"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kalben buğz edenler ve dilsiz şeytanlar

Ahmet BATTAL
12 Mart 2019, Salı
Zulüm bir kötülüktür.

Zalim zulmederken kötüdür. 

Mazlum zulme uğradığında ona destek olmak iyidir. 

Peki, ama nasıl? 

Birinci tercih ve birinci basamak: 

Zalimin zulmü nevinden bir kötülük gören onu eliyle düzeltmeye çalışmalıdır. 

Günümüzde sivil şahısların kötülüğü engelleme yetkisi “yoldaki taşı kaldırmak” gibi eylemlerle sınırlıdır. 

Zira bugün “el”den kasıt öncelikle devlet kuvvetidir. Kötülüğü kuvvet kullanarak engellemek hususunda görev kamu otoritesine ve resmi memurlara aittir. 

Yani sivil ya da resmi kişiler, hukuk ya da kanun veya daha genel ifadeyle kurulu düzen görev veriyorsa ya da en azından izin veriyorsa kötülüğü engellemek için fiilen harekete geçmelidir. 

İkinci tercih ve basamak: 

Kötülüğü engellemeye eli yetmeyen buna en azından diliyle çalışmalıdır. 

Yani zalimin zulmünü engelleme işini bizzat kendisi yapamayacaksa öncelikle yetkilileri göreve çağırmalıdır. 

Ayrıca iyiler, kötülüğü ve zulmü yapanı bundan vazgeçirmek için nasihatten de geri durmamalıdır. Zira nasihat de bir görevdir. Ve “bunun nasihate kabiliyeti kalmadı” diyerek pes etmek, geleceğe yönelik bir tür kehanettir, yasaktır. 

Üçüncü tercih ve basamak: 

Bir zulmün varlığını gören bir kişinin buna karşı hiçbir şey yapmaya gücü yetmiyorsa, en azından kendi kendine “bu kötülüktür” diyerek bu kötülüğe karşı kalbinde bir kin ve buğz beslemesi gerekir. 

Bu pasif tutum, ileride şartlar geliştiğinde mümkün hale gelecek olan ilk iki basamaktaki aktif tutuma zihnen kapı açar, zemin hazırlar. 

Buraya kadar tamam. Şimdi başka bir soru:

Mazluma zulmetmek haksızlıktır. Doğru.

Peki, ama “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” denilmiştir. 

Bu durumda yukarıdaki üçüncü tercih seviyesinde ve üçüncü basamakta kalan da bir tür “dilsiz şeytan” olmuş olmuyor mu? 

Soru zor. Cevabı bizce şimdilik şöyle: 

Haksızlık karşısında gereğini yapabilecekken konuşmakla yetinen, haksızlığa ortak olmuş olur. 

Konuşabilecekken susan ve kalbinden buğz etmekle yetinen ise dilsiz şeytan haline gelebilir. 

Ne dersiniz? 

Okunma Sayısı: 2764
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    12.3.2019 11:53:28

    Söz konusu zulüm olunca şu ayeti de hatırda tutmak gerekir: "Zalimlere meyletmeyin. Aksi halde ateş size de dokunur."(Hud:113) Çünkü nasıl ki küfre rıza göstermek küfürdür bunun gibi zulme rıza göstermek, destek vermek ve hele alkışlamak da zulümdür. Samimi ve ciddi bir Müslüman katiyen küfre ve zulme ortak, destek ve alet olamaz. Olursa? Cevabı, acı da olsa "zalim olur" olacaktır. Bugün toplum, milli ve manevi konular kaşınarak hassas bir noktaya doğru çekilmektedir. Allah (cc) korusun "kardeşi kardeşe kırdırmak" gibi fevkalade tehlikeli bir duruma düşmemek için en başta ülkeyi yönetenler kin ve nefret söylemlerine acilen son vermelidirler. Herkes reyinde ve tercihinde hürdür. Kimsenin aklı ve iradesi bir başkasına ipotekli değildir. "Ya sev ya terket" sözü diktacı, baskıcı ve korkutucu sistemlerin sözüdür. Hürriyetçi demokrasi ve hukuka inanmış demokratlardan böyle sözler sadır olmaz. Mesele budur, vesselam.

  • Gündüz Alp

    12.3.2019 11:36:27

    Sayın Battal, bin kez teşekkürü hak eden uyarıcı yazılarınız için binbirinci defa teşekkür ediyorum. Keşke sair gazetelerde yazan kalem erbabı da aynı hassasiyeti gösterip zulümler karşısında "dilsiz şeytan olmamak" tavrını gösterebilseydi. Bu medeni cesareti gösterebilmiş olsalardı, zulüm bu boyutlara gelmeyebilirdi. Ne var ki menfaat kaygısı, korku veya başka saiklerle kimileri zulme destek verirken kimileri "susma hakkını kullanıyorum(!)" diye sessiz kaldı kimileri de üçünü birden yaparak üç maymun pozisyonu aldı. Artık kutsalların bile menfi siyasetin aleti derekesine düşürüldüğü absürt bir sürece tanıklık etmekteyiz. "Zulümde haddi aşma" diye bir şey varsa onu da yaşamış olduk. Kötülük karşısında el, dil ve kalbin kullanılması elbette açıkladığınız şekildedir. Lakin bütün bunlara kilit vurarak elsiz, dilsiz, kalpsiz...bir vaziyet takınmak... İşte anlayamadığımız ve açıklamakta zorlandığımız vaziyet budur.

  • Cemal özkaya

    12.3.2019 07:54:23

    Bir cinayete taraf olanlar manen mesul olur onunda cezası ahirettedir

  • Murat UYSAL

    12.3.2019 00:48:39

    Evet. Yazının sonundaki sorunun cevabı bence makul. "Günümüzde sivil şahısların kötülüğü engelleme yetkisi yoldaki taşı kaldırmak gibi eylemlerle sınırlıdır." denilmiş. Ülkenin birinde yönetimin birilerine zulmettiğini varsayalım. Böyle bir durumda diğerleri için referandum sözüyle, seçimler de eliyle düzeltmek midir?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı