"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ayrılamazsın, bağlısın Erdoğan!

Ahmet BATTAL
21 Mart 2024, Perşembe
AKP’nin kuruluşunda herkes için geçerli olacağı duyurulan “üç dönem kuralı” 2012’den sonra Erdoğan’dan başka herkes için geçerli sayıldı ama Erdoğan her nasılsa kapsam dışı tutuldu.

Böylece “AKP=Erdoğan” formülü tescillenmiş oldu.

Bu formülün ehemmiyeti şurada:

Mesela “CHP= …” denemez. “MHP= …” denemez.

Ama “AKP=Erdoğan” deniyor ve itiraz eden yok.

Sonuç şu: AKP bir “parti” değil. Bundan sonra artık partileşmesi de mümkün değil.

Böylece AKP iktidar nimetlerinden faydalanmak isteyen muhafazakâr gelenek mensuplarının uğrak yeri oldu. Başaranlar iki üç dönem iktidarı tadıyor, sonra bir kenara itiliyor. İtildiği yerden yeniden meydana çıkabilenler az. Yerlerini yenileri dolduruyor. Köşe kapmaca sürüp gidiyor. Başörtüsü, Ayasofya vd. onlar için bu oyunun takım formaları.

Erdoğan geçen haftalarda “bu benim son seçimim” deyince birilerinde “eyvah AKP eliyle nimetlenme şansımız bitiyor” korkusu doğdu.

Ama AKP’nin “parti” değil “bağlı bir şahsa bağlı” nevzuhur bir “oluşum” olmasından istifade eden gerçek parti MHP başka havada.

Ve onun şimdiki lideri Devlet Bahçeli pazar günü Kurultay konuşmasını şu cümlelerle bitirdi:

“Geçenlerde, basından öğrendiğim kadarıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın bir konuşması, özellikle sol cenahlarda büyük bir iştah ve tahrik unsuru olarak kabul edilmiştir. Buradan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a diyorum. Ayrılamazsın. Türk milletini yalnız bırakamazsın. Bunun için Cumhur İttifakı olarak yanındayız. Beraberindeyiz. Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz. Allah’a emanet olun. Sevgiler ve saygılar sunuyorum.”

“Ya benimsin ya kara toprağın” diyen kıskanç sevgili misali bağlayıcı sözler bunlar.

Ya da “davadan döneni vururuz…”

Zira bilhassa “ayrılamazsın” kelimesini söylerken yüzüne yansıyan ruh hali ve ses tonundaki vurgusu net.

“Ayrılmasan iyi olur” ya da “biz ayrılmandan yana değiliz” şeklinde değil. Doğrudan doğruya “ayrılamazsın, ayırmayız, ayrılmana izin vermeyiz” şeklinde.

Yani Bahçeli “seni bize biz bağladık ve biz çözmeyeceğiz” diyor.

Yani “Hem seni ve hem de seni seven ve destekleyen herkesi bize biz bağladık!” demiş oluyor.

Bahçeli’nin bu ikazı, Aşık Mahsunîvarî aşıkane “Bağladım canımı Haydar, zülfün teline” diyen samimi Erdoğanseverleri de akla getiriyor.

Ama o türkünün başı malum:

“İşte gidiyorum çeşm-i siyahım,

Önümüze dağlar sıralansa da…

Sermayem derdimdir, servetim ahım,

Karardıkça bahtım karalansa da…”

Zira Erdoğan’ın MHP’ye bağlılığı, Erdoğan’ı “ümmet bilinci” içerisinde sevip desteklemiş olan ve “Türk Milleti ve Türk dünyası bize yetmez” diyen dindarlarda büyük hayal kırıklığı meydana getiriyor.

Daha da önemlisi o dindarlar biliyorlar ki “Erdoğan’lı günler” bittiğinde “dindarların AKP’si” şeklen de tamamen bitecek.

Ama “Devlet Bahçeli’li günler” bitse bile “milliyetçi MHP”, Türk ve Dünya siyasetinde etkili bir “aparat” olmaya devam edecek. Belki de daha da kullanışlı hale gelecek.

2002’deki AK Partiye gönül vermişlerin 15 Temmuz 2016 öncesinden bu yana yaşadığı gönül kırıklığının gerçek sebebi, MHP ile bu yanlış bağlantı.

“Bu siyasi muhabbette pratikte kim kimin hedefine hizmet ediyor” meselesi çok da önemli değil.

Ama “bu siyasi evlilikten doğan çocuklar hangi tarafın genetiğini taşıyor” sorusu can alıcı.

Uzun vadede “dindarların milliyetçileşmesi” bu dönemin en büyük oyunuydu. Kuruldu ve yürütülüyor.

“Dindarların demokratlaşması”nı isteyenler de -şimdilik- boynu bükük halde bu işin vaktinin yeniden gelmesini bekliyor.

Şimdilik diyoruz. Çünkü inanıyoruz ki o demokratlar bir gün yeniden ortaya çıkacaklar.

