"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mantıksız kadın cinayetleri-2

Ahmet BATTAL
04 Nisan 2021, Pazar
AKP Kayseri Milletvekili Hülya Atçı Nergis Hanımefendi üç hafta önce bir televizyon programına katılmış ve mantıksız bir kıyasla “Türkiye’de öldürülen erkek sayısı kadın cinayetlerinden 12 kat fazla” demişti.

Tartışılan bu sözlerle ilgili o zaman biz de bir eleştiri yazısı yazmıştık. 

Vekil Hanımefendi yeni bir programla kendisini savunmuş ve fikrini izah etmiş. 

Bu durumda bizim de bu yeni izahı köşemize alıp değerlendirmemiz elzem: 

“Kadına karşı şiddet olmamalı, erkeğe karşı da şiddette olmamalı. O kadınları öldüren şahısları da yetiştiren kadınlar. Hiç mi kadınların payı yok bu şiddette? Bu konuda sürekli erkekleri suçlayan bir dil de yanlış. Feminist söylemlerin bu kadar benimsenmesi, bayrak edilmesi, herkesin aynı ağzı konuşması beni rahatsız ediyor. Ben ezber bozdum bu konuda. Belli kesimlerin eleştirisi oldu, ben doğruyu söylüyorum. Erkeğe ayrı muamele, kadına ayrı muamele beni şahsen rahatsız ediyor.” 

Bizce bu konuşmada da birkaç hatalı nokta var: Erkek tarafından kadına uygulanan şiddet sebebiyle erkeğin “suçlu” ve kadının da “mağdur” olduğu açık. 

Bu durumda “bu konuda SÜREKLİ erkekleri suçlayan bir dil de yanlış” ne demek? 

Acaba Vekil Hanımefendi “bu konuda SADECE erkekleri suçlayan bir dil de yanlış” mı demek istedi?

Gerçekten kadına karşı kadın olduğu için şiddet uygulayıp suç işleyen erkeklerin bu suçunun sorumlularından biri de o erkeği yetiştirenler ve bilhassa ana-babası. 

Erkek evlât iyi yetişmiş olsaydı elbette nişanlısı ya da eşi olan kadına şiddete meyletmeyecekti. 

Kötü yetiştirilmenin en önemli kaynağı da kötü örneklik hali. Yani önünde örnek olarak eşine şiddet uygulayan bir baba gören bir erkek evlât kendi eşine de benzerini yapabilir. O halde burada da asıl sorumluluk yine erkekte.

Babadan şiddet gören anne, haliyle ya da diliyle, çocuğuna “sen de eşine ya da nişanlına aynı şekilde şiddet göster” demiş olamayacağına göre, annenin tek kusuru, olsa olsa, şikâyet hakkını kullanmayıp bazı şeyleri sineye çekmiş olmasıdır. Bunun da sebebi çoğu zaman yine aile birliğini ve çocuğu koruma düşüncesi ve fedakârlığıdır.

Konuşmadaki feministlik vurgusuna gelince:

Öncelikle kendisini eleştirenlerle ilgili “feminist söylemlerin bu kadar benimsenmesi, bayrak edilmesi, herkesin aynı ağzı konuşması beni rahatsız ediyor” cümlesindeki genellemeci vurguyu reddediyoruz. 

Bizim o eleştirideki bakış açımız bu değildi. Ailenin korunması gereken ana değer olduğu ve fakat feminist bakışın aileyi çökerttiği kanaatine biz de iştirak ediyoruz. 

Ama “Erkeğe ayrı muamele, kadına ayrı muamele beni şahsen rahatsız ediyor” ifadesinde kendisini gösteren gereksiz eşitlikçi bakış da aslında bir tür feminizm yansıması değil midir?

Galiba asıl mesele yine başka: Kavvam (ailede disiplin amiri) meselesi.

Okunma Sayısı: 1688
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı