Hukukta ispat ehemmiyetlidir. İspat hukukunda ikrar kıymetlidir. Sağlam delildir. Hatta ikrar varsa ispata ve delile gerek kalmaz denilir.
CHP’nin önceki Genel Başkanı geçen günlerde kendi çektiği ve yayınladığı videoda mealen “CHP’nin de temizlenmesi lâzım” dedi. Şöyle:
“Hesap sorabilmek için de hesap vermekten kaçınmamak gerekir. Hesap vermek her bir CHP’linin namus borcudur. Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleriyle anılamaz. Bunlarla bir araya gelemez. Üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz. Derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir.”
Bunları neden dedi? Ne demek istedi? “Derhal arınma” nasıl olacak? Bu sözler kimin işine yarar? Bunlar ayrı konu.
Ama bu sözlerde bir “dolaylı ikrar” var denebilir. Yani denebilir ki Kılıçdaroğlu bazı CHP’lilerin yolsuzluk ve rüşvet eylemlerine karışmış olabileceğini dolaylı olarak da olsa kabul etmiş oluyor.
Kılıçdaroğlu, kendisine net bir soru olarak sorulsa, elbette, “İmamoğlu Suç Örgütü” adlı bir suç örgütünün varlığını kabul etmeyecektir. Zira bu isnatla açılan dava kendisinin genel başkanlık dönemini de kapsıyor. Kendisinin şahsen bu davanın dışında tutulmuş olmasının anlamını da herhalde en iyi kendisi bilir.
Ama Kılıçdaroğlu, bu cümleleriyle, bazı CHP’lilerin belki de organize biçimde yolsuzluk yaptığını kast etmiş olabilir. Ve bu bir nevi ikrardır.
Nitekim AKMHP cumhurunun başkanı Erdoğan Kılıçdaroğlu’nun bu sözü üzerine şunları söyledi:
“Koyunlarında besledikleri yılanlardan rahatsız olmuş ve isyan etmiştir. CHP’yi rüşvet, irtikap, hırsızlık, yolsuzluk girdabına sürükleyen anlayıştan rahatsız olduğunu söylüyor. Demek ki; bir rüşvet çarkı var. Onu kendisi de kabul ediyor.”
Kılıçdaroğlu aslında tam olarak böyle söylemiyor, ama Erdoğan her zamanki gibi sözü evirip çevirip hasmına batırıyor.
Ama Erdoğan şunu unutuyor:
Hukukta ikrar genellikle bir bütündür ve bölünemez.
Yenilerin “bileşik bağlantılı ikrar” dedikleri “mürekkep murtabit ikrar” hali varsa sözün hepsini nazara almak lâzım ki bir mana ifade etsin.
Bu durum sanık ve dava tarafları için geçerli olduğu gibi şahit için de geçerlidir.
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun şahitliğinden medet uman Erdoğan unutmuş gibi yapsa ve hatta unutturmaya çalışsa dahi herkes biliyor ki Kılıçdaroğlu’nun AKP’ye yönelttiği en büyük eleştiri organize yolsuzluk eleştirisidir. Bu iddiasından vazgeçmiş de değildir.
“Beşli çete” merkez söylemi üzerinden kurduğu muhalefet kurgusunu şimdiki CHP idaresi ve Özgür Özel de aynen sürdürüyor. Zaten aksini kimse düşünemez.
Bu durumda millet sorar:
-Ey Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun şahitliğini bu konuda kabul ediyorsun da o konuda neden kabul etmiyorsun?
-Israrla koruduğun eski-yeni AKP’li belediye başkanları, bakanlar ve bürokratlar hakkındaki CHP iddialarını neden görmezden geliyorsun?
-Yoksa sana diploma verenler “mürekkep murtabit ikrar”ın ne demek olduğunu öğretmediler mi!