Gayret edenler az.

Ama yüzleri ak.

Mani olanlar mı?

Onlar elbet utanacak.

Okunma Sayısı: 2743
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Murat Cansız

    23.3.2024 06:26:18

    Kalemine yüreğine sağlık Ahmet Battal hocam

  • Sefer Akgül

    21.3.2024 15:38:11

    Demokratlar Ahrar gibi dirilir elbet

  • Hüseyin İlhan

    21.3.2024 13:43:39

    28 Şubat zulmünü müslüman insanımızın bir kısmı unutmuş görünüyor. Bir kere hem müslüman hemde ırkçı olmak mümkün olamaz. 'VATAN SEVGİSİ İMANDANDR,Evet iman sahibi bir insan vatanını sever. Amma din düşmanı,menfaatçi,fitne-fesad ve şahsi menfaati için kamu hakkını yani milletin hakkını yiyen,uyuşturucu,fuhuştan beslenen bir yapıya meyil etmek olsa olsa dini zaafiyet ve zalimin,ahlaksızın,din düşmanının tezgahına kanarak aldanıp ebedi hayatı dahi yoketmektir. Bir müslüman olarak 'rabbimizin 'mü'minler kardeştir,emri ve sözüne masadak olmayı arzu ederiz. Müslüman kız ve kadınlarımızın başını açtıran,eğitim,çalışma haklarını gasp eden haydutlar,katillerle işimiz olmaaaz.

  • Mustafa Said Kara

    21.3.2024 11:34:59

    Dindarların milliyetçi bir çizgiye kaymasında iktidar kadar Kürt milliyetçiliğini ön plana çıkaran hdp geleneğinin de etkisi gözardı edilmemeli Ahmet bey. Etki tepki durumu ortaya çıkıyor. Hdp demokratların dahi tölare edemeyeceği kadar uç noktaları kaşıyor. Bugünkü demokrat partinin söylemlerine baktığımızda milliyetçi ve kemalist çizgiye yaklaştığını görüyoruz. Bu durum sadece iktidarın etkisiyle olmuyor.

  • Arda Yıldız

    21.3.2024 11:29:03

    Türkiye de siyaset maalesef lider eksenli olarak yürüyor. Parti eksenli yürüyor görüntüsü veren mhp, chp, dem gibi partilerin bizatihi kendileri bir lider işlevi görüyor. Seçmenleri sırf ideolojik açıdan kendilerini temsil ettiklerini düşübdükleri için bu partiye oy veriyor. Merkez sağ da rahmetli Menderes den sonra Süleyman Demirel liderliği ele aldı. Sonrasında kısa bir dönem Özal araya girse de Demirel merkezi tekrar toparladı. Demirel ayrılınca demokratlar da dağıldı. Yani Ahmet abi çok haklı. Erdoğan sonrasında ak parti de dağılacaktır. Tıpkı Özal sonrası Anap, Demirel sonrası Demokratların dağıldığı gibi. Demokrat merkez nasıl toplanacak sorusuna da güzel bir cevap niteliğinde bir yazı olmuş. Ne zaman demokratları toplayacak kapasitede bir lider çıkarsa o zaman demokrat misyon tekrar ayağa kalkabilir.

  • cafer

    21.3.2024 07:52:44

    HEM, Müslümanın uyanık olması ve bir delikten iki kere ısırılmaması lazım iken ve "arkadaşını söyle...", "üzüm üzüme..." ve aynası iştir kişinin..." gibi bir sürü tecrübe edinilmiş haller ve sözler var iken ırkçılığa dayalı milliyetçilik, inkarcılık temelli komünistlerin desteği ile ve düne kadar karşı oldukları sisteme tamamen entegre olup devrim kanunlarının son neferi gibi uygulamalarını göremeyen bakar körlere HEM DE ölüm uykusundaki demokratları uyutan sistem şurubunun etkisinde pasifize olması muthiş planın başarısını göstermektedir. Bu planlı oyunun büyüklüğü, iman davasının da gereğini ve iman davası neferlerinin görevine ihlasla sarılmasında azami ihtiyatı ortaya koymaktadır. Bu durumda uyuduğumuz gerçeği ile beş yüz yıllık uykudan uyanmakta geç kalmak tehlikesini iliklerime kadar hissediyorum. Bu büyük oyunu fark eden ve karınca misali bu yolda yürüyenlere selam olsun...iyi ki varsınız, iyi ki görevinizi layığı ile ifa ediyorsunuz. Binler tebirkler...

  • Murat Cansız

    21.3.2024 06:45:51

    Kalemine yüreğine sağlık Ahmet hocam

  • İhsan UÇAR

    21.3.2024 04:52:45

    "Dindarlarin milliyetçileşmesi " mühim bir tesbit.Bilhassa Risale okuyanlarin bu yazıdan haberdar olmalarini arzu ediyorum. Elinize sağlık, elleriniz dert görmesin...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı