"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dindarların Abdülhamid yansısı ile imtihanı-2

Ahmet BATTAL
23 Nisan 2026, Perşembe
“Dindarların Abdülhamid yansısı ile imtihanı” başlıklı son yazımızın sonu şöyleydi:

“Başka dindarların Abdülhamid merakını anlayabiliriz. Ancak gerçek bir cumhuriyetçi olan Bediüzzaman’ın konuya bakışını bilenlerin bu PR rüzgârına kapılması ve Erdoğan hakkında tam bir “Haydar Ağa”cı olup çıkması gerçekten akıl tutulmasıdır.” 

Yorumlara bakınca, Bediüzzaman’ın cumhuriyetçiliğiyle (saltanata karşı olmasıyla) ve istibdat-hürriyet meselesindeki tutumuyla (Abdülhamid’e ve sonraki müstebitlere bakışıyla) ilgili olarak bazı ek bilgiler vermemiz gerektiği anlaşılıyor. 

Önce İslâm ve saltanatla ilgili ön bilgiler: 

İslâm Peygamberi (asm), Davut ya da Süleyman (as) gibi bir “sultan peygamber” değildi. Kabileler halinde yaşayan Arap toplumunun içinden çıkarıldı. 

Yani Peygamber kendisi sultan olmadığı gibi onun ilk muhatapları da saltanatı bir gelenek ve veri/kültür olarak kabul etmiş değillerdi. 

Evet, Peygamberimiz de bir tür “devlet” de kurdu ve bir “kamusal güç ve zenginlik” oluşturdu. Ama O, sülale içi intikal edecek bir zenginlik ve taht/servet oluşturmadığı gibi bir saltanat da kurmadı. Geriye bir saltanat bırakmadı. 

Allah’ın, son peygamberine ve “vasat ümmet” dediği ümmetine bu takdirinin manası mühimdir.

Vefatıyla kendisinin imana ve vahye dair vazifesi bitti, ama ümmetininki sürüyor. Halifelerin asıl vazifesi de bu iman hizmeti işini kurumsallaştırmayı sürdürmekti. (Nesebî ve bilhassa manevi Al-i Beyt’i bu vazifeyi sürdürdü, sürdürüyor.).

Vefatıyla kendisinin devlet başkanlığı ve hakemlik/adalet dağıtma vazifesi de bitti, ama kendisi kendi yerine bu konuda bir halef bırakmadı. Böylece, “siz bu ihtiyacınızı görecek kişileri kendi aranızdan seçin, denetleyin, gerekirse değiştirin” demiş oldu. 

Nitekim ilk dört halife bir tür seçimle geldi. 

İslâm’ın dindarlar için öngördüğü rejimi “dindar cumhuriyet” olarak adlandıran birçok çağdaş âlim ve Bediüzzaman, muhtemelen -ömür boyu görev yapmak üzere seçilmiş olmaları gibi- bugünden geriye bakışla “noksanlık” sayılabilecek hususlar sebebiyle, onları, “bir nevi cumhurbaşkanı” olarak adlandırdı.

Peygamberimizden sonra beklenen ve istenen, cumhuriyetin kurumsallaşması idi. Ama münafıkların da parmak karıştırmasıyla yaşanan iç çatışmalar ve hükümet darbelerinden sonra -ve beşinci halife Hz. Hasan’ın yarım kalan hilafetinden sonra-, hilafet sistemi, cumhuriyet rejimi olmaktan çıkıp onun zıddı olan “ısırıcı saltanat”a döndü. 

Bu “dönüş” İslâm’a rağmendir. Zira İslam saltanatı reddeder, cumhuriyeti emreder. 

Saltanat da sınıf sınıftır: 

Bir saltanat eğer mutlak saltanat ise yani muhalefet etmenin meşru olmadığı bir rejim ise İslâmî de insanî de değildir. 

Namazda dahi imam hata yaparsa hatasını usulünce ikaz etmeyi cemaate emreden bir din, elbette, hakkında hüküm bulunmayan dinî ve dünyevi işlerde, yetişkinlerin; aklını ağasının, paşasının, şahının ve padişahının cebine koymasını reddedecektir, istişareyi emredecektir ve etmiştir.

Saltanat mutlak da olabilir muhalefetli ve muvazeneli de… Muhalefetli saltanat’ın kurumsallaşmış olanı, 1800’lerdeki adıyla meşrutiyettir, şimdiki adıyla demokratik krallıktır. 

Sultanın yetkilerinin bir anayasa çerçevesinde halkla paylaşıldığı ve padişahın anayasadaki şartlarla “meşrut” olduğu sisteme meşrutiyet denir. 

Muhalefetli saltanat İslâm’ın öngördüğü ve benimsediği bir ideal değildir. Zira rejim muhalefetli ve anayasalı da olsa imtiyazlı bir sülalenin idareyi ve devleti elinde bulundurması cumhuriyete ve İslâmiyete zıttır.  

Bu sebeple, gerçek ve demokratik cumhuriyet karşısında, meşrutî monarşi -mutlakiyete nazaran- olsa olsa bir ehvenüşşerdir. 

Bediüzzaman’ın meşrutiyetçiliğini ve cumhuriyetçiliğini gelecek yazıda değerlendirelim…

Okunma Sayısı: 1515
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin ilhan

    25.04.2026 18:06:44

    Aziz ustadimizin 'Müslüman idareci,İslam için garet eden iktidara gelmeli ve şartları hakkında cay-i dikkat edilecek hususları bellidir.. Amma siyasal İslam,harici,bozguncu yani faizi,israfı,kumarı ve ahlaksizli teşvik eden,adaleti katlederek haksızlık da inkarcilarla yarışan,din istismarcilari iktidara gelmeli diyor mu hayır. Sapla samanı karıştırmamak lazım. Bugün sefaleti helal-haram hassasiyetini yok eden fitne-fesadligi meslek edinmiş,iftiracı,entrikaci ve istibdatcı bir iktidar var. Buna karşı hem iman hizmeti hemde fiilen müdahale etmek lazım.

  • Aşkın Doğan

    25.04.2026 11:14:14

    Şimdi sinek yöntemiyle yazacak olursak yazarımizin dediği gibi" uzun süren parlemanter sisteminin kazandırdığı NATO ve AB imtiyazlı ortaklığı gibi statüler" Erdoğan'ni ister istemez saltanat sahibi olmaktanen etmiş yani cumhuriyetçi ve barışçı olmasını sağlamış da demokrat ve barışçıdir.

  • Enes

    24.04.2026 11:42:46

    Üstadımız islamcıların katiyen iktidara gelmemesi gerektiğini söylemiyorken sizin de bu bağlamda konuşmanız beklenir. Madem Tansu Çiller sadece Tansu Çiller ise Erdoğan neden sadece Erdoğan olmuyor? Bu noktadaki tutarsızlık ve usulsüzlük kabul edilemez. Sizin siyasi tercihinize göre usul değişmemeli.

  • Avni Demirkazık

    23.04.2026 22:22:33

    Eski hal muhaldir.islami camia bunu artık kabul etmesi gerekir

  • Osman Yıldırım

    23.04.2026 20:45:49

    Sayın Enes şaplak şekeri karıştırmayalım,Tansu çimlerin yanlışları Tansu Çiller bağlar,amam mü'minlerin lideri olarak kendini tatanın yanlışları tüm mü'minleri bağlıyor bu bakımdan üstad hz.leri toplumun yüzde altmış yetmişinde tam mütedeyyin değilse ittihad ı islamin iktidara gelmemesi gerektiğinin söylemektedir. Onun için demokratları iktidar yerinde muhafaza etmeye mecburuz demektedir. Neden çıkarıyorsun siyasal islamla birlikte olabilineceğini,öyle bir şey yok.

  • Nuri

    23.04.2026 19:46:39

    Enes Bey sizce nurular ve chpye destek verenlerde aynı gemide mi?

  • Enes

    23.04.2026 12:37:12

    90'lı yıllarda Tansu Çiller'li DYP'ye bakıp "Demokrat Misyon bu!" demek ne ise, Erdoğan'a bakıp da siyasal islam bu demek o kadar doğrudur. Siyasal İslam iyisiyle kötüsüyle bu toprakların bir çözüm önerisidir. Sonuçta Nurculuk da islamcılığın bir koludur. Siyasal islamcılıkla nurculuk arasında farklar olmakla birlikte ölümüne bir düşmanlık yoktur. Nurculuk islamcılığın Demokrat koludur. Abdulhamid ile üstadımız arasında görüş farklılıkları vardı ama unutmayın ikisi de aynı gemideydi. Nurculukla halkçılık arasındaki fark kapanmaz ama siyasal islamcılıkla belli şartlar altında birlikte hizmet edilebilir.

  • Hüseyin İlhan

    23.04.2026 09:00:23

    Allah razı olsun hocam.Yazılarınızı okurken bir gazete sayfası değil de sanki üniversite de anfide rabbimiizn bahşettiği ilmini gelecek nesillere aktaran hocalarımız dinler gibi sizin yazılarınızdan istifade ediyoruz. Risalei nur dürübünü ile hadiseleri değerlendiren,aziz üstadımızın içtimai hayat ile ilgili düsturlarını bir nakış gibi kalplere nakşeden yazılarınızdan dolayı rabbim sizden ebeden razı olsun. YENİASYA Gazetemiz sizler gibi değerli ilim ve nur talebesi yazarları ile daha da güzel ve kalplere,vicdanlara hitap ediyor.

  • Osman Yıldırım

    23.04.2026 00:54:04

    Nurcu geçinenlerin siyasal İslamcıların anlayışına evrilmeleri çok acı ve acıtıcı oluyor zira üstadın veli padişah demesi onun her icraatını onaylamadığı anlayamayacak kadar siyasallaşmış kafaların kendilerini Nurcu görmeleri çok üzücü. Hergün yalan söyleyen ve verdiği sözleri yerine getirmeyen,BOP un eşbaskanı olduğunu iftiharla söyleyebilen ve "benim komuta merkezim papaz elbisesi giyeceksin derse giyer görevimi yaparım" diyen bir liderin kutlanacak bir tarafının olmadığını siyasal İslamcıların kavramayabilir ancak Bediüzzamanın takipçisi olduğunu iddia edenlerin bunları anlamayanları çok çok garip,ne diyelim Allah ferasetlerini açsın inşallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı