"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fünun-u medeniye

İrfan Çakmak
21 Ağustos 2026, Cuma
“Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. İki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakitte; birincisinde taassub, ikincisinde hile ve şüphe tevellüd eder.”1

Sıkça dile getirilen bu vecizeyi Risale-i Nur’a muhatap olan herkes ezbere bilir. Vecizeyi açıklamayacağız. Yalnız “fünun-u medeniye” tamlaması hakkında hatırımıza gelen bir hususa değineceğiz.

Vecize, çoğunlukla “Vicdanın ziyası din ilimleri, aklın nuru fen ilimleri-bilimleri” diye ifade edilmektedir. Din ilimleri kısmı tamam. Amma fen ilimleri tabiri beni hep tedirgin etmiştir. Üstad Risalelerde “ulûm-u fenniye” tabirini kullanmamıştır. Her iki kelime şayet yan yana kullanılmışsa fen ve ilim ayrı olarak ifade edilmiştir. Onun için şu vecize söylenirken “fen ilimleri-bilimleri” tabiri kulağa yabancı geliyor.

Bediüzzaman, İslâmın küstüğü fen ve medeniyeti, Hristiyanlığın hasım gördüğü halde kendine mal edip bu iki silâhla galebe çaldığını belirtir.2 Demek ki fen ve medeniyet birleştiğinde ilerlemenin fonksiyonel bir silahı olmaktadır.  Bundan dolayıdır ki Üstad fen tabirini ekseriyetle ilerleme manasına da gelen “medeniye” kelimesiyle tamamlamıştır. 

Yine “Ben Vilayat-ı Şarkiye’de aşiretlerin hal-i perişaniyetini görüyordum. Anladım ki: Dünyevî saadetimiz, bir cihetle fünun-u cedide-i medeniye ile olacak” der.3 Bu saadetin ise yalnız teorik olarak fizik, kimya, felsefe öğrenmekle olmayacağı açıktır. “Fünun-u cedide-i medeniye” tabiriyle; aklın, fenleri esas alarak, yeni medeniyetlerin husulü için üretkenliğine işaret edilmektedir.

Fünun, fenler demektir. Genel manada fizik, kimya matematik gibi pozitif bilimlerdir. Gözleme ve deneye dayanan statik bilim kurallarının bir bütünüdür diyebiliriz. Bediüzzaman “aklın nuru fünun-u medeniye” derken şu durağan bilim kuralları olan fen tabirine  bir hareketlilik ifadesi getirmektedir. Çünkü kısaca şehirlilik anlamı verilse de medeniyet; bilgi, teknik, sanat, ve sosyal alandaki birikimle ilerlemeye dair bir hareketliliği de sembolize eder. Bazı zamanlarda kullandığı “fünun-u cedide-i medeniye” tabirindeki “cedide” de bu hareketliliğin güncellenebilecek mahiyetini gösterir.

Bir sonraki cümledeki “talebenin himmetinin pervaz etmesi” de aslında bir hareketliliğin ifadesidir. Zaten “himmet” gayret, çaba, çalışma manasındadır.” “Pervaz” ise iki kanatla uçmak anlamı taşır. 

Zaten vecizenin üçüncü cümlesinde ifade edilen ulûm-u diniye ile fünun-u medeniyenin imtizacıyla tecelli edecek olan hakikati en güzel şekilde şu ifadeler belirtmektedir: “Bütün kemalâtın üstadı ve üç yüz yetmiş milyon nefisleri bir tek nefis hükmüne getirebilen ve hakikî bir medeniyetle ve müsbet ve doğru fenlerle teçhiz edilmiş olan ve hiçbir kuvvet onu kıramayacak bir mahiyette bulunan hakikat-i İslâmiyet’tir.”4

“Fen bilimleri” tabirinden zaten kasıt bütün bu anlatılanlardır. Maksat hasıl olmaktadır. Bu izaha ne gerek var?” denilebilir. Amma bizim maksadımız, Üstadın orijinal tabirinin manasına uygun olarak, daha kapsamlı olduğunu düşündüğümüz “din ilimleri ve medeniyet fenleri” kelimelerinin kullanılmasının daha latîf olacağını ve daha şık duracağını ifade etmektir.

Dipnotlar:  

1- Eski Said Dönemi Eserleri; Yeni Asya Neşriyat (Mobil): s. 177.

2- Age., s. 311.

3- Age., s. 102.

4- Age., s. 201.

Okunma Sayısı: 117
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı