"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetin dine alet edilmesi-2

Ahmet BATTAL
05 Eylül 2019, Perşembe
Son yazımızda gördük ki siyasetin dine alet edilmesi mümkündür. Ama büyük çoğunluğun dindar olmadığı bir toplumda devletin dine hizmet edebilmesi için bazı şartlar vardır.

Öncelikle, “toplumsal doku”nun bozuk olduğu böyle bir sosyal yapıda dindarların bir partide kümelenmesi ve şeklen “dindarların iktidarı”nı ortaya çıkarması dine faydadan çok zarar verir. Hal-i âlem buna şahittir. 

En iyi çare “Demokratların iktidarı”dır. Zira Demokratlar kendi partilerindeki demokrasi ile milletin gözüne girer, iktidar olur ve ülkeye de demokrasi getirir. Böyle bir ortamda ise samimî dindarlar sivil alanda kalarak ve ihlâsla dine hizmet etme imkânı bulur. Demokratik Batı toplumlarındaki dinî samimiyet ve münafık azlığı da buna şahittir. 

Bu noktada siyasetin dine alet edilmesinin diğer bir muhtemel yönteminden söz edelim: Bürokrasinin dine hizmet ettirilmesi. 

Gerçekten, siyasetin dine alet edilmesinin birinci ve çok bilinen yolu bir ekibin ya da grubun parti kurarak iktidar olup siyaseti yani devlet kuvvetini (topuzu) dine hizmet ettirmeye çalışmasıdır. Buna bir “İslâmcılık” modeli olarak “Siyasal İslâmcılık” denilebilir. 

Ama bir de devlet bürokrasisini dine hizmet ettirmeye yönelik ekipleşmeler ve gruplaşmalar var ki buna da “bürokratik İslâmcılık” dense yeridir. 

Dinî hamiyet duygusuna sahip olan ve bu maksatla insan yetiştiren çok sayıda grup veya ekol devlete adam yerleştirmeyi ve bu yolla devlet bürokrasisini ele geçirmeyi hedefler. 

Dinle doğrudan veya dolaylı şekilde ilgili olmayan kamu hizmeti makamlarını din namına elde etmenin hiçbir anlamı ve izahı yoktur. Bu makamlardaki dindarlar gündüz devletin hizmetindedir ve  akşam da sivil din hizmetinin bir ucundan tutabilir. 

 Buna karşılık devletin bazı hizmet birimlerinin dine doğrudan ve dolaylı katkısının olması sebebiyle ehl-i hamiyetin bu makamlarda bulunma isteği bir ölçüde makul de görünür. 

Meselâ Diyanet İşleri Başkanlığının işi zaten din hizmetidir. Dinî grupların bu teşkilâta münhasıran kendi renklerini vermeye çalışmaları yanlıştır. Bunun dışındaki makul etkileşimler anlayışla karşılanabilir.

Meselâ Millî Eğitim, Gençlik, Spor, Aile ve Sosyal Hizmetler gibi alanlarda hizmet veren devlet teşkilâtının dinî alanla doğrudan ilgisi vardır ve buraları “zındıklardan temizlemek” makul görünebilir. Aynı şekilde bu makamları “elde etmek” ya da “elde tutmak” da liyakat şartına uymak kaydıyla bir ölçüde makul görünebilir. 

Ama hepsinin temel sıkıntısı şudur: Anayasal sistemin ve demokrasinin bir gereği olarak iktidardaki siyasetçinin emrinde olması ve kalması gereken bürokrat, siyasî amirinden aldığı emri kendi dinî hizmet anlayışına ve hamiyet duygusuna aykırı görürse ne olacak? Ya da bir bürokrat kendi cemaat abisi ile devletteki amiri arasında çelişki yaşarsa ne yapacak?

1. Doğru olmadığını düşündüğü ya da gerekliliğine inanmadığı emri yerine getirecek. Bu halde tutarsızlık ve vicdanî azap vardır. 

2. Kendi inandığı tarzda doğru icraatı yapabilmek için emre itaatsizlik edecek. Bu ise devletin düzenini bozmaktır ve disiplin suçu ve hatta bazen adlî suç işlemek anlamına gelir. 

3. Çelişki yaşamamak için görevinden istifa edecek. Bu halde de “emeklerimiz ziyan oldu” fikri gündeme gelecek.

O halde dinî hamiyet sahibi insanların bir siyasî partide kümelenip iktidar olmaya çalışmaları yanlış olduğu gibi bürokrasiyi ele geçirip o makamları dine hizmet ettirmeye çalışmaları ve bu uğurda suç işlemeleri ya da tavizler vermeleri de doğru değildir. 

Devlete ait makamlarda dine değil devlete ve millete hizmet edilir. Millete hizmet için de “Bu da dolaylı da olsa bir din hizmetidir” denilebilir. Ama bu dindar milletin asıl ihtiyaç duyduğu din hizmeti “dolaylı hizmet” değil, doğrudan doğruya nur göstererek ve en çok da hâl dili ile nasihat ederek milletin dinine ve ahiretine hizmet etmektir.

Okunma Sayısı: 1309
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    5.9.2019 18:53:27

    Siyasetin dine alet edilmesi hususu da diğer hususlar kadar önemli tabii.Aksi durumlar insanı tehlikeye sürükler MaazAllah.Maalesef günümüzde çok kolay ve rahat bi şekilde dini değerler kullanılıp,kendi şahsi gerekçelerine dayandırılarak,kirli siyasetlere alet ediliyor.Din inhisar altına alınamaz.Hiç kimse onu alet olarak ta kullanamaz.Ama gelin görün ki menfaat uğuruna dönen canavar siyasete mübarek dinimiz alet ediliyor.Yapılan bunca zulümlerden biri de maalesef dini değerlerin fani insanlar eliyle kirli siyasete alet edilmesidir.Fakat bazı kimseler;bu durumdan gayet memnun.Kimsenin sesi çıkmıyor.Yapılan bu zulüm körü körüne savunuluyor.Oysa Bakî olan dinimiz fani olan siyaset için asla kullanılmamalı.Yoksa musibet kaçınılmaz olur.Din siyasete alet edilemez,siyaset te dinsizliğe alet edilemez.Fakat siyaset dine bazı hususlarda alet edilebilir düşüncesindeyim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı