"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasette yumuşama, adalette pelteleşme-2

Ahmet BATTAL
21 Mayıs 2024, Salı
Aynı isimle yazdığımız ilk yazıdaki “adaletin pelteleşmesi” meselesini soranlara vereceğimiz cevaba yardım için önce bir metin paylaşacağız:

***

“Yasama, yürütme ve yargının tek bir adama teslim edildiği her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de maalesef hak arama kapısı haklıya ve mazluma kapalı, diktatörlerin çıkarlarına ve yakınlarına hizmet eder hale geldi.

“Hiç kimse unutmasın, bugün verilen bütün kararların geçerliliği otoriter hükümetin iktidar süresi kadardır. Vicdanlarda ve milletimiz nezdinde bu kararların hiç bir hükmü yoktur. Bunun içindir ki dikta rejimleriyle el sıkışılmaz ve sistemin aparatı olunmaz! Bütün bu olanlar normal değildir, vicdani de ahlaki de değildir.

“Otoriter yönetimle mücadele etmek bu yoldaki tek seçeneğimizdir. Bütün demokratların bu gerçeği görmesi gerekir. Biz pes edersek, milletimizin ensesindeki tokat daha katmerli olur. Unutmayalım: Başka Türkiye yok!”

***

Şimdi birinci sorumuz: “Bütün demokratlar” vurgusuyla biten yukarıdaki metne siz de imzanızı atar mısınız?

Cevabınızdan bağımsız olarak ikinci sorumuz: Yukarıdaki cümleler hangi siyasetçiye ya da entelektüele aittir?

Evet, bu cümleleri, bugün halen hayatta olan ya da olmayan aktif ya da pasif siyasetçilerden hangisinin ya da hangilerinin yazmış olabileceğini tahmin etmeniz aslında zor değildir.

Bu sebeple biz sorunun cevabını vermeyeceğiz. Dileyenler arama motorundan bakıp cevabını bulabilir. Bazılarınız şaşıracak ama olsun!

Biz bugün sadece, yukarıdaki metin vesilesiyle, ülkemizin geldiği noktada, siyasetin yumuşaması ya da normalleşmesi ile ilgili tartışmalara başka bir yönden bakmaya çalışacağız.

Siyasetçiler arasında yumuşama ve normalleşme şarttır.

Halkın kamplaşmış ve hatta kutuplaşmış çeşitli kesimleri arasında da normalleşme şarttır.

Bunun için elbette iktidar siyasetine de vazife düşüyor.

Mesela İstanbul’dan birkaç avukatın bir Külliye ziyaretinde cumhurbaşkanını bu formüle ikna etmesi sonrasında koskoca İstanbul Barosunun ve Ankara Barosunun, adeta bir gece ansızın “şakkadanak” bölünmesinin her iki cenahta da meydana getirdiği sıkıntıları aşabilmek için -Anayasa Mahkemesi de artık devreden çıktıktan- sonra kanun değişikliği şart.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Erdoğan’ı ve Devlet Bahçeli’yi ziyaretinde elinde bulunan

dosyada bu ve benzeri konuların da olduğunu duymak isteriz.

Ancak adalet tatbikatı açısından bakıldığında yumuşamaya ihtiyaç yoktur.

Eğer yumuşama ile merhamet kast ediliyorsa merhamet dahi ancak hak edene gösterilecek bir adaletli tavrın adıdır.

Zalime karşı yumuşama olmaz. Dik durulur, adaletin şartları olgunlaştırılır, vakti bulunur ve hesap sorulur. Sonrasında iş infaza geldiğinde yine hukukun içinde merhamet de gösterilebilir.

Bu bahiste de, kendisini çifte standartla gösteren bir olgu olarak hakiki merhamet ve sahte merhamet meselesi devreye girer.

Mesela Anayasanın 104. maddesi uyarınca cumhurbaşkanı “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.”

Bu hüküm uyarınca ve “kocamaları” sebebiyle 28 Şubat zulmünün failleri durumundaki bazı paşaların cezaevinden çıkarılması bir merhametin gereği olabilir.

Ancak bunun adaletli bir merhamet olması için aynı durumdaki başka “terör” suçu mahkûmlarının da affedilmiş olması şarttır.

Aksi halde, kitleler, bu tür uygulamaların gerçek merhametten kaynaklanmadığını yani bir çifte standart halinin söz konusu olduğunu ve adaletin hakkaniyetle birleşmediğini düşünmeye başlar.

Böyle bir yumuşama ise hakikatte ancak bir pelteleşmedir!

Okunma Sayısı: 1373
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nahit Topaloğlu

    21.5.2024 13:59:54

    O metnin altına imza atarım. Kılıçtaroğlu söylemiş diye imzadan içtinab edecek değilim. Bir kısım kardeşlerimizde bir komleks oluştu: "CHP'li derler mi acaba?" Üstad Nurlara Abdullah Cevdet'in şiirini almış. Fenâ ve fâni bir adamın güzel ve bâki bir sözü var, diyerek Tevfik Fikretin beytini almış. Kılıçtaroğlu'nun -isimsiz naklettiğiniz- bu sözlerine her demokrat imza atar Ahmet kardeşim.

  • Mustafa Said Kara

    21.5.2024 13:27:18

    Ülkedeki bütün demokratlar chp de birleşsin demek de tehlikelidir. Chp nin ideolojisi bellidir. Gücü ellerine geçirirlerse dine musallat olurlar.

  • süleyman ALIÇ

    21.5.2024 11:47:34

    Ahmet hocam teşekkürler “Bütün demokratlar” vurgusuyla biten yukarıdaki metne bende imzamı atarım. sizde çok iyi bilirsiniz ki; "Demokratlık" özüyle, sözüyle haliyle fiiliyle "AHRAR" olma ruhu ile olur "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" dendiği gibi laf değil iş lazım bu Ahrarlık da bir ruh ve temsiliyet meselesidir. Duamız ve arzumuz gerçek “Bütün demokratlar”'ın ülkenin idaresine hakim olmasıdır.

  • Erhan

    21.5.2024 10:21:43

    İktidarı altın tepsi‘de sunanlar mükafatlarını tek tek alıyorlar. suçu günahı olmayan, tiyatroyla hiçbir şekilde yakından uzaktan ilgisi olmayan, masum, mazlum insanlar, işlerinden, aşlarından, eşlerinden, çocuklarından, anne ve babalarından ayrı konularak, bir soykırıma uğratılmıştır. bu gerçeği hiçbir zaman için gözardı etmememiz lazım. Ülkemiz ülke olalı böyle zulüm görmedi yazıklar olsun, haram olsun zehir zıkkım olsun. adaletsiz! haksız! hukuksuz! yöneticiler, İnşallah kibrininizde boğulup cehennemin esfeli safiline gidersiniz.

  • Oğuz Yiğiter

    21.5.2024 05:38:28

    En zararlı tatlı türünün jelibon formunda üretilen şekerler olduğu gıda uzmanları tarafından söyleniyor. Buradan hareketle "jelibon siyaseti"nin de fıtrî olmayan, zorlama ve sun'i katkı maddeli, sosyal yapıyı bozup fıtrî olan toplumun kendi bünyesini tamir edici yolun önünü kesen "aldatıcı bir ağız tatlandırıcısı" bir siyaset olduğu anlaşılıyor. Tıpkı darbe ve ara dönem rejimlerinin bunalımlı geçiş dönemlerinde, merkez siyaseti temsil eden demokratların önce dağıtılıp sonra şaşırtılarak, sonra da zoraki nikâhla darbe ürünü ANAP'la birleştirilip kadükleştirildiği gibi. Çok dikkatli olunması gereken yeni bir virajda gibi siyaset zemini...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı