"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Robin Hood devletin yolu

Ahmet BATTAL
08 Nisan 2020, Çarşamba
Zenginden alıp/çalıp fakire vermeyi kendisine iş edinmiş olan iyi huylu ve iyi yüzlü cesur ve kahraman İngiliz eşkıyası Robin Hood’un hikâyesini hepimiz az çok biliriz.

Krallar, bilhassa fetihler ve savaşlar için halktan ağır vergiler topladıkça fakirin canı yanmış, devletten canı yananı devlet değil Robin Hood duymuş, Sherwood ormanı adalet isteyenlerin alternatif sığınağı ve hazinesi olmuş. (Bizim Köroğlu’na ne kadar benzediği ayrı bir husustur.).

Batıda bu işi o zamanların kralları yapsaydı, alternatif yardımseverlik kurumlarına ihtiyaç olmayacaktır. 

Ama demek Batıdaki devletin ve bilhassa sanayi devrimi öncesindeki devletin böyle bir tabiatı yokmuş ki onun yerine “fakiri düşünme” işini sivil ve alternatif ve hatta eşkıya tanımına uygun birileri yapmaya çalışmış ve halkın kahramanı olmuş. 

Sonra Batıya Sanayi Devrimi gelmiş. Toprağa bağlı “soylu zengin” – “köksüz fakir” ayrımı, yerini yeni şehirlerdeki daha derin ve daha acımasız bir ayrıma, “işçi-işveren” ayrımına bırakmış. Esirlik ecirlik olmuş olmasını, ama ne ecirlik, köle olsalar daha iyi! 

Bu gidiş hepimizin bildiği sınıf çatışmalarını, 1789 Fransız İhtilal-i Kebirini, 1848 İngiliz İşçi Ayaklanmasını, 1917 Rus Bolşevik devrimini ve daha nicelerini ortaya çıkarmış.

Ve nihayet Batılı devlet felsefecileri, devlet adamları ve devletler akıllanıp bu “sürekli çatışma sosyolojisi”nden kurtulmak için çareler aramaya başlamışlar. (İki dünya savaşı da bu arayışları hızlandırmış.)  

Bir kısım, tefritte kalıp “pür liberalizm” adına  eski hali savunmuş. Laissez-faire, laissez-passe (lese fer, lese pase) yani “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sloganıyla “devlet bu işlere karışmasın, piyasa kendi yolunu ve akışını kendisi bulsun” fikrini savunmuş. 

Bir kısım ifrat edip Marx’ın açtığı patika yolu caddeleştirmiş. “Zengin fakir kavgasını kaldırmanın yolu herkesi yoklukta eşitlemektir, her şey devletin olursa kavga biter” demiş ve komünist devletleri ortaya çıkarmış. Hikâyenin sonunu biliyorsunuz. 

Ama makul bir kısım orta yolu bulmuş. Sosyal devlet uygulamalarını icat etmiş ve geliştirmiş. Robin Hood’u devlet yapmış. Ya da devleti Robin Hood yapmış. 

Bu iyi örnek ifrat ve tefritleri törpülemiş. Bugün artık pür liberal bir devlet olmadığı gibi gerçek komünist devlet de kalmadı. 

Bu süreçte Doğu ağır bir sanayi devrimi krizi yaşamış olmasa da neticede üç yüz senedir Batıyı taklit ettiği için Doğu da Batının açtığı üç çığırdan birini seçmiş. 

Bugün virüsle gelinen noktada “coronadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyenler elbette haklılar. 

Ne değişecek ve ne değişmeli?

Emek ve sermayenin mücadelesinde devletler ve uluslar arası örgütler tam doğru yerde durmayı öğrenmeli. 

Ama soru şu: devlet bu zenginden alıp fakire verme işini sadece kendisi mi yapacak yoksa sivil hareketleri de destekleyecek ve besleyecek mi? 

Ya da şöyle soralım: Modern devlet Robin Hood’u öldürüp yerine geçmeye çalışarak mı Robin Hood olacak yoksa “o bir fikirdir ve fikri yaşatmalıyım ki ben de yaşayabileyim” deyip sivil Hood’lara saygı duyacak ve destek mi olacak? 

İşte bütün mesele bu. Türkiye için de…

Viva sivila!

Okunma Sayısı: 1944
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı