"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İki Avrupa çatışıyor

Ahmet BATTAL
17 Eylül 2020, Perşembe
Önceki günkü yazımızda AB üyeliği meselesindeki ısrarımız bazı okuyucularımızın hoşuna gitmemiş olmalı ki AB’nin bizim lehimize de düşünebileceği hususunda delil istediler.

Aslında bu gözle bakıp doğru delili arayana delil çok. Biz birini yazalım ve yorumlayalım. 

Avrupa Parlamentosu’nun Temmuz ayındaki bir oturumunda konuşan milletvekili Weber şunları söylemişti: “Türkiye’nin kabulüne ilişkin müzakereler, Türkiye’yi AB’ye yaklaştırmadığı gibi ülkede sadece hüsrana yol açtı. Müzakereleri sonlandırmalıyız ve bu ülkeyle ilişkilerimiz için yeni bir hukukî zemin oluşturmalıyız. Türkiye, giderek AB değerlerinden uzaklaşıyor. Doğu Akdeniz’deki durum kızışıyor, Türkiye yasa dışı sondaj faaliyetleri yürütüyor, Libya’yla dayanağı olmayan anlaşmalar yapıyor. Fransız gemisiyle yaşanan olayı da izledik”.

Bu görüşlere karşı da Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell AB adayı ve NATO ortağı bir ülke olarak Türkiye ile yapıcı diyalogdan yana olduğunu belirterek şu cevabı vermişti: “Haçlı seferi zamanı değil. Ben de Haçlı Komutanı Avusturyalı Johann değilim!” 

Ayrıca kendisini Türkiye’ye karşı pasif kalmakla suçlayıp daha sert olmaya dâvet eden parlamenterlere şunları da söylemişti: “Bu çatı altında neredeyse savaşçı bir hava oluştu. Bir an Türkiye’ye karşı Avrupa donanmalarını harekete geçirip Türk işgaline karşı koymak için kutsal ittifak çağrısı yapan Papa Beşinci Pius’u görür gibi oldum. Haçlı seferleri tarihin başka bir dönemine ait. Bizim aradığımız çatışma değil. Yapmaya çalıştığımız, her türlü çatışmadan kaçınmaya çalışmak”.

Bu da gösteriyor ki iki Avrupa var ve kendi içinde daima çatışma halinde. Ama bu sadece bir fikir çatışması. Ortaya hakikat berkleri çıkaran cinsten.

Son cümleye dikkat: “Yapmaya çalıştığımız, her türlü çatışmadan kaçınmaya çalışmak.”

Yüzyıllarca birbirlerini yemiş ve nihayet iki dünya savaşı yaşamış bir kıt’anın insanlarının kendi aralarında geliştirdiği müzakere kültüründen bizim de ders almamız gerekir. 

Demokrasi bu kültürün kurumsallaşmış olanının adıdır. Dünyanın geri kalanının da sistemi olmalıdır. 

Hoşgörü bu kültürün empatisinin ürünüdür. Dünyanın geri kalan yörelerinde çoğulculuğun gelişmesini istiyorsak bu tohumu yaymalıyız. 

Özür dilemek bu kültürün erdeminin adıdır. 

O Batılı üç yüz sene önce atalarınca yapılan sömürü ve katliâmın özrünü dilemiş ve hatta tazminatını ödemiş, şimdi de özür dilemeye hazır. 

Ama buralardan birileri geleceği ve ortak hedefleri konuşmak için bir araya gelmesi gereken muhataplarına ısrarla uzaklardan parmak sallayıp “Eyyy Avrupa, biz seni iyi biliriz, seennnnnn şu şu şu zulümleri yaptın” diyerek özrü dilenmiş mazisini hatırlatmakla yetiniyorsa karşımızdaki iyi niyetlilerin halini ve bizimle ilişkilerde yaşattığımız zorluğu da durup düşünmemiz lâzım. 

Üstelik bu parmaklar kısa süre önce AB üyelik müzakereleri için tarih aldık diye şıkır şıkır sevinç sesleri çıkarıyorken bu noktaya gelmişse…

Okunma Sayısı: 1377
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı