"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Faizsiz banka meselelerinde ana noktalar

Ahmet BATTAL
19 Ocak 2020, Pazar 16:05
Toplumların yeniden ayağa kalkmasının yolu faizi ve faizin kap ve kapıları olan bankaları kapatmak ve zekâtı yaygınlaştıracak olan sosyal yardım müesseselerini geliştirmektir.

“Ekonomiyi geliştiren sermayedir” deniyor. Elbette bir yönüyle doğrudur. 

Ama sermayenin “damlaya damlaya göl olur” mantığıyla birikmesinin ve yatırıma dönüşmesinin tek yolu faizli bankacılık değildir. 

Geleneksel bankacılık kurumları faiz karşılığı mevduat toplar ve faiz karşılığı nakit kredi kullandırır. İki faiz oranı arasındaki farktan, yani dinen yasaklanmış olandan kâr elde eder. 

Faizli sisteme alternatif olarak geliştirilen faizsiz bankacılık sistemi ise temelde kâr ve zarara ortaklık sebebiyle hem meşrûdur ve hem de makuldür. Zira bu kurumlar faiz karşılığı mevduat toplamaz. Kâr ve zarara ortak etmek üzere “fon” toplar ve işletir. Topladığı parayı da hiçbir müşterisinin eline faizli nakit kredi olarak vermez. Ya kâr ve zarar ortaklığı yatırımlarında kullanır ya da peşin alıp vadeli satma işinde finans aracılığı yapar. 

Kemal Gözler gibi bazı akademisyenlerin konuya yanlış noktadan bakıp faizsiz bankacılığı hile-i şeriyye olarak görmesi “bilgiye dayalı hüküm” niteliğinde olmadığından bir anlam ifade etmez.  

Aynı şekilde bazı Osmanlı Hukuku Tarihi Hocalarının Taha Akyol gibi tecrübeli araştırmacıların Osmanlı’nın son dönemindeki faiz uygulamalarına ilişkin beyanlarını külliyen reddetmesi de kayda değer şeyler değildir. 

Ya da istisna ile istisna’ arasındaki farkı bilemeyen ve “istisna’ akdi”ni “istisnaî sözleşme” diye tarif etmeye kalkan bazı şöhretli/medyatik hocaların bu konularda yazıp söyleyecekleri de esaslı bir kıymet ifade etmez. 

Kanaatimizce bu gibi konularda Diyanet İşleri Başkanlığı’na düşen asıl görev bugünkü hukukun getirdiği yeni kavramların ve yeni uygulamaların İslâm Hukuku karşısındaki anlamını ve statüsünü bulmak olmalı. 

Meselâ Diyanet modern hukukun en yeni icatlarından olan ve “bağlantılı sözleşmeler” de denilen üç bacaklı sözleşme ilişkilerinin İslâm Hukukuna aykırı olup olmadığını ve meşrûiyet sınırlarını net olarak söylemeli. 

Diyanet, alıcının satıcıdan satın aldığı helâl malın peşin fiyatını finansman aracısının satıcıya ödediği ve alıcının da taksitli fiyatı finansman aracısına taksitler halinde ödediği bu yeni akit türünün İslâm Hukuku’na aykırı olduğunu söyleyebilecek mi? 

Bu akit türünde, satıcı tarafından doğrudan alıcıya satılan ve doğrudan alıcıya teslim edilen malın risklerinin, sigortacılık sistemi yardımıyla bu üç tarafın da dışında kalan sigorta şirketine aktarılmasının fıkhî hükmünü de Diyanet söylemeli. 

Ama bunları hakkıyla söyleyebilmesi ve muhataplarına dinletebilmesi için Diyanetin öncelikle ve acilen özerk olması şart. 

Okunma Sayısı: 1067
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı