i ruhiye yaşar.
Dağlar; nice cânı barındırır yüreğinde. Belki de o canların topyekün zikirleri dağları heybetli kılar. cazibedar tefekkür hazinesi dağlar... Uzaktan baktığınızda sessiz ama vakur görünür. Üç boyutlu resim gibi yaklaştıkça açılır manzara. İlk seçilen çam, meşe, sedir ağaçları, yeşilliğiyle dikkat çeker. Biraz daha yaklaşınca zeytin, ardıç, maki ve çalılıklar gözünüze çarpar. Daha bir yaklaştığınızda börtü böcek sesleri, kuşların zikirleri, çiçekler, nice güzellikler ve daha neler neler... Birçok canla tanışırsınız.
Mevsim kış ise, dağları beyaz örtü kaplar. Karla kaplı dağlara baktığınızda birşey dikkatinizi çeker; parlayan, alabildiğine zarif bir güzellik olan kardelen çiçeği... Letafetiyle içinizi okşar.
Karların içinde, vazifesini bihakkın ifa eder. Çünkü "Bismillah!" der kardelen... "Bismillah, bütün mevcudatın vird-i zebanıdır. Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, "Bismillah" der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der..." Yaratıcısının vahdaniyetini ilan eder. Küçük cismine bakmadan adeta meydan okur dağlara, tipiye, borana... Derviş edasıyla, boynu bükük duruşuyla, Rabbin huzurunda rüku eder misali düşündürür insanı. Umudu da temsil eder, senenin ilk açan çiçeği, baharın müjdecisi... Karakışın sona erişi, bahar sahifesinin açılışı; kardelenlerin vazifesi, yaradılışının gayesi, azim ve umut aşılamak...
Bir de, kardelen ruhlu insanlar vardır. Aydınlıktır ruhları kardelenler misali. Saftır, temizdir, hemen belli ederler kendilerini. Onca kötülüğün kol gezdiği dünyada, huzur insanıdır onlar. Heybelerinde bir parça iyilik, bir tutam da dua vardır. Hızır gibi geçtikleri yollar yeşerir. Ardında hoş bir rayiha bırakarak, etraflarına kendi boyalarını çalarlar ve bir nevbahar yaşatırlar. Bu yüce ruhlu insanlarla tanış olan kimseler huzur soluklar. Onlarla yolu kesişenler berdüselam olurlar. Tıpkı içinizi ürperten soğuk dağların, buz gibi kayalıkların arasında sımsıcak renkleriyle gülümseyen kardelenler gibi.
Ümit tomurcuğu kardelenler şöyle seslenir: "Ey insan! Üzülme! Allah, "Bitti!" demedikçe, hiçbir şey bitmez, ümitler tükenmez! Vira Bismillah!" der; umut çiçeğim kardelen, dağların güzeli...