"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tedristen te’lif vazifesine geçiş

Abdülbakî ÇİMİÇ
06 Temmuz 2020, Pazartesi 02:00
“İlm-i mantıkta, İbn-i Sina’nın telifatından geçecek Tâ’likat namında harika bir Risalesi var. İşkâl-i mantıkıyeyi kıyâs-ı istikraî cihetiyle on bine kadar iblâğ edip, hiçbir âlimin yetişemediği bir derece-i ihata göstermiş...”

Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler - 38

Bediüzzaman’ın Van’a ilk gelişiyle, fikrî inkılâb geçirdiği târih arası iki senelik bir zaman müddeti içerisinde; medresesinde talebelerini çeşitli ilmî yönleri ile yetiştirmek için uğraşmakla ve Tahir Paşa’nın meclislerinde ilmî münâzara toplantılarında geçirmekle meşgul olduğu anlaşılmaktadır. Bediüzzaman: Sûre-i Hadid’de “Karanlıklar içinde size bir nur ihsan edeceğim ki, o nur ile doğru yolu bulup onda gidesiniz.”1 âyetinin işareti ile “Bin üç yüz on sekiz (Milâdî 1902) adediyle, Resaili’n-Nur Müellifi tedristen te’lif vazifesine ve mücahidâne seyahate başladığı zamanı”2 şeklindeki ifadesine nazaran, bir te’lif mes’elesi de mevzu-u bahistir. Yani 1902’de ba’zı te’liflere başlamış olduğu anlaşılıyor. Lâkin bu te’lifat sırasına göre hangileridir? Bilinmemekle beraber, 1900’den 1907’ye kadar bilinen yalnız dört tane te’lifi vardır. Lâkin Sikke-i Tasdik-i Gaybî kitabında, bin üç yüz yirmi iki (Rumi: 1322; Milâdî: 1906’da) Müellifi, mukaddeme-i Nuriyeye başladığı aynı tarihe tam tamına tevafuk eder.”3 şeklindeki ifadesine göre ve Kastamonu Lâhikası’nda: “Hem, Eski Said’in ilm-i mantık noktasında bir şaheser hükmünde bulunan gayr-i matbu Tâ’likat’tan süzülen i’cazlı bir icaz-ı harikada müdakkik ulemaları hayret ve tahsinle dikkate sevk eden matbu Kızıl Îcaz namındaki Risale-i Mantıkiye Risale-i Nur’la bağlanmasına ve şakirtlerinin âlimler kısmının nazarına göstermek lâyık gördüm. Fakat, çok derindir.” 4 ifadeleri Tâ’likat’dan süzûlen i’cazlı bir îcaz-ı harikada ve mûdakkik âlimleri hayret ve tahsin ile dikkate sevk eden matbu’ “Kızıl Îcaz” namındaki Risale-i mantıkiye, Risale-i Nurlar’la bağlanmasına” tarzındaki beyanına nazaran; 1906 yılı mukaddemat-ı Nuriyenin te’lif tarihi olması hasebiyle; yukarıda bahsi geçen dört tane te’lifatının sonuncusu bu “Kızıl Îcaz” kitabı olsa gerektir.

Geri kalan üç kitab ise, birisi, yine Arapça “Tâ’likat” kitabı, kalan ikisi de, Van Valisi Tahir Paşa’nın konağının yangınında telef olduğunu, bunlardan birisinin: “İnsanın elinin, avucunun, yüzünün çizgi, renk ve şekillerinin her birisi, hikmet-i İlâhiyenin kader cilvesinin nişanları, alâmetleri ve o insanın ruhunun kabiliyet ve isti’datlarını gösteren yazıları, remizleri olduğu” hakkında imiş. Nitekim Üstad Hazretleri 1923’te Ankara’da te’lif edip tab’ ettirdiği Habab Risalesi’nde bu mevzuyu kısaca şöyle kaydetmektedir: “Eğer istersen kesretin nihayet derecede inbisat ve intişarı ile tekessür ettiği yer olan insanın cilt ve suretine bak! Ta ki Kalem-i kudret onun alnının, yüzünün ve avuçlarının sahifesini nasıl ince çizgiler, nakışlar ve aletlerle gayet dakik bir surette haşiyelendirdiğini göresin. Bu çizgi ve nakışlar insanın ruhundaki isti’dad ve maaniye ve boynunda asılı bulunan kader ve amel defterine delâlet ediyorlar. Bu dahi fıtratında yazılı bulunan kaderin cilvelerine işaret etmektedir.” 5 İkincisi ise; “Riyazî hesap ve matematik” mevzuunda olduğu ve bu her iki eserin -o zaman müellif Türkçeyi bilmediğinden- Kürtçe olarak kaleme alınmış olduğunu ve bu ikisi de Tahir Paşa Konağı yangınında telef olduğunu, merhum Abdurrahman 6 bildirmektedir. Tâ’likat ile Kızıl Îcaz kitapları, birisi: “Sûllem” nâmındaki bir küçük mantık kitabının şerhi mahiyetindedir. İkincisi, yine mantıka dair “Burhan-i Gelenbevi” ismindeki bir kitaba ta’likler ve ekler şeklinde bir çeşit şerhtir. 7

Tâlikat nüshası nasıl bulunuyor?

Bediüzzaman’ın Tâ’likat namındaki te’lifatı, mantıkta bir şaheserdir. Tâ’likat eseri, mantıkta bînazir bir eserdir, nazariyat-ı mantıkıyeyi tatbikata takrib eder. Şehit Habib’in kâtibliğini yaptığı Tâ’likat ismindeki mantık kitabını lügatler şöyle anlatmaktadır: “Bir eseri açıklamak üzere kenarına yazılan veya ayrıca eser olarak hazırlanan notlar. Bediüzzaman Hazretleri’nin ilm-i mantık üzerine telif ettiği eserinin ismi.” Nur Üstad Bediüzzaman’ın lâhika mektuplarından mantık ilminin bir şaheseri olan Tâ’likat’ın bahsi geçmektedir. Barla Lâhikası’nda: “Risale-i Nurun tesvidinde çok hizmeti sebkat eden, temiz kalbli, ihlâslı güzel bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Halid’in” 8 bir fıkrasında Tâ’likat’tan bahis geçmektedir: “İlm-i mantıkta, İbn-i Sina’nın telifatından geçecek Tâ’likat namında harika bir Risalesi var. İşkâl-i mantıkıyeyi kıyâs-ı istikraî cihetiyle on bine kadar iblâğ edip, hiçbir âlimin yetişemediği bir derece-i ihata göstermiş...”  9

Abdülmecid Nursî’nin Tâlikat için yazdıkları

Bu eserin baş taraflarında Merhum Abdülmecid Nursî’nin (Ünlükul) el yazılarıyla hüzünlü satırları bulunmaktadır. Bu satırların içinde Nur Üstad Bediüzzaman’ın da kendi mübarek elleriyle yazdığı bir kaç satırı okumaktayız. Abdülmecid Ünlükul, Tâ’likat’a yazdığı ön notlarında şunları ifade etmektedir: “Hazret-i Seyda’ya! “Merhum ve şehid Molla Habib’in dest-i hattıyla ‘Bürhan-ı Gelenbevî’yi okurken yazdığı Tâ’likat namıyla takriratınızı takdim etmekle, ellerinizden öper, duânızı isterim. “Ey bu ibretâmiz evraka bakan zat! “Birinci Harb-i Umumî’den evvel Van vilayetinde Bediüzzaman talebelerine, hususan kardeşi ve Molla Habib’e ders verirken ilm-i mantıka dair telif ettikleri ve henüz ikmâl edemedikleri iki adet eserlerinin müsveddeleridir. “Zamanın selleri içinde her iki kardeş birbirinden ayrıldılar. En nihayet Abdülmecid namındaki küçük; Ürgüp Müftüsü olup 1940’ta Ürgüp’e geldi. 

“Bu müsveddeleri o zamanın yadigârı olarak muhafaza etmekte idi. Fakat heyhât, sümme heyhât o da gitti, o da gitti, zaman da geçti gitti. “Acaba bu müsveddeleri açıp okuyacak bir kimse olacak mı ve öyle bir zaman gelecek mi? “Heyhât! heyhât! “Tâ be mahşer mihnet-i derd-ü gamla gezerim. Bu bize bir çiledir, ey gül kaderle çekerim.

“Bu Tâ’likat namındaki Risale Bediüzzaman’ın Bürhan-ı Gelenbevî üzerine yazdığı hâşiyelerdir. “Bu Risale’yi yazan, halka-i dersinde bulunan en sevdiği Habib namında bir talebesi idi. Habib, Bürhan-ı Gelenbevî okurken Bediüzzaman’ın takrirlerini hâşiye şeklinde yazardı. Bu da 1329’da (1913) idi. Birinci Harb-i Umumî koptu, Bediüzzaman ile Habib vâiz sıfatıyla Van fırkasıyla (Tugay) beraber Erzurum cephesine gittiler. Bir sene sonra dönüp Van’a geldiler. Ermeniler tarafından Van alındı. Bizler de Gevaş kazasına çekildik. Habib orada şehid oldu. “Habib’in dest-i hattıyla ve Bediüzzaman’ın ifadesiyle yazılan şu Risaleyi muhaceret esnasında mem- leketten memlekete, şehirden şehire çıkıp girmek neticesinde 1940’ta Malatya’dan Ürgüp’e müftülük memuriyetiyle geldim. “Bu Risale perakende bir halde evrak ve kitaplar içinde dağıtılmış. Topladım, ciltlettirdim. Olur ki, bir zaman gelir, ilmî ve dinî bir haşir ve neşir olur, bu gibi Risaleleri okuyacak insanlar meydana çıkarlar. O zaman bu Risale ne gibi bir zekâ ve ne kadar yüksek bir fikirden çıktığı anlaşılır. Fakat heyhat! Ne o zaman gelir, ne de o adamlar bulunur vesselâm..” (1951-Abdülmecid) 10

Dipnotlar:

1- Hadid Sûresi: 28. 

2- Şuâlar, 2013, s. 1084. 

3- Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 2013, s. 115. 

4- Kastamonu Lâhikası, 2013, s. 192. 

5- Mesnevî-i Arabî Tercümesi, Büyük, s. 210. 

6- Tarihçe-i Hayat, Abdurrahman, s. 33. 

7- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt-1, s. 162. 

8- Barla Lâhikası, 2013, s. 244. 

9- Barla Lâhikası, 2013, s. 246. 

10- Son Şahitler 1. Cild s. 102.

Okunma Sayısı: 2244
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ergün demir

    6.7.2020 12:48:41

    Slm ve dua ile Üstadın fecri sadık 30 40 yıl sonra dediğine dair bir rivayeti var mı acaba 2020 lere tekabül ettiği söyleniyor. Doğru mu âcaba

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı