"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetçiler ve ölümün dersi

Ahmet BATTAL
22 Haziran 2024, Cumartesi
Allah’a ve ahirete iman dersine hepimizin ihtiyacı var.

Üstelik bu ders her gün ve hatta her an tazelenmeli ki akıldan kalbe insin ve şeytanın elinde uçup gitmesin.

Bu dersi en iyi ve en sağlam biçimde veren de ölüm hakikati.

Bayram tatili vesilesiyle Karadeniz’de “iyi bir solcu” ile “güzel bir sohbet” etme imkânı bulduk.

Kendisi Özgürlük ve Demokrasi Partisi’nde uzun yıllar siyaset yaptıktan sonra dostlarının da telkini ile Cumhuriyet Halk Partisine transfer olmuş.

Dinî konulardaki tavrı da zaman içinde yumuşamış ve tasnifçi bir tavra dönüşmüş. Bunda elbette yaşlanmanın da bir tesiri var: Yaşlılık dindarlaştırır.

Ateist olanları anlamadığını, Yaratıcının inkâr edilemeyeceğini söylüyor. Ama kendisini bir dine mensup olarak görmüyor. Dinlerin akla, bilime ve çağa aykırı gibi görünen uygulamalarından dolayı gençliğinden itibaren dinden uzaklaşmış. Ama son zamanlarda ölüm hakikati daha perdesiz görünmeye başladıkça o konulardaki popüler “amalar-fakatlar” anlamsız hale gelmeye başlamış.

Her aklı başında insan gibi o da Ahirete de inanmak istiyor. Ölümden sonra yokluk fikri onu da sıkıyor. Bir nur lazım. Hem de bütün siyasi taraftarlıkların dışında ve siyasi tarafgirliklerin üstünde mualla ve müberra bir makamdan verilen Kur’an dersine ihtiyacı şiddetli.

O kısa sohbetimizde, “midedeki açlık gıdanın en büyük delili olduğu gibi kalpteki ebediyet arzusu da ahiretin en büyük delilidir” dediğimizde gözleri parlıyor.

“Allah’a inananın ahirete inanmaması Allah’ın gücüne gider” dediğimizde durup kendi içine dalıyor. Ahirete inananın dünyayı daha doğru yaşamak için bir rehber olarak peygambere ve bir kılavuz olarak vahye ihtiyacını hissettirdiğimizde zihni daha da derinleşiyor. Maziyi hayra yormak için kader inancına ve istikbali doğru planlamak için cüz’i irade fikrine yakınlaştırdığımızda gözleri parlıyor.

Siyasetin ülkeye ve millete hizmet etmek için bir yarış olduğunu ya da öyle olması gerektiğini ve dinin ve dindarlığın bu ülkenin kültürel ve sosyal bir gerçeği olduğunu düşünüyor.

Siyasetçinin dine ve dindarlara düşman olmasının kendi kendisiyle çelişmek anlamına geleceğine inanıyor.

Birçok entelektüel gibi o da kendi tabiriyle “samimi dindar ile dinci arasında” bir fark görüyor ve gözetiyor ve “dini siyasetine ya da ticaretine yani dünyevî işlerine alet eden dincidir” diyor.

Dindarların bir partide kümelenerek siyaset yapmasının dine de sosyal yapıya da zarar vereceğine inanıyor.

AKP’nin yirmi küsur yıllık iktidarında samimi dindarlığın artmamış olmasını da buna delil olarak gösteriyor.

Genç kızların ve kadınların, kendi tabiriyle “ancak plajda giyilebilecek kıyafetlerle” sokakta gezmesinin tepkisel bir yönünün de olduğunun şuurunda ve bundan o da memnun değil.

İçkili lokantadaki bir masadan sessizce kalkıp ilan etmeden namazını kılıp gelen ve sonra da arkadaşlarının hatırına onların içkisine eşlik eden(!) siyaset arkadaşının dindarlığına imreniyor.

Kendisine “ÖDP ilçe başkanı, bir gün, siyasetçi dostlarına, ‘benden sonra cenazemi dinî ritüel olmadan kaldırın’ deseydi ne kadarı bu teklifi makul karşılardı” diye soruyoruz.

“Yüzde altmışı normal karşılardı” diyor.

“Aynı şeyi CHP ilçe başkanı söylese ne olur” diye soruyoruz.

“Ancak yüzde beşi normal karşılardı” diyor.

Bu farkın anlamını ve sebebini bulmak da siz okuyuculara düşüyor.

Okunma Sayısı: 1844
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    22.6.2024 10:40:53

    Dini Siyasete alet Edip, Siyaseti de kendi çıkar ve menfaatleri uğruna kullanan her kim olursa olsun dine en büyük zararı vererek kendisini canavarlaştırmıştır. bugün bu iktidarın yapmış olduğu yanlışlardan dolayı, dinden uzaklaşan bir çok insan görüyoruz, bunların vebali günahı bu adamların boynunadır. bunlar hiçbir şey olmamış gibi yine aynı şekilde sıkıştıklarında camide miting cami avlularında miting, iftira şahsi çıkarları uğruna insanları öldürmek, darbelere meydan vermek, gibi her türlü illegalite yapmaya müsait tiplerdir. Eski meclis başkanının dediği gibi, “siyasetçi ütmekle mükelleftir” aslında siyasetçi ütmekle mükellef değil, siyasetçi hak hukuk adalet bilip, ülkeye demokrasiyi yerleştirmekle mükelleftir. gerçeklerle halkı yüz yüze getirmekle mükelleftir. doğru olmakta mükelleftir, onurlu şerefli haysiyetli olmakta mükelleftir, yarın Hakk’ın huzuruna gideceğini bilerek, bu sorumluluk altında hareket etmekte mükelleftir.

  • Nahit Topaloğlu

    22.6.2024 10:30:54

    Tebrik ederim Battal kardeşim, Pek güzel işlemişsiniz. Bir iki kelimenin başına -bu sıcaklarda- güneş geçerse, demedin deme! Şapka deyip geçmeyin! Bâki selamlar. Fî emânillah!

  • yılmaz

    22.6.2024 01:34:36

    değerli hocam yazılarınızda chp kimliğinin uzerindeki gömleği değiştirerek demokrat gömleği giydirmeyi ümit ettiğinizi varsayıyorum.bır sosyolojik tabakayı temsil eden halkçıların demokratlara iltihakı mümkün mü?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı