"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koşan marşa karşı duran marş

Ahmet BATTAL
14 Haziran 2022, Salı
Başlığın hangi anlama geldiğini yazının tamamını okumadan anlayamayacaksınız. Olsun. İyidir.

Geçen hafta Kocaeli Üniversitesinin konferans salonlarından birinde İlahiyat Fakültesi’nin mezuniyet töreni yapılıyor. Salonun görevlileri diğer fakülteler için ne yapıyorlarsa aynı rutini İlahiyatçılar için de yapıyorlar. Yani başlangıçta saygı duruşu ve İstiklal Marşı, devamında konuşmalar ve ödüller, sonra kep savurma töreni ve onuncu yıl marşı. 

Onuncu Yıl marşı sırasında sahnedeki ilahiyatçılar genellikle çok da oralı olmuyorlar. Yani onlarda bu marşa uygun bir “coşku” yok. Ama yine de olay “garip”. 

Üstelik bir izleyici olayın videosunu çekiyor ve bu sırada videoyu çeken ya da yakınındaki başka bir kişi “yaşasın papaz imamlar” diye bağırıyor. Amacının protesto olduğu tahmin edilebilir. Video sosyal medyada yayılıyor. Ve linçler de başlıyor.

Sahnenin ambiyansı da ilginç. Ortada M. Kemal portresi ve yanlarda bayrak ve yanlarda da kütüphaneci Hurşit’in hayattaki en hakiki mürşit olmadığını söyleyen o veciz söz. 

İlahiyat için başka bir salon gerekir miydi? Bulunabilir miydi? Bu bir dert.

Bu salonda olacaksa ambiyans değiştirilebilir miydi? Değiştirilmeli miydi? Bu da bir dert.

Ama asıl mesele şu: İlahiyat için hazırlanan tören akışı ve ses ve görüntü malzemeleri, diğerleri ile aynı olmak zorunda mıydı? Değiştirilemez miydi?

Nitekim başka üniversitelerde, -bizim de gözlemimizle- mesela Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinin bazı yüksekokul ve fakültelerinin mezuniyet törenlerinde, onuncu yıl marşı çalınmadı. Yöneticilerin tercihi bu yönde oldu ve çaldırılmadı. (Türkiye şartlarında bu “bile” bir tür “yöneticilik başarısı”ydı elbette). 

Kocaeli’nde de bu tercih yapılabilirdi ve bizce de yapılmalıydı. Böyle olmaması dekanın veya yönetiminin bir kusuru. Zira Onuncu Yıl marşı mana ve biçim itibariyle ilahiyatçıya uymaz. Bu net.

Ama medyada ve sosyal medyada olay başka alanlara çekildi. Olay “benim marşım senin marşını döver” gerginliğinin yeni bir aleti oldu. 

Oysa asıl mesele, bilhassa son yirmi seneden sonra gelinen noktada, kamusal alanın, yeniden ve Yirmi Sekiz Şubat’tan çok daha keskin ve gönüllü-zorunlu biçimde Kemalizm’e teslim edilmesi. Merhum Şerif Mardin’in tesbitiyle “Kemalizm’in zaferi” olan AKP, demokrasi vaadiyle çıktığı yolda Kemalizm’in ömrünü uzattı. Ne diyelim! 

Üstelik İstiklal Marşı gibi ancak ayakta ve durarak söylenebilen veya dinlenebilen ve fakat yanlış bestesi sebebiyle ne söyleyene ve ne de dinleyene –maalesef- bir coşku veremeyen bir marşa karşı, gerçekten iyi bir beste ile icra edilen ve böyle olunca da dinleyeni neredeyse koşturacak kadar coşturan bir marşla karşı karşıyayız. 

Ama yine de İstiklal Marşı bir “duruş”un marşı. Belki de bir “karşı duruş”un marşı. İşte, o karşı duruştan haz etmeyen “azınlığın azınlığı” bir grup, maalesef o “karşı duran” marşın karşısına bu “karşı koşan marşı” yerleştirmeyi ve neredeyse ilahiyatçıyı bile coşturup koşturmayı başarıyor. Bu da bir nifak alameti. 

Çare tam demokrasi. İsteyen istediği ile coşsun kardeşim. Verme mehteri! Yeter…

Okunma Sayısı: 1834
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cemal Özkaya

    15.6.2022 07:49:51

    Beki, "Coşkuyla 10. Yıl Marşı okuyan ilahiyatçılar; 100 yıllık Cumhuriyet parantezini kapatıp öncesine dönme heveslerinin ters teptiğini söylüyor. Demokratik cumhuriyettense dinle süslenmiş bir saltanatı sevdirme gayretleri, İlahiyat kapılarından da geri dönüyor. Mesaj başka nedir!" yorumunu yaptı. Buda değişik bir bakış tarzı

  • S.topuz

    14.6.2022 15:18:35

    Demekki, DECCALİZMİ tamamen yok etmek eşyanın tabiatına ters ve iman- küfür mücadelesi de KIYAMETE kadar devam edeceğine göre, o zaman tek ÇARE VAR: O da tüm inananların,bilhassa İSA aleyhisselam ve ümmeti ile MÜSLÜMANLARIN ,bu dinsizlik, ahlaksızlık ve HUKUKSUZLUKLARA ve de KATLİAM VE KIYIMLARA beraberce engel olup,manevi bir SEFERBERLİK İLAN EDEREREK İNSANLIĞA SIRADIL MÜSTAGIMİ gösterip,İman ve KUR'AN Tefsirleri Risale-i NURLARLA Sahili Selamete ulaştırması sarttır. Bunun başka alternatifi kalmamıştır.

  • S.topuz

    14.6.2022 15:17:27

    Ahirzamanın Deccalizm ve Süfyanizm gibi dehşetli ŞAHS-MANEVİLERİN müşterek çalışma ve Aldatarak yaptıkları faaliyetleriyle İNSANLİĞIN BAŞINA bir asırdan fazla bir zamandan beri MUSALLAD OLUP ifsad etmektedirler.   "Hem Deccal'ın rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garib halleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebetdar rivayet edilmesi cihetiyle manası gizlenmiş. Meselâ: "O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa (A.S.) onu öldürebilir, başka çare olamaz." rivayet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, öldürecek; ancak semavî ve ulvî, hâlis bir din İsevîlerde zuhur edecek ve hakikat-i Kur'aniyeye iktida ve ittihad eden bu İsevî dinidir ki, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü ile o dinsiz meslek mahvolur ölür. Yoksa onun şahsı bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir."(Şualar - 581).

  • Hüseyin İlhan

    14.6.2022 01:26:50

    28 Şubat ürünü olan AKP inanları hala aldatabiliyorsa bu mütedeyyin insanımızın mana ve mefhum iğfaline uğramasıdır. Zira sizinde yazınızda tesbit ettiğiniz gibi AKP 28ŞUBAT Zalimlerinden MHP-PERİNÇEK ile kolkola oldular.dERİN DEVLETİN ESİRİ değil bizzat hizmet eri oldular. Manaevi alandaki tahribatalrını bu nazarlarla tahlil edersek çok daha net görülür .

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı