"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Elazığ Depremi’nin ardından...

Adnan NACİR
02 Şubat 2020, Pazar
Geldiğinde sadece yeri değil yüreklerimizi de sarsan, birkaç gün boyunca daima kendisinden bahsettiren, bütün ülkeyi kenetleyip güldürmezken düşündüren ve haftası tamamlanmadan unutulup giden bir depremi daha geride bıraktık.

Ekonomik sıkıntılardan mıdır, bilmiyorum, bu deprem para meseleleri çokça konuşuldu. Fitili ateşleyen, Kızılay başkanının 10 TL yardım için vatandaşlara çağrı yapması oldu. Vatandaşlar tepkilerini anında gösterince çağrı tweeti de silindi, ama tartışmalar kesilmedi. Bu sefer insanlar, yirmi yıldır ödedikleri deprem vergilerinin akıbetini sormaya başladı. Tam yirmi yıl önce, geçici olduğu söylenerek konulan deprem vergisi ve yükseltilen KDV oranları, bir kaç yıl geçtikten sonra kalıcı hâle geldi. 

Deprem Vergileri Ne Oldu?

Bu arada, deprem için toplanan vergilerin durumunu sormanın utanmazlık olduğunu öğrendik. Allah Allah, halbuki soru sormak değil de cevap vermemenin ya da net bir cevap verememenin kabul görmemesi gerekmiyor mu? Şöyle düşünün; bir lokanta var, bir gün gelir de acıkırsanız diye sizden düzenli olarak para topluyor. Bu lokantada sadece belli problemlerden dolayı evinde yemek pişiremeyen insanlar müşteri olabiliyor. Günün birinde, takdir-i İlâhî, bir grup insan, evinde yemek pişiremeyecek hale gelip lokantanın yolunu tutuyor. Şef garson bütün vatandaşları 10 TL bağış yapmaya dâvet ediyor. Lokantaya gitmeyen pek çok vatandaş kampanyalar düzenleyerek kendi imkânları ile topladıkları yiyecekleri lokantaya yardım diye gönderiyor. Siz de, haklı olarak o güne kadar vermiş olduğunuz paraların nerede harcandığını sordunuz. Baş aşçı sorunuzdan rahatsız oluyor ve “tam da yemek zamanında sorulacak soru mu bu?” diyor. Yahu evet, yemek için toplanan parayı tam da yemek ihtiyacı duyulduğunda soruyoruz, ne var bunda? Organize İşler filmindeki meşhur “araba nerede?” “müşteride” “para nerede?”  “yarın getirecek...”  “araba nerede?” repliklerini hatırladım... 

Orta Gelir Tuzağı!

Ekonomide Türkiye’nin sıçrama yaptığı günlerde, mümkünatı yok, deprem paraları başka şeye harcanmış olamaz. Hele, bir hazır giyim markası sahibinin, “Perakendenin en zor dönemine girdik. Bugün içinde bulunduğumuzdan daha büyük kriz görmedik diyebilirim” demesine hiç mana veremiyorum. Kriz değildir yahu, olsa olsa orta gelir tuzağıdır bizimkisi. Düşünün ki, futbol maçında oynuyorsunuz, ceza sahası içerisinde beklerken, iyi bir orta geleceğini tahmin edip kafa atmak üzere sıçrıyorsunuz. Fakat o da ne, ayaklarınız yerden kesildiği anda orta gelmeyeceğini anlıyorsunuz! İşte buna “orta gelir tuzağı” denir. Evet, sıçrama yaptığımız doğru, ayaklarımız yerden kesildi çünkü... Tek eksiğimiz dışarıdan gelmesini beklediğimiz paralar. Yabancı yatırımcıları çağırmak için bir türkü söyleyelim mi? 

“Money money money,

İşte yeni hava meydaney

İyi günün dostu,

Nerdesin haney, Sülün Osmaney”

Ekonomide geçen sene dengelenme ve değişim yılıydı. Bu sene de “ince ayar yılı” olacakmış. Avrasya tüneli geçişine % 56 zam gelmesinden belli ayarın inceliği. Harç ve vergiler % 22.5 zamlandı, doğalgaz ve elektrikte “dengelenme ve değişim” yüzde 60-70’leri buldu... Desenize, “incecikten bir zam yağar...” türküsünü de söyleyeceğiz...

Korona Virüsü

Dünyayı tehdit eden korona virüsü çok şükür ki daha ülkemize giriş yapmadı. Acaba virüs vak’ası ülkemizde görünmeye başladığında nasıl karşılanır? Muhtemel tepkilerden bazıları:

“Bu bir virüs kalkışmasıdır”

“Doktorlardan değil, eniştemden öğrendim”

“Bütün vatandaşlarımı karantina bölgesine, virüsle mücadeleye dâvet ediyorum”

“Virüs bulaşmış insanların boğazına-afedersiniz- atlet tıkamak suretiyle...”

“Çin’den gelen şeyler hep böyle: üstü ihanet, ortası ticaret ve alt tabakası da tababet”

“Çin’lerine gireceğiz Çin’lerine!”

“Rabbim önce bana, sonra milletime rahmet eylesin”

“Bu virüs Allah’ın bir lütfudur...”

“Hastaneler ne ilâç istedi de vermedik?”

Okunma Sayısı: 1384
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı