Mekke’de Akabe biatı esnasında, Ensar’dan 70 kişi Resûlullah’a biat etti.
Bu biat esnasında Abdullah bin Revâha: “Yâ Resûlallah! Rabbin ve senin için şartların nelerdir?” diye sordu. Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm bu soruya şöyle cevap verdi: “Rabbim için şartım, ona ibadet etmeniz ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamanızdır. Kendim için şartım ise; canlarınızı ve mallarınızı nasıl müdafaa ediyorsanız, beni de öyle müdafaa etmenizdir” buyurdu.
Tekrar soruldu: “Böyle yaparsak bize ne vardır?”
Resûlullah: “Cennet vardır” diye cevap verdi.
Onlar da: “Ne kârlı bir alış-veriş! Bundan ne döneriz, ne de dönülmesini isteriz” dediler.
Bu olay üzerine Tevbe Suresi’nin 111. ayeti nâzil oldu. Cenab-ı Hak bu ayette şöyle buyurmuştur: “Allahu Teâlâ mü’minlerden canlarını ve mallarını onlara verilecek Cennet karşılığında satın almıştır.”
“Nefis ve malın Allah’a satılması” Kur’ân’î bir tabirdir. Canımız, kanımız, malımız ve her şeyimiz Allah’ın bize hediyesi ve emanetidir. Yerler, gökler, dünya ve ahiret onundur. Can ve malın Allah’a satılması demek, bize verilen maddî ve manevî duyguları helâl dairede kullanmak demektir.
Birinden emanet aldığımız bir eşyayı, sahibinin izin vermediği yerlerde kullanamayız.
İşte Allah’ın da bize emaneten verdiği; akıl, hayal ve beş duyuyu onun izin vermediği haram yerlerde kullanamayız. Çünkü, imtihan için emaneten verilmiştir. Göz, kulak, el, dil ve ayaklar; helâl dairede kullanılması için verilmiştir. Haramlardan, yılan ve akrepten kaçar gibi kaçmak için verilmiştir.
İşte Cenab-ı Hakkın bize imtihan için verdiği maddî ve mânevî bu duyguları, Allah’ın razı olduğu yerlerde kullanmak, canımızı ve malımızı Allah’a satmak demektir.
Namaz, niyaz, takva, sıdk ve güzel ahlâkı ile sünnete sarılmak, nefis ve canı Allah’a satmak demektir. Şirk ve kibirden kaçmak, Kur’ân ve sünneti yaşamaya çalışmak, nefis ve malı, Cennet karşılığında Allah’a satmak demektir. Bu kârlı satışın karşılığında ise; Allah bize Cenneti hibe ve hediye edecektir.
Bu ticaret ise çok kolay ve suhûletlidir. Çünkü helâl dâiresi geniştir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.
Cenab-ı Hak cümlemizi, nefis ve malını Cennet karşılığında Allah’a satan kullarından eylesin. Âmîn.Yâ Muîn ve yâ Müsteân ve yâ Hayy.
(Merhum İbrahim Günaydın’ın vefatından önce gönderdiği yazıları, rahmete vesile olması duasıyla yayınlıyoruz.)