Meclis görüşmelerinde her hafta muhalefet partileri tarafından ondan fazla araştırma önergesi veriliyor. Ama AKP-MHP tarafından, “Bunları araştırmaya hiç gerek yok. Aslında memlekette böyle bir problem de yok” diyerek reddediliyor.
Oysa durum hiç de öyle değil.
Geçtiğimiz hafta Salı günü Genel Kurul'da Yeni Yol Partisi'nin “hububat piyasası", İYİ Parti'nin “orman yangınlarının önlenmesi”, DEM Parti'nin “asgarî ücret”, CHP'nin “mevsimlik tarım işçileri” konularındaki grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü. Muhalefet partileri vatandaşın yaşadığı meseleleri tek tek sıraladı. İktidar milletvekilleri ise her zaman olduğu gibi adeta “ülkenin böyle meseleleri yok” yaklaşımıyla araştırma önergelerini reddetti.
Halbuki, bu meseleler konuşulsa, farklı görüşler ve çözüm teklifleri ortaya konulsa, iktidar açısından da bir yol haritası çıkabilir. Belki de, akla gelmeyen çözümler gündeme taşınır. Ancak görünen o ki, iktidar bu yöntemi tercih etmiyor. “En iyisini biz biliriz, biz yaparız” yaklaşımı sürerken, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin ve işsizlerin kronikleşmiş meselelerine kalıcı çözüm üretemiyor.
Ülke bir yandan ekonomik krizle, bir yandan dış politika gelişmeleriyle, bir yandan da iç siyasetin gündemleriyle meşgulken; eğitim ve sağlık gibi temel alanlar giderek geri plana itiliyor. Meclis’e geliyor o da enine boyuna görüşülemiyor.
***
BAHANE HAZIR
Asgarî ücrete ara zam ve emeklilere seyyanen zam taleplerine ilişkin önergeler görüşülürken, muhalefet milletvekilleri rakamlarla ekonomik tabloyu ortaya koydu. Asgarî ücretlinin ve emeklinin geçim sıkıntısı detaylarıyla anlatıldı.
AKP adına söz alan İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ise, “Bugünümüzü ve yakın geleceğimizi etkileyen ulusal ve uluslararası gelişmeler söz konusu. Yaşadığımız bölge, jeopolitik gelişmelerin en derin ve en yakından hissedildiği bir alan. Pandemiyle başlayan, Ukrayna-Rusya savaşıyla devam eden, ABD/İsrail-İran savaşıyla âdeta zirveye ulaşan sevimsiz bir durumla maalesef karşı karşıyayız” diyerek ekonomik meseleleri küresel gelişmelere bağladı.
Muhalefet ise bu açıklamalara, “Aynı hikâye, hep aynı hikâye!” sözleriyle karşılık verdi.
Savaşlar sebebiyle pazarların daraldığını ve büyümenin olumsuz etkilendiğini söyleyen Kırkpınar’a, İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, “Bir tek halk etkileniyor? Sarayın mutfakları etkilenmiyor!” diye seslendi. Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise, “Niye en çok biz etkileniyoruz?” diye sordu.
Kırkpınar ise kişi başına millî gelirin 17 bin doların üzerine çıktığını belirterek ekonomik göstergelerdeki olumlu tabloyu vurguladı. Enflasyon eleştirilerine karşı ise “Tüm olumsuzluklara rağmen ekonomide büyüme devam ediyor” değerlendirmesini yaptı.
“Enflasyonda niye dünyada dördüncü sıradayız? İran'da domates 15 lira, bizde niye böyle? Ukrayna'da enflasyon yüzde 6, Rusya'da yüzde 9, sende kaç?” diye tepki gösteren muhalefete Kırkpınar, “İnşallah yağışların da bereketiyle gıdaya erişimin daha ucuz olacağı bir sezonu yaşayacağımıza inanıyorum” diye karşılık verdi.
Önerge beklendiği gibi reddedildi. Ancak asgarî ücretlinin ve emeklinin Temmuz ayında ara zam veya seyyanen zam beklentisi yine karşılık bulmadı.
***
TUTMAYAN HEDEFLER
Asgarî ücret ve emekli maaşları, hedeflenen enflasyon üzerinden belirlenmişti. Ancak enflasyonun beklentilerin çok üzerine çıkması, çalışanların ve emeklilerin reel gelirlerinde ciddî bir kayıp oluşturdu. Bu rakamlar ortadayken, iktidar buna çözüm bulmak yerine, rakamları eğip bükerek ekonominin iyi yolda olduğunu(!) anlatmaya devam ediyor.
Sonuçta, olan hep millete oluyor.
Enflasyon beklentileri yükseldiğinde ücretlilerin gelirleri aynı oranda güncellenmiyorsa, ortaya çıkan tablo bir refah kaybı oluyor.
Ekonomik göstergeler ne söylerse söylesin, vatandaşın mutfağındaki yangın sönmüyorsa başarıdan söz etmek mümkün değildir.
Gerçek refah, yalnızca enflasyon hedeflerinin açıklanmasıyla değil, insanların maaşlarının ay sonuna kadar yetebilmesiyle ölçülür.